<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Günaydın Gazetesi Adana - SAĞLIK</title>
        <description>Doğru Tarafsız Habercilik</description>
        <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 19:53:25 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Yoga Eğitmeni Neslihan Gökkaya ‘Zihnini Dengele, Yoga ile Başla’</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>HÜSEYİN SUNGUR</p>

<p>Deniz Yükselir ile Sağlık Olsun’da “Beden ve Zihin Dengesi” konuşuldu. Yoga Eğitmeni Neslihan Gökkaya, sağlıklı yaşamın anahtarını anlattı. <br />
Bölgenin en güçlü kanalı GRT TV’de, Deniz Yükselir ile  Sağlık Olsun programına konuk olan Yoga Eğitmeni Neslihan Gökkaya, yoga pratiğinin fiziksel ve zihinsel sağlığa etkilerini anlattı. Programda, modern hayatın getirdiği stresle başa çıkma yöntemlerinden, yoga ile kurulan içsel dengeye kadar pek çok konu ele alındı.</p>

<p>1. Yoga tam olarak nedir, sadece fiziksel bir egzersiz midir?<br />
Yoga, yalnızca bedeni esneten bir egzersiz değil; nefes, zihin ve bedenin bir bütün olarak uyum içinde çalışmasını sağlayan bir yaşam pratiğidir. Fiziksel faydalarının yanı sıra zihinsel dinginlik ve farkındalık kazandırır.</p>

<p>2. Günlük hayatın stresine karşı yoga nasıl bir çözüm sunar?<br />
Yoğun tempo ve stres, bedende ve zihinde ciddi yük oluşturuyor. Yoga, özellikle nefes çalışmalarıyla sinir sistemini sakinleştirir, kişiyi anda kalmaya davet eder ve stresin etkilerini azaltır.</p>

<p>3. Yoga yapmaya başlamak isteyenler için en önemli öneriniz nedir?<br />
En önemli nokta, mükemmel olmak değil, düzenli olmaktır. Kişi kendi bedenini zorlamadan, küçük adımlarla başlamalı. Herkesin bedeni farklıdır, bu yüzden süreç tamamen kişiye özeldir.</p>

<p>4. Yoga sadece belirli bir yaş grubuna mı hitap ediyor?<br />
Kesinlikle hayır. Yoga her yaşa ve her seviyeye uygundur. Çocuklardan ileri yaş grubuna kadar herkes, kendi ihtiyacına göre yoga pratiği yapabilir.</p>

<p>5. Düzenli yoga pratiği hayatımızda ne gibi değişimler yaratır?<br />
Düzenli yoga yapan kişilerde hem fiziksel hem de ruhsal anlamda dönüşüm gözlemlenir. Daha güçlü bir beden, daha sakin bir zihin ve daha dengeli bir yaşam mümkün hale gelir.</p>

<p>Programda samimi anlatımı ve enerjisiyle dikkat çeken Neslihan Gökkaya, yoga ile kurulan bağın kişinin hayatına derin bir farkındalık kattığını vurguladı. Sağlık Olsun programı, izleyicilere sağlıklı ve dengeli bir yaşam için ilham vermeye devam ediyor<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/04/yoga-egitmeni-neslihan-gokkaya-zihnini-dengele-yoga-ile-basla_69f1f32e9ee3f.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/yoga-egitmeni-neslihan-gokkaya-zihnini-dengele-yoga-ile-basla/163035</link>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:01:54 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Burun Estetiği Nefes Almak İçin Önemli</title>
                                    <description>KBB Uzmanı Op. Dr. Ahmet Görkem Yasak, “Rinoplasti ile sadece Görünüm Değil, Nefes de Değişiyor”</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞEYDA SEZER</strong></p>

<p>Deniz Yükselir ile Sağlık Olsun programına konuk olan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Görkem Yasak ile hem estetik hem de fonksiyonel açıdan önemli bir operasyon olan rinoplasti üzerine merak edilenleri konuşuldu. Burun estetiğinin yalnızca görünüm değil, aynı zamanda sağlıklı nefes alma açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Ahmet Görkem Yasak, sürece dair önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p><img alt="Burun Estetiği Nefes Almak İçin Önemli" height="900" src="https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/uploads/saglik-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Rinoplasti nedir, sadece estetik bir işlem midir?</strong></p>

<p>Rinoplasti, hem burnun şeklini düzeltmek hem de nefes alma problemlerini gidermek amacıyla  uygulanır. Yani hem estetik hem fonksiyonel bir operasyondur.</p>

<p><strong>Kimler rinoplasti için uygun adaydır?</strong></p>

<p>Burun şeklinden memnun olmayan ya da nefes alma problemi yaşayan kişiler için uygundur. Ancak hastanın genel sağlık durumu ve beklentileri detaylı şekilde değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Ameliyat sonrası iyileşme süreci nasıldır?</strong></p>

<p>İlk hafta ödem ve hafif morluklar görülebilir. Hastalar genellikle kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirken, burnun tam şeklini alması 1,5- 2 yılı bulabilir.</p>

<p><strong>“Burun düşmesi” nedir, her hastada olur mu?</strong></p>

<p>Burun düşmesi, ameliyat sonrası burun ucunda zamanla oluşabilecek küçük değişiklikleri ifade eder. Burun düşüklüğü ilk haftada az görülebilir. Doğru teknik ve planlama ile burun ucunda ciddi bir düşme olmamaktadır.</p>

<p><strong>Doğal bir burun estetiği nasıl sağlanır?</strong></p>

<p>Yüz hatlarına uygun planlama yapılması, kişinin doğal ifadesinin korunması ve abartıdan kaçınılması en önemli unsurlardır.</p>

<p><strong>Rinoplasti sonrası nelere dikkat edilmelidir?</strong></p>

<p>İlk dönemde darbelere karşı korunmak, doktorun önerilerine uymak ve kontrolleri aksatmamak iyileşme süreci açısından büyük önem taşır.</p>

