Önce izlediler sonra yazdılar

Çukurova Üniversitesi Felsefe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri 'Sinemada Felsefi Konular' dersi kapsamında Sabri Şenevi Sinema evini ziyaret edip, Yılmaz Güney'in Umut filmini izledi

Önce izlediler sonra yazdılar

Çukurova Üniversitesi Felsefe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri 'Sinemada Felsefi Konular' dersi kapsamında Sabri Şenevi Sinema evini ziyaret edip, Yılmaz Güney'in Umut filmini izledi

Önce izlediler sonra yazdılar
29 Ocak 2020 - 08:20

MUSTAFA ÖZKE
 
ADANA (GÜNAYDIN) – Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Felsefe Grubu Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Günay, 'Sinemada Felsefi Konular' dersi kapsamında gittiği Sabri Şenevi Sinema evinde öğrencileriyle birlikte Yılmaz Güney'in Umut filmini izledi.
Doç. Dr. Günay, sinemada felsefi konuları işlemek amacıyla gittikleri sinema evinde Sabri Şenevi'ne teşekkür ederek, bu tür etkinliklerin öğrencilerin sosyal gelişimine katkı sağladığını söyledi.
Öğrencilerden Güldane Kaya, Umut filmi hakkında, " Filmde kötü sona ve talihsizliğe, yoksulluğa itilmiş insanların umutsuzluğuna, insanların çaresizlikten doğan doğa üstü güçlere yönelimlerini ve bu kısır döngü içerisinde umutlarını yitirmelerini anlatır. Umut filminde aldatıcı bir umut anlatılmak istenmiştir. Umut, bizim hayatımızın bir parçasıdır. Ayağı yere basan bir insan, hoş şeyleri hayal edip umutlanmaz. Toplum belli bir düzeye ulaştığı zaman, insanlarda hayale dayanan umutlar kalkar, umut düzen bozukluğunun bir simgesi haline gelir." diye yazdı.
Öğrencilerden Behice Yeşilkaya ise, " Filmin başından sonuna kadar bir ‘yaşam mücadelesi’ gördüm. Yaşama sıkı sıkı sarılan, ayakta kalmaya çalışan, mevcut düzenden dem vuran, aynı zamanda ailesini düşünen bir baba, bir eş, hayatın içinden, bir o kadar da bize benzeyen bir figür.  Yaşamın içinde erimeden, sadece  yükümlülüklerini yerine getirip geçinme derdinde olan bir adam. Yaptığı işten kazanç sağlayamıyor bu sebeple borçlarını da ödeyemiyor. Her günü bu düşüncelerle eziliyor. Bunu izlerken yüreğime dokunuyor. Büyük bir çaresizlik görüyorum. Bu çaresizlik izleyiciye taşınıyor. Mesaj yerine ulaşıyor. Filmi gözlerimin önüne getirdiğimde bir karakol sahnesinde takılıyorum. Bu sahnede Yılmaz Güney,  Yılmaz Güney’in atına çarpan bir anlamda burjuva sınıfına mensup bir adam ve komiser var. Sadece Yılmaz Güney ayakta. Açıklamaları dinlenilmiyor bile. Birçok defa sözü kesiliyor ve tamamlamasına fırsat verilmiyor. Bu eşitsizlik, bu muamele duygularımı incitiyor hala." diye düşüncelerini paylaşıyor.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum