Bugun...


Adanalıları tiyatroya doyuracağız
Sevinç Gediktaş Adana Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü görevine atandıktan sonra ilk röportajını gazetemize verdi.

facebook-paylas
Tarih: 15-01-2018 10:35
Adanalıları tiyatroya doyuracağız
+ -

PELİN ERKOCU

ADANA(GÜNAYDIN)– Sevinç Gediktaş Adana Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü görevine atandıktan sonra ilk röportajını gazetemize verdi. Yeni görevinin heyecanını yaşayan Gediktaş, kendisi ve tiyatro görüşü hakkında açıklamalarda bulundu. Yirmi dört yıldır tiyatronun içinde olduğunu belirten Sevinç Gediktaş göreve gelir gelmez Sabancı Vakfı ile ortaklaşa düzenlenen bu yıl 20. gerçekleştirilecek olan Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nin hazırlıklarına başladıklarını söyledi.

Sanatın çocukların bakış açısını değiştireceğini vurgulayan Gediktaş, ev hanımlarını tiyatroya davet etti. Adanalıları tiyatroya doyuracaklarını açıklayan Gediktaş, “Ev hanımlarımızda düzenledikleri günlere tiyatroyu da ekleyebilirler. Ben elimden geldiğince yardımcı olurum. Bu tarz organizasyonlarda yaptıklarında birlikte kahve içip, oyun hakkında konuşabiliriz, misafir edebiliriz” diye konuştu.

Kendinizi tanıtır mısınız?

1970 yılında Eskişehir’de doğdum. 1992–93 yılında Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’nde Devlet Konservatuarlığı Tiyatro Oyunculuğu mezunuyum. Sonrasında üniversitede araştırma görevlisi olarak çalıştım. 1997 yılında üniversiteden ayrılarak Konya Devlet Tiyatrosu’nda sanatçı olarak göreve başladım. Sekiz yıl Konya Devlet Tiyatrosu’nda oyunculuk yaptım. Bu süreç içerisinde Selçuk Üniversitesi’nde bir yıl öğretim görevlisi olarak çalıştım. Bir yıl yine sanatsal işlerden sorumlu müdür yardımcılığı yaptım. Aynı zamanda da oyuncu olarak sahne üstünde var olmaya çalıştım.  2005 tarihinden itibaren Adana Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladım. Burada görevime devam ediyorum. 5 Ocak tarihi itibariyle diğer sanatçı arkadaşım Efe Ünsal’dan görevi devraldım. Çünkü devlet tiyatrolarında bir genel müdür değişikliği söz konusu oldu. Şu andaki Genel Müdürüm Sayın Mustafa Kurt olduktan sonra bende burada yeni görevime onun tarafından atanarak başladım.

Bu süreç nasıl gelişti?

Bizim kurumumuzun genel işleyişi böyledir zaten. Benden önceki sanatçı arkadaşlarım genel sanat yönetmenliğinde devam eder. Ondan sonra biz tekrar bayrağı alırız. Ayrıca aynı sahneyi paylaştığım diğer arkadaşıma Efe Ünsal’a da çok teşekkür ediyorum. Efe Ünsal’dan öncede benim aynı sahneyi paylaştığım arkadaşlarım burada bu görevi üstlenip devam ettirmişlerdi. Sayın Fırat Demirağ, Sayın Gökhan Doğan… Sahne arkadaşlarıma da hizmetlerinden dolayı, çok çok teşekkür ediyorum. Bende elimden geldiği kadar onların bıraktığı yerden devam edeceğim.

Planlarınız var mı? Tiyatroda bir değişiklikler olacak mı?

Aslında, burada var olan arkadaşlarımda yeteri çalışmayı, özeni ve titizliği gösteriyor. Bende kısa bir süre önce atandım. Var olan bir program var, bir düzen var. Bir festivalimiz var 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde gerçekleştirilecek. Çok özel ve çok anlamlı bir günde olacak.  Sabancı Vakfı ile ortaklaşa düzenlenen Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali ’nin bu sene 20.’sini hazırlayacağız. Bu festival, Adanalı sanatseverlerin ilgi gösterdiği bir etkinlik... Onun hazırlıkları olacak. Geçen sezon yaklaşık 20 bin seyirci izleme şansına sahip olmuş. Çok önemli tiyatro grupları ağırlanıyor. Sağ olsunlar seyircilerimiz gişe açılmadan önce uzun kuyruklar oluşturuyorlar. Biletler kısa bir zamanda da tüketiliyor. Adanalı tiyatro severlerimize de ilgilerinden dolayı çok teşekkür ediyorum.

Sizi tekrar sahnede görebilecek miyiz?

Tabii… Şu anda bir yoğunluk var. Biz oyuncular zaten sahne üzerinde olduğumuz zaman besleniriz. Ben yirmi dört yıldır tiyatronun içindeyim. Dolayısıyla bizler oralarda nefes alıp, yaşayabiliyoruz. Otuzun üzerinde oyunda çalıştım. Çok şanslıyım, şükrediyorum. Çünkü çok severek bu işi yapıyorum. Ve hala içimde o amatör ruhu, heyecanı kaybetmiş değilim. Sahneye her çıkışımda, yine aynı heyecanı yaşıyorum. Sanki ilk defa çıkıyormuşum gibi… Bundan büyük mutluluk ve keyif alıyorum. Benim için sahne gerçekten çok ayrı bir yer. Aktif olarak sürekli sahnedeydim. 2013 ve 2015 yılında “Macun Hokkası” ve “Kırkından Sonra” adlı oyunlarda ‘En iyi komedi ve en iyi kadın oyuncu’ dalında iki tane ödülüm var. Bu bir ekip işi… Güzel işler yapıyorsak bu tamamen ekiple yapıldığı içindir. Ben oyunculuğa da öyle bakıyorum. Seyircimiz için hizmet ediyoruz. Seyirci var oldukça bizler var oluyoruz. Bu yüzden seyircilerimize en iyisini sunabilmek için çabalıyoruz. Ve sevgi, hoşgörü, saygı ile nezaket kuralları çerçevesi içinde çalıştığım sürece her anlamda güzel işler çıkartırız. 