<p>Op. Dr. Ahmet Görkem Yasak, rinoplastide en önemli hedefin sağlıklı nefes alan ve yüzle uyumlu doğal bir burun olduğunu vurguladı.<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/04/burun-estetigi-nefes-almak-icin-onemli_69e77764bd988.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/burun-estetigi-nefes-almak-icin-onemli/162808</link>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:07:51 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebek Zeytinyağı:Minikler İçin En Saf ve Sağlıklı Seçim Rehberi</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebek zeytinyağı</strong>, ek gıdaya geçiş sürecinde bebeklerin hassas sindirim sistemi ve beyin gelişimi için hayati önem taşıyan, düşük asitli ve yüksek polifenollü doğal bir besin kaynağıdır. Anne sütüne en yakın yağ asidi dengesine sahip olan bu özel yağlar, soğuk sıkım yöntemiyle üretilerek vitamin değerlerini korur. Bebekler için zeytinyağı seçerken serbest yağ asitliği derecesinin <strong>%0,3 ve altında</strong> olması, ürünün hiçbir kimyasal işlem görmemiş "natürel sızma" sınıfında yer alması kritik bir öneme sahiptir.</p>

<p> </p>

<h2><strong>Bebekler İçin Zeytinyağı Neden Önemlidir?</strong></h2>

<p>Bebeklerin bağışıklık sistemi ve organ gelişimi yetişkinlere göre çok daha hassastır. Zeytinyağı, içeriğindeki <strong>Oleik asit</strong> sayesinde kemik gelişimini desteklerken, <strong>A, D, E ve K vitaminleri</strong> ile hücre yenilenmesine katkıda bulunur. Özellikle anne sütünde bulunan ve bebeğin beyin gelişimini sağlayan "linoleik asit" zeytinyağında da ideal oranlarda mevcuttur.</p>

<p> </p>

<h4><strong>Sindirim Sistemi ve Kabızlığa Doğal Çözüm</strong></h4>

<p>Bebeklerde sıkça görülen kabızlık ve gaz sancısı gibi problemler için zeytinyağı doğal bir yardımcıdır. Bağırsak hareketlerini düzenleyerek sindirimi kolaylaştırır. Ek gıdalara (çorba, meyve püresi vb.) eklenen bir tatlı kaşığı zeytinyağı, miniklerin mide konforunu artırır.</p>

<p> </p>

<h2><strong>Bebek Zeytinyağı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></h2>

<p>Piyasada bulunan her sızma zeytinyağı bebekler için uygun olmayabilir. Ayolis kendi bahçelerinde özenle yetiştirdiği zeytinlerden elde ettiği yağlarda şu kriterleri önceliklendiriyor:</p>

<ol>
	<li><strong>Düşük Asit Oranı:</strong> Bebeklerin mide asiditesini yormamak için asitlik derecesi %0,1 ile %0,3 arasında olmalıdır.</li>
	<li><strong>Soğuk Sıkım (Cold Press):</strong> Isıl işlem görmeyen yağlar, antioksidanlarını ve besin değerlerini kaybetmez.</li>
	<li><strong>Erken Hasat:</strong> Zeytinler henüz yeşilken toplandığında polifenol miktarı en yüksek seviyededir.</li>
	<li><strong>Koyu Cam Şişe:</strong> Işık, zeytinyağının yapısını bozar. Bu yüzden her zaman koyu renkli şişeler tercih edilmelidir.</li>
</ol>

<p> </p>

<h3><strong>Bebek Zeytinyağı Teknik Özellikler Tablosu</strong></h3>

<p><img alt="Bebek Zeytinyağı:Minikler İçin En Saf ve Sağlıklı Seçim Rehberi" height="352" src="https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/uploads/tablo-4-1.jpg" width="602" /></p>

<p> </p>

<h4><img alt="" src="file:///C:/Users/Pelin/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image001.jpg" /><strong>Bebekler İçin Zeytinyağı Nasıl Kullanılır?</strong></h4>

<p>Bebeğiniz 6. ayını doldurup ek gıdaya geçtiğinde, hazırladığınız sebze pürelerine veya ev yapımı yoğurtlara doğrudan ekleyebilirsiniz. Isıtma işlemi yağın değerini düşürebileceği için, yemeği ocaktan indirdikten sonra eklemeniz en doğrusudur. Ayrıca, bebeğinizin cildi çok kuruysa veya konak problemi yaşıyorsa, haricen masaj yaparak da uygulayabilirsiniz.</p>

<h2> </h2>

<h2><strong>Bebek Zeytinyağı Fiyatları 2026</strong></h2>

<p>Bebekler için üretilen özel seriler, üretim aşamasındaki hassasiyet ve düşük verimli erken hasat zeytinlerden elde edilmesi nedeniyle standart yağlara göre biraz farklılık gösterebilir. 2026 yılı itibarıyla kaliteli bir <a href="https://www.ayolis.com/yuksek-polifenollu-ilk-hasat-soguk-sikim-naturel-sizma-zeytinyagi-500-ml">bebek zeytinyağı</a> için fiyatları kontrol edebilirsiniz.</p>

<p> </p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/04/bebek-zeytinyagiminikler-icin-en-saf-ve-saglikli-secim-rehberi_69de1231bcafb.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/bebek-zeytinyagiminikler-icin-en-saf-ve-saglikli-secim-rehberi/162645</link>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Nacar:&#039;&#039;Kalbinize İyi Bakın&#039;&#039;</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası vesilesiyle “Dünyada ve ülkemizde yaşam kayıplarının ilk sırasında yer alan kalp hastalıklarının yüzde 80’inin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebileceğini biliyor musunuz?” uyarısında bulunup Kalbinizi Seviyoruz” dedi.</p>

<p>KALBİNİZE KULAK VERİN</p>

<p>İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, “Tüm vatandaşlarımızı kontrollerini yaptırmaya ve kalplerine kulak vermeye davet ediyorum. Kalbinizin ritmi, hayatınızın en değerli melodisidir; onu şansa bırakmayın.Dünyada ve ülkemizde yaşamı tehdit eden unsurların başında kalp damar hastalıkları geliyor.Ancak unutmayın; kalbinizi korumak, yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük ama kararlı değişimlerle sizin elinizde” diye konuştu.</p>

<p>ÜCRETSİZ KONTROLLER</p>

<p>İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, “Adana İl Sağlık Müdürlüğü olarak; Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde ve Aile Sağlığı Merkezlerimizde önleyici hizmetlerimizle yanınızdayız.<br />
Ücretsiz diyetisyen ve fizyoterapist desteği ile kronik hastalık takibi için sizleri merkezlerimize bekliyoruz. Hareketi artırın, dengeli beslenin, zararlı alışkanlıklardan uzak durun ve kalbinize iyi bakın” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/04/nacarkalbinize-iyi-bakin_69de06f458bfb.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/nacarkalbinize-iyi-bakin/162644</link>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof Dr. Evlice:&#039;&#039;Alzheimer Sadece Hastayı Değil, Tüm Aileyi Etkileyen Hastalıktır&#039;&#039;</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Genel merkezi İstanbul'da bulunan ve 22 ilde şubesi bulunan Türkiye genelinde alzheimer dernekleri hastalığa dikkat çekmek ve hasta yakınları ile bakımevleri görevlilerini bilinçlendirmek adına çeşitli etkinlikler düzenleyerek beğeni topluyorlar.</p>

<p>Adana Alzheimer Derneği'nin çalışkan, heyecanlı ve duyarlı Şube Başkanı Prof Dr. Ahmet Turan Evlice yönetim kurulu üyeleriyle her ay 2-3 ekinlik düzenleyerek alzheimer hasta yakınlarına büyük katkılar sağladıklarını söyledi.</p>

<p>Alzheimer hastalığında son yıllarda çeşitli nedenlerle büyük artışlar yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Evlice, alzheimer hastalığının cerrahi tedavisinin bulunmadığını belirterek şunları kaydetti:</p>

<p>'Alzheimer hastalığının azalması ve tedavisi için dünya genelinde bilim insanları ve paydaşları önemli çalışmalar gerçekleştiriyorlar. Bunu yurt dışında gittiğimiz kongrelerde gözlemliyoruz. Türkiye genelinde bir milyonu aşkın alzheimer hastası var Bu durum ailesyle birlikte 5 milyon kimseyi kapsamaktadır. Sadece ilaç vermek yetmez. Yapılan bilimsel çalşmalar sonucunda alzheimer hastalığının ilerlemesini engellemek için ağır olmayan sporlar yapması, yabancı dil öğrenmesi, kitap okuması,resim çizmesi, bulmaca çözmesi ve göi, deniz kenarında güneş alması önerilmektedir. '</p>

<p>ÜCRETSİZ DEMANS PRATİĞİ TİYATRO OYUNU VE EĞİTİMİ</p>

<p>Prof Dr. Evlice 5 Nisan Pazar günü saat 13.00 de Döşeme Mahallesi Adana Müzesi bünyesinde bulunan Tiyatro Salonu'nda ücretsiz olarak hasta yakınları ve ilgi duyan vatandaşlar için Demans Pratiği Tiyatro Oyunu ve Eğitimi düzelediklerini, verimli ve yararlı geçeceğine inandiğını, alzheimer hastasına yaklaşımda uygulanan doğru ve yanlışların sahneye taşınacağını anlattı.</p>

<p>Prof Dr. Evlice etkinliğe katkı sağlayan sponsor kuruluşlara da teşekküt etti.</p>

<p>Nörolog, yönetmen ve oyuncu Doç. Dr. Armağan Uysal'ın yanı sıra oyuncular Güzin Sönmez ve Fatma Klılıçköy'ün sergileyeceği tiyatro oyununda alzheimer hasta yakınları ve bakımevlerinde görev yapan kimselere önemli mesajlar verilecek.</p>

<p aria-hidden="true"> </p>

<p aria-hidden="true"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/03/prof-dr-evlicealzheimer-sadece-hastayi-degil-tum-aileyi-etkileyen-hastaliktir_69ca3964c36ed.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/prof-dr-evlicealzheimer-sadece-hastayi-degil-tum-aileyi-etkileyen-hastaliktir/162275</link>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Saç Dökülmesi Kaderiniz Değil!</title>
                                    <description>Saç Ekim Koordinatörü Mustafa Karakaş saç ekimi ile ilgili merak edilenleri anlattı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Saçlarınız Bölgenin en güçlü kanalı GRT TV’de yayınlanan Deniz Yükselir ile Sağlık Olsun programına katılan Saç Ekim Koordinatörü Mustafa Karakaş, saç ekimi ve protez saç ile ilgili merak edilen sorulara yanıt verdi </p>

<p><img alt="Saç Dökülmesi Kaderiniz Değil!" height="683" src="https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/uploads/deniz-2.jpeg" width="1264" /></p>

<p>Saç ekimi için uygun aday kimdir? Her isteyen saç ektirebilir mi?</p>

<p>Hayır, her saç dökülmesi saç ekimi gerektirmez. Önce dökülmenin nedeni tespit edilmeli. Genetik dökülmelerde ekim iyi bir çözüm olabilir ama bazı durumlarda medikal tedavi ya da farklı uygulamalarla da saç korunabilir. Bu yüzden doğru analiz çok önemli.</p>

<p>Saç ekimi sonuçları ne zaman görülmeye başlar?</p>

<p>Saç ekiminden sonra ilk birkaç hafta içinde şok dökülme dediğimiz normal bir süreç yaşanır. Ama 2 ay sonra saçlar çıkmaya başlar.8-12 ay içinde de doğal ve kalıcı sonuçlar görülür.</p>

<p>Saç ekimi çok ağrılı bir işlem mi? </p>

<p>Aslında sanıldığı kadar zor bir işlem değil. Lokal anestezi uygulanıyor ve işlem sırasında kişi ciddi bir ağrı hissetmiyor. İşlem sonrası da genellikle hafif bir hassasiyet oluyor ama çoğu kişi ertesi gün normal hayatına dönebiliyor.</p>

<p>Saç ekiminden sonra en sık yapılan hatalar neler?</p>

<p>En sık yapılan hata ilk günlerde saçları korumamak ve verilen bakım talimatlarına uymamak. İlk yıkama, güneşten korunma ve kafa bölgesine darbe almamak çok önemli. Bu süreçte sabırlı olmak da gerekiyor.</p>

<p>Son yıllarda saç ekimi yaptıranların yaşı değişti mi? Daha genç yaşta başvuranlar var mı?</p>

<p>Evet, artık çok daha genç yaşlarda başvuranlar var. Sosyal medya ve görünüm kaygısı bu konuda etkili oldu. Ama biz genelde dökülmenin oturmasını beklemeyi ve doğru zamanı belirlemeyi öneriyoruz.</p>

<p>Saç protezi nedir ve kimler için uygundur?</p>

<p>Saç protezi, cerrahi bir işlem değildir. Kişinin kafa yapısına özel hazırlanan doğal görünümlü saç sistemlerinin uygulanmasıdır. Özellikle donör alanı yetersiz olan kişiler veya hızlı bir çözüm isteyenler için iyi bir alternatiftir.<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/03/sac-dokulmesi-kaderiniz-degil_69b3e2bc421ad.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/sac-dokulmesi-kaderiniz-degil/161939</link>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İftarda Tüketilen Şalgam, Mideyi Destekliyor</title>
                                    <description>On bir ayın sultanı Ramazan ayında şalgam tüketiminin mideyi desteklediğine değinen Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, &quot;Ramazan ayı gibi uzun süreli açlıklarda iftarda tüketeceğiniz 1 bardak şalgam suyunun mide boşalmasına katkısı olacaktır. Şalgam, bağışıklık sistemini destekler, vücuttaki inflamasyonun azalmasına destek sağlayabilir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk, vücutta sıvı ve mineral dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, iftar ve sahurda doğru içecek tercihinin hem sindirimi kolaylaştırdığını hem de gün boyu daha zinde kalmayı sağladığını belirtiyor. Bu noktada Adana'nın geleneksel içeceği şalgam, Ramazan sofralarında öne çıkıyor.</p>

<p>Şalgam, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin yapısıyla, oruç süresince kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasına yardımcı oluyor. Özellikle iftar sonrası yaşanan halsizlik ve baş dönmesi riskini azaltabiliyor.</p>

<p>Büyük Usta & Serfressh Şalgam firmasının ürettiği şalgamlar, şekerli ve gazlı içeceklere kıyasla daha dengeli bir içeriğe sahip olması sebebiyle iftar sonrası ani kan şekeri yükselmelerinin önüne geçilmesine destek olabiliyor.</p>

<p>"Şalgam, bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunur"<br />
Konuyla ilgili Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, İhlas Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu. Kılınç, "Şalgam suyu, fermente içecekler arasında ön plana çıkan bir içecek. Özellikle üretim sürecinde yer alan laktik asit fermantasyonu sebebiyle bağırsak mikrobiyotasını destekleyici özelliklere sahip. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki fermente ürünlerin içerisindeki laktik asitler, sindirim enzimlerini dolaylı yoldan destekler ve bu şekilde de bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunur" diye konuştu.</p>

<p>"Şalgam, mide boşalmasını destekliyor"<br />
Ramazan ayında tüketilen şalgamın mide boşalmasına da katkısı olacağını anlatan Diyetisyen Kılınç, "Şalgam suyunun sindirim enzimlerini düzenleyici etkisi içerisindeki organik asitler ve asidik PH değerinden dolayı kaynaklanıyor. Şalgam, bu özelliklerinden dolayı mide boşalmasını ve sindirim enzimlerini destekler. Bundan dolayı Ramazan ayı gibi uzun süreli açlıklarda iftarda tüketeceğiniz 1 bardak şalgam suyunun mide boşalmasına katkısı olacaktır" dedi.</p>

<p>"Şalgam tüketilen günlerde, tuz tüketimine dikkat"<br />
Şalgam alırken doğal yöntemlerle üretilen ürünleri almanın önemine dikkat çeken Kılınç, "Şalgam suyu tercih ederken katkısız, koruyucusuz olması çok önemli. Buna örnek olarak Büyük Usta & Serfressh'in yöntemleri tamda bahsettiğim türden. Şalgam, içerisindeki mor havuçlar nedeniyle antosiyonin dediğimiz güçlü antioksidan özelliklerine de sahiptir. Şalgam, bağışıklık sistemini destekler, vücuttaki inflamasyonun azalmasına destek sağlayabilir. Mineral açısından da şalgam, zengin bir potasyum kaynağıdır. Yüksek miktarda da sodyum içerir. Şalgam tüketilen günlerde, tuz tüketimine dikkat etmekte fayda var" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/03/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor_69a955dbd4221.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor/161738</link>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahurda Bu Besinlerden Uzak Durun !</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<div style="border:0px; padding:0px; text-align:start">
<p>Sahurda tüketilen gıdalar, gün boyunca vücudun sağlık durumunu kontrol eder.Bu nedenle sahurda tüketilmesi gereken besinlere dikkat edilmelidir.Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Şükrü Can Gülşen sahurda tüketilmemesi gereken besinler konusunda bilgiler verdi.</p>

<p>Baharatlı Yiyecekler <br />
Vücutta sıvıyı tuttuğundan ve böbrekleri yorduğundan sürekli susamaya sebebiyet verir.Bu yüzden dikkatli tüketilmelidir. </p>

<p>Reçel Çeşitleri<br />
Glisiemik indexi yüksek olan gıdalar kan şekerini çok hızlı yükseltir.Hızlı yükselen kan şekeri çok hızlı bir şekilde düşer bu da ani acıkmaya sebebiyet verir Ayrıca şekerin sindirim sürecinde suya ihtiyaç duyulduğundan su ihtiyacını da artırır.</p>

<p>Yağda Kızartma Türleri <br />
Bol kalorili olan bu yiyecekler içerdiği karbonhidrat ve yağ sebebiyle ani doygunluk hissi verir, bu da erken acıkmaya sebebiyet verir.Ayrıca fazla kalori sebebiyle kilo alımına sebebiyet verir bu sağlığı olumsuz etkiler.</p>

<p>Sucuk-salam-sosis<br />
İçerisinde koruyucu madde bulunan ambalajlı ürünler vücudun dengesiz bozacağından asla önerilmez .Sucuk- salam- sosis gibi işlenmiş gıdalar da bu gruba girer.Bunlardaki  yağ ve etken madde çoklu sebebiyle vücudun ihtiyacını karşılamak yerine sindirim sürecini aksatır ve su ihtiyacını artırır.</p>

<p>Zeytin <br />
Özellikle salamura  zeytin içeriğinde bulunan sodyum sebebiyle çok vücutta fazla su tutar bu da su ihtiyacını artırır. </p>
</div>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/03/sahurda-bu-besinlerden-uzak-durun_69a7e3d0a4228.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/sahurda-bu-besinlerden-uzak-durun/161693</link>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bel Fıtığında Son Söz Ameliyat Değil</title>
                                    <description>Anesteziyoloji Uzmanı Ağrı Tedavi ve Yönetimi Uzman Dr. İsmail Kocager’den önemli uyarı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyin SUNGUR</p>

<p>Günümüzde masa başı yaşam tarzı ve hareketsizlik bel ağrılarını adeta çağın sorunu haline getirdi. Peki her bel fıtığı ameliyat gerektirir mi? Kronik ağrı nasıl kontrol altına alınır? Anesteziyoloji Uzmanı Ağrı Tedavi ve Yönetimi Uzman Dr. İsmail Kocager, merak edilen soruları Deniz Yükselir ile Sağlık Olsun programında yanıtladı.</p>

<p>Bel fıtığı neden artık daha sık karşımıza çıkıyor?</p>

<p>Çünkü artık daha az hareket ediyoruz. Uzun süre bilgisayar başında oturmak, yanlış duruş pozisyonları ve fazla kilo omurgaya ciddi yük bindiriyor. Bel kasları zayıfladığında omurga savunmasız kalıyor. Bu nedenle genç yaşta bile bel fıtığı vakalarını sık görüyoruz.</p>

<p>Toplumda “Bel fıtığı varsa ameliyat şart” algısı var. Bu doğru mu?</p>

<p>Hayır, doğru değil. Bel fıtığı hastalarının büyük çoğunluğu ameliyatsız tedavi edilebilir. Ameliyat; ciddi güç kaybı, idrar kaçırma gibi nörolojik bulgular varsa veya diğer tedavilere rağmen şiddetli ağrı devam ediyorsa gündeme gelir. Önceliğimiz her zaman cerrahi dışı yöntemlerdir.</p>

<p>Ameliyatsız tedavilerde hangi yöntemler uygulanıyor?</p>

<p>Girişimsel ağrı tedavilerinde, ağrının kaynağına yönelik nokta atışı uygulamalar yapıyoruz. Sinir blokları, epidural enjeksiyonlar ve radyofrekans gibi yöntemler oldukça etkili sonuçlar veriyor.</p>

<p>Ancak özellikle bel fıtığına bağlı ağrılarda nükleoplasti önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Nükleoplasti; ameliyatsız, küçük bir iğne yardımıyla disk içindeki basıncı azaltarak sinir üzerindeki baskıyı hafifletmeyi amaçlayan modern bir girişimsel yöntemdir.</p>

<p>İşlem genellikle kısa sürer, kesi gerektirmez ve çoğu hasta aynı gün normal yaşamına dönebilir. Doğru hastada uygulandığında hem ağrıyı azaltma hem de yaşam kalitesini artırma açısından oldukça yüz güldürücü sonuçlar sağlar.</p>

<p>Bel fıtığından korunmak mümkün mü?</p>

<p>Elbette mümkün. Düzenli egzersiz, doğru duruş alışkanlığı ve kilo kontrolü çok önemli. Masa başında çalışanlar her 30-40 dakikada bir ayağa kalkıp kısa yürüyüşler yapmalı. Ağır yük kaldırırken mutlaka dizlerden destek alınmalı. Küçük alışkanlık değişiklikleri büyük ameliyatların önüne geçebilir.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/02/bel-fitiginda-son-soz-ameliyat-degil_69986781e7bca.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/bel-fitiginda-son-soz-ameliyat-degil/161441</link>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 16:53:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından Elektronik Sigara Uyarısı:&quot;İçerisinde Her Türlü Madde Var&#039;&#039;</title>
                                    <description>Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, sigarayı bırakmada alternatif olarak kullanılan elektronik sigara kullanımının vücutta geri dönülemez hasarlara yol açtığını belirterek, &quot;Elektronik sigara, normal tütünden çok daha zararlı. Bu likitlerin içerisinde her türlü madde var&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine sebep olan tütün bağımlılığı ile mücadele kapsamında 2026, ‘Bağımsızlık yılı' olarak kutlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, her yıl 8 milyondan fazla kişi tütün kullanımı nedeniyle hayatını kaybederken, bu ölümlerin 1,3 milyonu pasif içicilikten kaynaklanıyor.<br />
Adana'daki Seyhan Devlet Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği'nde ise 2008 yılından bu güne kadar binlerce kişinin sigarayı bırakması sağlandı. Bu kapsamda hastanede sigarayı bırakan sağlık çalışanlarına ve bırakmayı düşünenlere yönelik toplantı düzenlendi.<br />
<br />
"İnsanlar, çevreden gelen yorumlara kulak asmamalı"<br />
Sigarayı bırakan sağlık çalışanlarından Şule Şahin, "Sigarayı daha öncede bırakmak için çaba gösterdim ama başarılı olamadım. Sonra bırakmaya karar verdim ve Seyhan Devlet Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvurdum. Şu anda çok iyiyim, nefes almam kolaylaştı. Sigarayı bırakmak isteyenler mutlaka kendinden emin olmalılar, bol su içmeliler ve çevreden gelen yorumlara kulak asmamalılar" diye konuştu.<br />
<br />
"Hasta kabullerimiz sürüyor"<br />
Sigara Bırakma Polikliniği Uzman hemşiresi Ayşe Turan, "1 yıl boyunca hiç sigara ve nikotin kullanmamış kişileri bizler artık sigarayı bırakmış kişiler olarak niteliyoruz. Bu oran, yüzde 35-47 arasında değişmekte. Hasta kabullerimiz sürüyor. Gelen danışanların önce tahlilleri yapılıyor, sonra eğitime giriyorlar ve ardından uygun olan farmakolojik tedavi uygun hekim tarafından başlanıyor" dedi.<br />
<br />
"Her 4 kişiden 3'ü sigaranın çokta tehlikeli olmadığını düşünüyor"<br />
Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım ise sigara bağımlılığının ciddi seviyelerde olduğuna değinerek, "Sigara bırakmak isteyen vatandaşlarımız bizlere başvurduğunda yüzde 85'e yakın bir başarı oranımız söz konusu. Aslında şu anda sigaranın tehlikesinin algısı var ülkemizde. Sigarayı ne yazık ki tehlikeli olarak görmüyoruz. Türkiye'de her 4 kişiden 3'ü sigaranın çok da tehlikeli olmadığını düşünüyor. Bize başvuran 100 kişiden 7'si sigaranın tehlikeli olmadığını savunuyor. Biz bu algıyı yıkmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Elektronik sigara, normal tütünden çok daha zararlı"<br />
Elektronik sigaranın normal sigaraya oranla daha zararlı olduğuna dikkat çeken Dr. Yıldırım, şunları söyledi:"Türkiye'de yeni düzenlemeler gündemde. Sigara içilmemesinin farkındalığının arttırılması bizler açısından çok sevindirici. Normal sigarayı bırakmak maksatlı başlanılan elektronik sigara tüketilmeye devam ediyor. Elektronik sigara, normal tütünden çok daha zararlı. Bu likitlerin içerisinde her türlü madde var. Normal tütünün içerisinde ne olduğunu biliyoruz ama likitleri bilmiyoruz ve şu anda satışı da yasak. Bunu elde eden kişiler yasal olmayan yollardan elde ediyor. Bu konuda gelecek olan yasal düzenleme bizler için çok önemli. Elektronik sigara, en az sigara kadar tehlikelidir."</p>

<p><strong>Kaynak:İHA</strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/02/uzmanindan-elektronik-sigara-uyarisiicerisinde-her-turlu-madde-var_698f03ef3086e.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/uzmanindan-elektronik-sigara-uyarisiicerisinde-her-turlu-madde-var/161280</link>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>“Çocuklarda Alerji İhmal Edilmemeli”</title>
                                    <description>Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Elif Arık, velileri uyardı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>HÜSEYİN SUNGUR</p>

<p>Gaziantep’te yer alan, bölgenin tek uydu kanalı GRT TV’de yayınlanan Deniz Yükselir ile Sağlık Olsun programına konuk olan Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Elif Arık, çocuklarda görülen alerjiler ile ilgili bilgi verdi.</p>

<p>Çocuklarda alerji nedir, en sık nasıl ortaya çıkar?</p>

<p>Alerji, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere karşı aşırı tepki vermesidir. Çocuklarda en sık cilt döküntüsü, burun akıntısı, hapşırık, öksürük ve nefes darlığı gibi belirtilerle ortaya çıkar.</p>

<p>Alerji ile soğuk algınlığı nasıl ayırt edilir?</p>

<p>Soğuk algınlığı genellikle ateş ve halsizlikle seyrederken, alerjide ateş olmaz. Belirtiler uzun sürer ve özellikle mevsimsel olarak tekrar ediyorsa alerjiden şüphelenmek gerekir.</p>

<p>Çocuklarda en sık görülen alerji türleri nelerdir?</p>

<p>Besin alerjileri, alerjik rinit (saman nezlesi), astım ve atopik dermatit çocukluk çağında en sık karşılaştığımız alerjik hastalıklardır.</p>

<p>Alerji tanısı nasıl konur?</p>

<p>Tanı; ayrıntılı hasta öyküsü, fizik muayene ve gerekli durumlarda yapılan alerji testleriyle konur. Her çocukta test gerekmez, kişiye özel değerlendirme çok önemlidir.</p>

<p>Alerjisi olan çocuklar nasıl korunmalı?</p>

<p>En önemli adım alerjeni doğru tespit etmektir. Tedavi süreci çocuğun yaşına, alerji türüne ve şikâyetlerine göre planlanmalıdır. Erken tanı ve doğru takip, çocuğun yaşam kalitesini ciddi şekilde artırır.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/02/cocuklarda-alerji-ihmal-edilmemeli_698b14f545a2e.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/cocuklarda-alerji-ihmal-edilmemeli/161229</link>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Fatma Öğretmen Kanseri Yendi, Öğrencilerine Kavuştu</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Adana'nın Kozan ilçesinde geçen yıl kanser teşhisi konulan ve gördüğü tedavinin ardından hastalığı yenen 27 yıllık sınıf öğretmeni Fatma Saba Yıldırım, öğrencilerine kavuştu.<br />
Kozan Şehit Kubilay İlkokulu'nda kanser tedavisi nedeniyle ilk dönem öğrencilerinden ve okulundan ayrı kalan sınıf öğretmeni 51 yaşındaki Fatma Saba Yıldırım için okul bahçesinde duygu dolu bir karşılama programı düzenlendi.</p>

<p>Öğrenciler, öğretmenler ve veliler tarafından büyük bir sevinçle karşılanan Yıldırım için balonlar hazırlandı. Okul bahçesinde toplanan öğrenciler, öğretmenlerini alkışlar ve ıslıklar eşliğinde karşılarken, balonlar gökyüzüne bırakıldı. 2. sınıf öğrencilerine eğitim veren Yıldırım daha sonra ders başı yaparak tedavi sürecinde kendisine sürekli mesajlar atarak moral veren hasret kaldığı öğrencileriyle vakit geçirdi.<br />
<br />
Öğrenciler mesajlarla sürekli öğretmenlerinin yanında oldu<br />
Öğretmenlerinin yeniden sağlığına kavuşarak okuluna dönmesinden büyük mutluluk duyduklarını belirten okul müdürü Gürcan Gültekin, "Öğretmenimizle okulumuzda çok güzel günlerimiz oldu. Velilerimizle birlikte ona sürpriz yapmak istedik. Yeniden aramıza döndüğü için çok mutluyuz" dedi.</p>

