‘Çocuklarımızı korumalıyız’

‘Çocuklarımızı korumalıyız’

‘Çocuklarımızı korumalıyız’
20 Kasım 2020 - 16:45

Adana Barosu Çocuk Hakları Komisyonu “Dünya Çocuk Hakları Günü” dolayısıyla yazılı açıklamada bulundu.
 
Açıklamada; “Savaşlarda can vermediği, şişme botlarda boğulmadığı, yurt yangınlarında yitirilmediği, evlendirilmediği, evlerinde ve okullarında dövülmediği, eğitimiyle ve geleceğiyle oynanmadığı, dilenmek ve çalışmak zorunda kalmadığı, istismara uğrayan çocuklarda rıza aranmadığı bir ülke istiyoruz” temennisinde bulunuldu.
 
 
Ülkemizin de içerisinde yer aldığı 191 ülke tarafından kabul edilmiş olan BM Çocuk Hakları Sözleşmesine rağmen, dünyada birçok çocuk, ya savaş ortasında ya da açlık sınırında, ekonomik yönden sömürülerek, farklı şekillerde  istismar edilerek hayatını sürdürdüğüne işaret edildi.
 
Açıklamada şöyle denildi:
“UNICEF’in raporuna göre; bugün dünyada yaklaşık 50 milyon çocuk köklerinden koparılmış mülteci durumundadır. Mülteci bir çocuğun okul dışı kalma olasılığı, mülteci olmayan bir çocuğa göre beş kat daha fazladır. Yanlarında kimsesi bulunmayan 100 binden fazla çocuk 78 ülkeye sığınma başvurusunda bulunmuş, bu sayı her geçen gün katlanarak artmaktadır. Yalnızca Suriye savaşında; hayatını kaybeden çocuk sayısı 15.000’in üstündedir.
 
Ailelerinden kötü emellerle değişik şekillerde koparılan ve sokağa terk edilen çocuklar, her türlü istismara uğrayarak, suç çetelerine alet olmakta ve kötü alışkanlıklar edinmektedirler. Yine milyonlarca çocuk “çıraklık” adı altında ucuz işgücü olarak kullanılmakta ve çocuk işçilerin her 10’nundan 8’i güvencesiz olarak çalıştırılmaya devam edilmekte ve mesleki eğitimi adı altında çocuk işçilik yasal hale getirilmektedir.
Ayrıca Adalet Bakanlığı yetkililerince yapılan açıklamalar doğrultusunda, ülkemizde 16 yaşını doldurmadan aile kararı ile yasal olmayan yoldan evlenmiş 3000 aile bulunmaktadır. Küçük çocukların cebir, tehdit, hile dışında bir yolla “rızaen” cinsel ilişkiye girebileceğini varsaymak, vahim bir yanılgıdır. Küçük çocukların böyle bir ilişkiye rıza göstermeyeceği bilinen bir gerçektir. Çocuk yaşta evliliğin, cebir, tehdit, hile dışında bir şekilde gerçekleştiğine inanmak büyük bir hatadır.
 
 
Mağdur çocuğun varlığında, özellikle cinsel istismar suçunda, rızasının hiçbir şekilde var kabul edilemeyeceği inancımızla, verilecek cezalarda “rızanın” bir takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilmesi, büyük bir yaradır.
 
Yine Çocuk Cezaevi’nde tutuklu olarak bulunan çocukların cinsel taciz, tecavüz ve işkence yoluyla haksız fiillere maruz kaldıkları kamuoyuna yansıyan bir gerçektir. Cezaevlerinde münferit de olsa bu tür fiillerin gerçekleşmemesi için bütün önlemler alınmalı, Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler  “Havana Kuralları” başta olmak üzere iç hukuk kurallarımızın uygulanmasında işlerliğin sağlanması gerekmektedir.
 
Değinilen tüm bu sorunların etkisiyle, her geçen gün, daha fazla çocuğumuzun suça sürüklenmekte olduğunu, ülkemizde Çocuk Koruma Kanunu kapsamında çocuk yargılamasının yapıldığı Çocuk Mahkemelerinin ihtiyaç sayısının artışında ve  Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi genelinde dosya sayısının artışında da gözlemlemek mümkündür.
Bu vesileyle, çocuğun üstün yararı  ilkesinden hareketle, çocuklarımızın her türlü kötülük ve sömürüden, baskı ve istismardan, ayrımcılıktan uzak, uygun sağlık ve eğitim koşullarında gelişimlerini sürdürebilmeleri için Adana Barosu olarak her tür çabayı göstereceğimizi beyan ederiz. “
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum