Doyumsuz olan kim?


“90’lı yılların ortasında yaşadığım apartman dairesinin altında dedemin bir bakkalı vardı. Rengarenk sakızların, çikolataların, şekerlerin, dondurmaların olduğu o minik bakkal benim için harikalar diyarından farksızdı. Dedemden alıp sepetime doldurduğum, sakızların, patlayan şekerlerin, düdüklü lolipopların hepsinin bana ait olduğunu düşünürdüm. Oraya girince yüzümde oluşan o kocaman gülümseme çocukluğuma dair hatırladığım en güzel mutlu anılarım olarak kalmış belleğimde.”
 
*****
 
Son zamanlarda fark ettiniz mi bireyler ya mutsuz ya da mutluluk arayışında ve yahut var olan mutluluğunun farkında değil. Size tabi ki nasıl mutlu olunur diye ahkâm kesmeyeceğim. Ancak ebeveyn çocuk arasındaki mutluluk akışına dair gözlemlerimi paylaşacağım sizlere.
Tüm ebeveynler çocuklarının mutlu olması için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışır. Bunun için çocuklarıyla geçirdiği zaman diliminde onları mutlu etmek adına her istediğini yerine getirme yolunu seçebilir. Ancak izledikleri bu yöntem bazen çocukta mutsuzluk yaratabilir.
 
*****
 
Varsayalım çocuk bir şey istedi.
Onu hemen yerine getirirseniz çocuğun arzuladığı o nesneye dair hayal kurmasını engellemiş olursunuz. Halbuki çocuğun isteğine ulaşması için yaptığı fedakarlıklar, gösterdiği çabalar eriştiği şeyi çocuk için çok daha anlamlı hale getirir. Böylece hayalini kurduğu o şeye ulaşabilmek için planlar yapan çocuk bu süreçte beklemeyi, sabır göstermeyi de öğrenirken ulaştıklarının kıymetini de bilecektir.
 
*****
 
Kimi ebeveynler de “Benim çocukluğumda imkânım yoktu. Çocuğum hiçbir şeyden mahrum kalmasın.” diye masumca çabalarken aslında kaş yapayım derken göz çıkarabiliyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çocuğuna sınır koymayan, ona “Hayır" demeyen ebeveynler, emek vermeyi, bir şeyleri elde etmek için yorulmayı ve hak etmenin gerekliliğini bilmeyen tatminsiz bireyler yetiştirebiliyor.
 
*****
 
Hatırlar mısınız çocukken annemiz gözümüze bakınca yapmamamız gereken bir durumu onun bakışlarından anlardık.
Çocuğa 3-4 yaşlarında olur-olmaz kavramları öğretin ve bu kavramaları gözünde netleştirin. Böylece çocuk bir ortamda sizden bir şey talep ederken eğer cevabınız “olmaz” ise çocuk bunu anlayacaktır tıpkı annenin çocuğunun gözüne bakınca kurulan iletişimdeki gibi. Çocuk ile olmaz-olur kavramını netleştirerek aranızda güçlü bir bağ kurabilirsiniz.
 
*****
 
Son olarak çocuğun sevinçlerini maddi nesnelere yüklemeyin. Çocuk siz ve çevresi öğretmediği sürece kendisine alınan nesnelerin pahalılığına dair fikir sahibi değildir. Çocuğunuza verebileceğiniz en değerli şey kaliteli hediyeden ziyade kaliteli zamandır. Çünkü çocuk kendisine alınan hediyelerin kalitesinin farkında olmayabilir. Bu yüzden mümkünse her gün belli zamanlarda sadece onunla ilgilenerek vakit geçirin.
Unutmayın kimse mükemmel anne-baba değildir.
Bu yolda bir adım dahi atabiliyorsan, bu olumsuzluklardan birini daha değiştirmeye çaba gösterdiysen çocuk için büyük şans...