<p>Öğrenciler ise öğretmenlerini tedavi süreci boyunca yalnız bırakmadıklarını ifade ederek, mesajlar ve fotoğraflarla sürekli moral verdiklerini söyledi. Öğrencilerden Ecrin Subaşkul, "Dersimizi çok güzel anlatıyor. Öğretmenimizi çok özledik, ona mesajlar yazdık" derken, Aras Bulut Giray ise, "Öğretmenimi çok seviyorum. Tedavi sürecinde hep yazıştık. 'Seni seviyoruz öğretmenim' diye mesajlar attık. Çok mutluyuz" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Öğrencilerden öğretmenlerine mesajlarla moral"</strong><br />
27 yıllık ilkokul öğretmeni olan Fatma Saba Yıldırım, hastalığını ilk öğrendiğinde en çok öğrencilerinden ayrılacak olmanın kendisini üzdüğünü söyleyerek, "27 senelik öğretmenim. Doğumlarım dışında meslek hayatımda neredeyse hiç rapor almadım. Hastalandığımı öğrendiğimde en çok çocuklarımdan ayrılacağım için üzüldüm. Tedavim yaklaşık 18 ay sürdü ve oldukça zorlu geçti. Risk grubum yüksekti, tümör büyüktü. Ama her düştüğümde, her bırakmayı düşündüğümde öğrencilerimden bir mesaj geldi. 'Öğretmenim seni bekliyoruz' dediler. Bu mesajlar bana güç verdi" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Yeniden dünyaya gelsem yine öğretmen olurdum"</strong><br />
Doktorlarının bu yıl okula başlayamayacağını söylediğini ancak kendisinin hep inandığını dile getiren Yıldırım, "Okula dönünce daha iyi olacağımı biliyordum. Sözümü tuttum, çok şükür döndüm. İnşallah tamamen kurtulmuşumdur. Çocuklarımdan hiç ayrı kalmak istemiyorum. Emekliliğime iki yıl kaldı. Onlar mezun olurken ben de okuldan mezun olacağım. Yeniden dünyaya gelsem yine öğretmen olurdum. Çocukları, vatanını ve ailesini seven bireyler yetiştirmek isterdim. Yapılan sürpriz beni çok duygulandırdı. Okul bana çok iyi geldi. Velilerime, meslektaşlarıma ve idarecilerime çok teşekkür ediyorum. Hayattan kopmasınlar, umudu bırakmasınlar. Sonuç güzel oluyor" diyerek sözlerini tamamladı.<br />
<strong>Kaynak: İHA</strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/02/fatma-ogretmen-kanseri-yendi-ogrencilerine-kavustu_6989b1b239c89.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/fatma-ogretmen-kanseri-yendi-ogrencilerine-kavustu/161219</link>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Bu Kanserin Erken Evrede Hiçbir Belirtisi Yok&quot;</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Serviks kanserinin erken evrede hiçbir belirti göstermediğini belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Aynur Eken, "Smear kontrolleriyle erken evrede tanı koymak mümkün" dedi.<br />
Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanserinde tarama testleri konusundaki farkındalığın artması, hastalığın henüz belirti vermediği erken evrelerde yakalanmasını sağlıyor. Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Aynur Eken, rahim ağzı (serviks) kanseri farkındalık ayı kapsamında İHA muhabirine bilgi vererek serviks kanserinin en büyük nedeninin HPV olduğunu söyledi.<br />
<br />
<strong>"Serviks kanserinden korunmak mümkün"</strong><br />
Serviks kanserinin erken teşhis edildiğinde tamamen hayat kurtarıcı olabileceğini vurgulayan Dr. Eken, "Bu nedenle bilinçli olmak çok önemli. En önemli risk faktörü, Human Papillomavirus (HPV) olarak bilinen virüstür. Bu virüsün farklı türleri vardır ve siğillere de neden olabilir. Serviks kanserlerinin yaklaşık yüzde 90'ının etkeni HPV'dir.</p>

<p>Serviks kanserinden korunmak mümkündür. Günümüzde HPV aşısı mevcuttur ve giderek daha geniş suşları kapsayan aşılar geliştirilmektedir. Eskiden genç kızların evlilik öncesi aşılanması öneriliyordu, ancak artık hem kadınların hem erkeklerin cinsel hayata başlamadan önce aşılanmaları tavsiye edilmektedir. HPV aşısı, yüzde 90 oranında siğillerin yanı sıra serviks ve diğer genital organ kanserlerine karşı koruma sağlamaktadır" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Smear ile erken tanı koyabiliyoruz"</strong><br />
Erken evre serviks kanserinin belirti vermediğini belirten Dr. Eken, "Bu nedenle korunma yöntemlerinde aşı birinci sırada yer alıyor. Özellikle cinsel hayat başladıktan sonra, 20'li yaşlardan itibaren her yıl jinekolojik muayene ve smear testi yapılmasını öneriyoruz. Erken evrede belirti olmadığı için tanıyı ancak bu taramalarla koyabiliyoruz.</p>