 Adana izleyicisini nasıl buluyorsunuz?

Oyunlarımdan biliyorum, çok güzel seyirci profili var. Sağ olsunlar, her kitleden seyirci var, bu çok önemli. Hep matinelerimiz dolu, çocuk oyunlarımız dolu… Adanalı izleyici her oyuna ilgiyle yaklaşıyor. Ayrıca şuna da değinmek istiyorum; anneler çocuklarını alıp oyunlarımıza getirsinler.  Sanat, kültür, tiyatro çocuklarımızın hayat bakış açılarını değiştirecektir. Hayatla iletişim kurmayı sağlayacaktır. Empati kurmayı öğretecektir. Olaylara dışarıdan bir seyirci gözüyle bakmayı öğrenecekler. Ev hanımlarımızda düzenledikleri günlere tiyatroyu da ekleyebilirler. Ben elimden geldiğince yardımcı olurum. Bu tarz organizasyonlarda yaptıklarında birlikte kahve içip, oyun hakkında konuşabiliriz, misafir edebiliriz. Öğretmenlerimizde çocukları yönlendiriyor. Okul grupları ve sivil toplum örgütleri geliyor. Ama ben özellikle ev hanımlarımızı tiyatroya davet ediyorum. Okulun etkinliği kapsamında öğrencilerimiz oyunlarımızı izlemeye geliyor. Bu öğretmenlerimiz sayesinde oluyor. Tiyatro öğrencilere mutlaka bir artı kazandıracaktır.

Çocuklarınız arasında oyuncu olmak isteyen var mı?

Aslında küçük oğlum Çağan, bu konuda biraz daha istekli… Ama şu anda çok yönlendirmiyorum. Onlar ileride kendi mesleklerini seçeceklerdir. İkisi de tiyatroya ve spora çok ilgililer. Var olan bir sistem var. Sabah çok erken saatlerde gidiyorlar. Yabancı dil, sosyal etkinlik faaliyetlerinden dolayı çok baskın değilim. Yapmak istedikleri, hoşlandıkları, zevk aldıkları hobileri var. Önemli olan bu…

Çocuklarınızın oyuncu olmasını ister miydiniz?

Tabii ki, isterdim. Çünkü sahnenin heyecanı çok başka… O heyecanı yaşamalarını gerçekten isterdim. Bizler hasta olduğumuz zaman, çok yakınlarımızı kaybettiğimiz zaman var olan bir programın içindeyiz. Üzerimize düşen sorumluklarımızı yerine getirmeliyiz. Sanatçılar çok daha duygusal… Sonuçta duygu işi yapıyoruz. Dolayısıyla her zaman orada olmaya çalışıyoruz, seyircimizle buluşuyoruz. Bu da çok güzel bir şey… Önemli, huzur verici, heyecan verici… Ben normalde de çok heyecanlı bir karaktere sahibim.  Doğayı çok seviyorum. İki tane köpeğim ve küçük bir bahçem var. Tiyatro zaten hayatın ta kendisi… Sevgiyle, heyecanla, ekiple yapılan her şey çok güzel. Hayata ve tiyatroya öyle bakıyorum.

Kendinizi geliştirmek için farklı bir şeyler yapıyor musunuz?

Fırsat buldukça ailemle İstanbul’da sahnelenen oyunları izlemeye gidiyoruz.  Çünkü bir kadın olarak, annelik misyonumuz da var. Hem sahnede var olabilmek, hem işimizi yapabilmek, hem bir eş ve anne olmak gurur verici… Bazen şöyle düşünüyorum; bizler matruşkayız, içimizden anne matruşka, sanatçı matruşka, komşu matruşka, idari göreve gelmiş matruşka çıkıyor… Yani bir sürü sorumluluklarımız ve yükümlüklerimiz var. Hepsi de bir şey kazandırıyor.

Acaba bir kadının müdür olması devlet tiyatrosunda fark yaratır mı?

Olaya cinsiyet ayrımcılığı olarak bakmıyorum. Kadın veya erkek hepimizin hayata bakış açısı, perspektifi farklıdır. Dolayısıyla bireylerin karakterleri farklıdır. Burada belirli olan sorumluluklarımız vardır. İster istemez, her anlamda kadın erkek fark etmez yansımalarımız farklı olacaktır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Elimden geldiği kadar sahne üzerinde ve burada görevimi sürdürmeye devam edeceğim. Benim 11 ve 13 yaşlarında Çağan ile Yaman adında iki erkek çocuğum var. Onlarda tiyatroya ilgililer.  Eşim de Bahçeşehir kampüsü müdürü o da fırsat buldukça oyunları izliyor. Onlarında etkinlikleri oluyor. Mesleğim konusunda ailemin desteğini her zaman hissettim. Eşime ve çocuklarıma bana olan desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Çünkü onlar her zaman bana destek oldular. Biliyorsunuz, turnelerimiz oluyor, gece geç saatlere kadar çalışıyoruz. Olmadığım zamanlarda eşimin çocuklarıma hem annelik hem babalık yaptığı oldu. Her zaman eşim, çocuklarım, ailem, ekip arkadaşlarım destek oldu. Hepsine teşekkür ederim.

 

 

 






YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI