MUSTAFA ÖZKE

MUSTAFA ÖZKE

benden kalan!

30 Ekim 2018 - 08:53

o

zamanlar

şehirlerarası

yolcu otobüslerinde

sigara içiliyordu

 

***

 

adana’dan

silifke’ye gitmek

için babamla şimdiki

merkez parkın bulunduğu

otogarın yolunu tutuyorduk

 

***

 

daha

otobüse biner

binmez tüttürmeye

başlıyorlardı

 

***

 

üstüne

üstlük önde

oturanlar bir de

otobüs şoförüne

ikram ediyorlardı

 

***

 

aslında

bu sigara

şoförle sohbeti

başlatmanın en

kibar yoluydu

 

***

 

‘kaptan

kaç saatte

gideriz silifke’ye’

diye sorup

başlıyorlardı

muhabbete

 

***

 

otobüs

adana’dan

çıktığında sağlı

sollu portakal ve

mandalina bahçeleri

gözlerimizi okşuyordu

 

***

 

şoför

muavini

yanına çağırıp

‘otobüs sigara

dumanına boğuldu

aç şu pencereleri de

mis gibi portakal kokusu

yayılsın’ diyordu

 

***

 

muavin

pencereleri

açtığında portakal

kokusu sarıyordu

otobüsün içini!

sanki

bir ton portakalla

yolculuk yapıyorduk

 

***

 

mersin’e

kadar böyleydi

ondan sonra muz

bahçeleri başlıyordu

 

***

 

erdemli’nin

sarı muzları ve

mavi denizinden

sonra silifke’nin fıstık

tarlaları yemyeşil

sıralanıyordu

 

***

 

kadınlar

sabahın köründe

giriyorlardı tarlalara

fıstık toplamak için

 

***

 

çocukluğum

silifke’de geçti!

taşucu’nun şimdi

feribot seferlerinin

yapıldığı limanında

güneşin batışını çok

seyrettim; çarşaf gibi

suyunda yüzdükten sonra.

 

***

 

selanik’ten

zorunlu göç

olduğu yıllarda

dedem ve ninem

gemiyle silifke’ye

getirilmiş. babam

annemle burada

tanışmış, sonra biz

doğmuşuz. yani

biz de göçmüşüz!

 

***

 

artık

şehirlerarası

yolcu otobüslerinde

sigara içilmiyordu. ben de

silifke’ye tek gidecek

kadar büyümüştüm

 

***

 

otobüste

sigara

içilmiyordu

ama muavin

pencereleri açtığında

portakal ve mandalina

kokuları da gelmiyordu.

mersin yolu üzerinde sağlı

sollu mahalleler oluşmuştu

 

***

 

portakal

bahçelerinde

çalışmak üzere

doğu ve güneydoğu’dan

göçenler, kendilerine göre

gecekondulaşıp mahalle

oluşturuyorlardı. o güzelim

ağaçları kesip yerine

ev yapıyorlardı

 

***

 

bir

zamanlar

orman gibi

görünen

portakal ağaçları

şimdi villaların ve

apartmanların gölgesinde

süs bitkisi gibi duruyordu

 

***

 

dışarıdan

gelenler portakal

kokulu adana’nın

sonunu hazırlamıştı.

mersin’den silifke’ye

giderken de farklı değildi.

muz bahçelerinin yerinde

apartmanlar yükseliyordu.

 

***

 

yoldan

bakınca uçsuz

bucaksız görünen

deniz; yazlık evlerle

dev tatil köylerinin

kurbanı olmuştu

 

***

 

silifke’ye

giderken

adana ve mersin’in

dışarıdan gelenlerce

nasıl taş yığınlarına

dönüştürüldüğüne

tanık oluyorduk

 

***

 

aynı

kentten

göçenler,

aynı mahallede

buluşuyorlardı. yıllar

sonra mahallelerin adı

bile göçtükleri kentin adı

ile anılıyordu. nüfus arttıkça

hangimiz içerideydik, hangimiz

sonradan geldik anlaşılmıyordu

 

***

 

yıllar

sonra silifke’ye

gittiğimde çocukluğumun

sevinçle geçtiği sokaklarda

dışarıdan yeni gelmiş biri gibi

hissettim kendimi

 

***

 

dedemin

gemiyle

selanik’ten

gelip yerleştiği

taşucu bile artık

o eski taşucu değildi

 

***

 

savaş

yüzünden

ülkelerini terk

etmek zorunda kalan

suriyeliler kaldırımları

doldurmuş, işportacılık

yapıyorlardı

 

***

 

sanki!

suriyeliler

yıllar önce gelip

yerleşmiş edasında

rahat davranırken, ben

çocukluğumun geçtiği

taşucu’na dışarıdan biri

gibi bakıyordum!

 

***

 

dışarıdan

biri gibi!