<p>İleri evrelerde ise vajinal kanama, ağrı, akıntı, kasık ağrısı ve şişlik gibi belirtiler görülebilir. Ancak amacımız bu aşamaya gelmeden önce serviks kanserini teşhis edip tedavi etmektir. Tıpkı diğer kanser türlerinde olduğu gibi, serviks kanserinde de tarama ve aşı ile hem korunmak hem de erken teşhis mümkün olduğu için çok bilinçli davranmak gerekir. Böylece bu hastalığa yakalanmamak ya da tamamen kurtulmak mümkün olabilmektedir" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>Kaynak: İHA</strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/02/bu-kanserin-erken-evrede-hicbir-belirtisi-yok_6989af0fe3de9.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/bu-kanserin-erken-evrede-hicbir-belirtisi-yok/161216</link>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Erken Müdahale Çocukları Daha Büyük Sorunlardan Koruyor</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, özellikle cilt ve solunum yollarındaki doğal koruyucu bariyerin soğukla birlikte daha hassas hale geldiğini belirterek, "Çocukların üşümemesi çok önemli. Çocuğunuzu tek bir kalın kıyafet yerine kat kat giydirmeniz daha iyi bir ısı koruması sağlar" dedi.<br />
Kış aylarında çocuklar, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yetişkinlere oranla iki kat daha fazla yakalanıyorlar. Bu gibi hastalık durumlarında tedaviye erken başlamanın büyük önem taşıdığını belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, "Çünkü tedavi geciktiğinde enfeksiyonun yayılımına bağlı olarak orta kulak iltihabı, romatizmal ateş, hatta zatürre gibi daha ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor" diyerek çocuklarda hastalık riskini azaltacak önerilerde bulundu.<br />
<br />
"Soğuk havalara uygun giydirin"<br />
Dr. Çiğdem Şenol, soğuk havaların vücudun savunma mekanizmasını zayıflattığını belirterek, "Özellikle cilt ve solunum yollarındaki doğal koruyucu bariyer soğukla birlikte daha hassas hale gelir. Bu nedenle çocukların üşümemesi çok önemlidir. Çocuğunuzu tek bir kalın kıyafet yerine kat kat giydirmeniz daha iyi bir ısı koruması sağlar. Pamuklu ve teri emen kumaşlar tercih edilmeli, sentetik kıyafetlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Ayrıca çocuklarda ısı kaybı en çok baş bölgesinden olduğu için mutlaka bere ve atkı kullanılmalıdır. Çocukların hastalıklardan korunmasında en önemli adımlardan biri de bulaş riskini azaltmaktır. Evde biri hastaysa çocuğa yakın temas mümkün olduğunca sınırlandırılmalı, özellikle kapalı alanlarda maske kullanımı ihmal edilmemelidir. Hastalık döneminde çocuğu öpmek de virüs ve bakterilerin kolayca geçmesine yol açabilir" dedi.<br />
<br />
"Kapalı ortamları düzenli havalandırın"<br />
Virüslerin kapalı alanlarda daha kolay yayıldığını söyleyen Şenol, "Özellikle okul, ev ve oyun alanları gibi kalabalık ortamlarda hava sirkülasyonu yetersizse enfeksiyon riski artar. Bu nedenle ortamın her saat başı kısa süreli havalandırılması bulaş riskini azaltmaya yardımcı olur. Gün içinde birkaç kez pencereyi açarak temiz hava girişi sağlamak oldukça etkili bir önlemdir. Çocuklarla aynı bardak, çatal, kaşık gibi eşyaların paylaşılması enfeksiyonların yayılmasına yardımcı olur. Çünkü virüsler tükürük ve salgılar yoluyla yüzeylere taşınabilir. Bu nedenle özellikle hastalık dönemlerinde ortak eşya kullanımından kaçınılmalıdır. Kış aylarında sağlıklı beslenme bağışıklık sisteminin güçlü kalmasına katkı sağlar. Domates, içeriğindeki likopen sayesinde vücut direncini destekler. Portakal, nar, elma, üzüm, kayısı gibi meyveler vitamin ve antioksidan yönünden zengindir. Vişne ve vişne suyu ise A vitamini ve potasyum içeriğiyle dikkat çeker. A vitamini özellikle solunum yollarını güçlendirerek vücudun hastalıklara karşı daha dayanıklı olmasına yardımcı olur. Bunun yanında et, süt, yumurta gibi protein kaynakları da antikor üretimini destekleyerek bağışıklığın güçlenmesine katkı sağlar" diye konuştu.<br />
<br />
"El temizliği alışkanlık haline getirilmeli"<br />
El hijyeninin üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı en etkili korunma yöntemlerinden biri olduğunu belirten Şenol, "Çocukların ellerini en az 2 dakika sabunla yıkaması sağlanmalı, özellikle dışarıdan eve geldiklerinde, tuvalet sonrası ve yemek öncesinde bu alışkanlık mutlaka kazandırılmalıdır. Ayrıca ortak havlu kullanımı yerine kişisel havlu kullanılması daha doğru olacaktır" dedi.<br />
Kaynak : İHA</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/02/erken-mudahale-cocuklari-daha-buyuk-sorunlardan-koruyor_6985ae3110da8.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/erken-mudahale-cocuklari-daha-buyuk-sorunlardan-koruyor/161179</link>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Geceleri Ortaya Çıkıyor! Bu Belirti Ciddi Hastalıkların Habercisiymiş</title>
                                    <description>Basit bir durum gibi görünen terleme, bazen ciddi hastalıkların belirtisi olabiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Turgut Sezgin, gece terlemesinin çoğu zaman göz ardı edildiğini ancak önemli sağlık sorunlarının işareti olabileceğini söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Gece uykusundan sonra sabahları yastık kılıfları ve çarşafları ıslatacak kadar yoğun terlemenin basit bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yasemin Turgut Sezgin, gece terlemesinin uyunan ortamdan bağımsız olarak ortaya çıkan aşırı terleme şeklinde tanımlandığını dile getirdi.</p>

<p>Dr. Sezgin, "Gece terlemesi; uyunan odanın fiziksel koşullarından bağımsız olarak kişinin kıyafetlerini değiştirecek, yastık ve yatak kılıflarını ıslatacak kadar fazla terleme şeklinde olmasıdır.</p>

<h2>TERLEMENİN ALTINDA YATAN NEDENLER</h2>

<p>Uyku bozuklukları ve kullanılan bazı ilaçların gece terlemesine yol açabileceği gibi; lösemi ve lenfoma gibi kanser hastalıkları, verem ve brusella gibi enfeksiyon hastalıkları, kan şekerinin aşırı düşmesi veya yükselmesi, tiroit bezinin hızlı çalışması, böbrek üstü bezi tümörleri, menopoz ve diğer hormonal değişiklikler gece terlemesinin altında yatan nedenler arasında yer almaktadır.</p>

<h2>UYKUNUZU BÖLECEK KADAR YOĞUNSA DİKKAT</h2>

<p>Gece terlemesi, uyku sırasında kişinin uykusunu bölecek kadar yoğun terleme ile kendini göstermektedir. Uzun süredir devam eden, tekrarlayan veya ateş, kilo kaybı, halsizlik gibi başka şikâyetlerle birlikte görülen gece terlemelerinin ihmal edilmemesi gerekmektedir.</p>

<p>Tek başına bir hastalık olmayan gece terlemelerinin altta yatan nedenin doğru şekilde tespit edilmelidir. Basit ortam düzenlemeleri yeterli olmayabilir. Uzun süredir devam eden veya başka şikâyetlerle birlikte görülen gece terlemelerinde mutlaka uzman hekime başvurulmalıdır" dedi.<br />
Kaynak: İHA</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/images/media/2026/02/geceleri-ortaya-cikiyor-bu-belirti-ciddi-hastaliklarin-habercisiymis_1.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Günaydın Adana</author>
                <link>https://www.gunaydingazetesi.com.tr/geceleri-ortaya-cikiyor-bu-belirti-ciddi-hastaliklarin-habercisiymis/161087</link>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 14:16:30 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
