ESMA DORUK
ADANA (GÜNAYDIN) – Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncelerini yaşatmak için çabalayanlarla birlikteyiz bugün. Atatürkçü Düşünce Derneği Adana Şube Başkanı İsa Kayadan ile dolu dolu bir röportaj gerçekleştirdik.
Karşımda dev bir Atatürk resmi... İsa Bey'e soru sorarken gözlerim bir anda dalıyor Ata'mın resmine doğru, afallıyorum... Bir şeyler fısıldıyor gibi; duyabiliyorum!
Yüzyılda bir gelir O'nun gibisi diye iç geçiriyorum... Kim bilir son şanslı Millet de bizizdir...
Başkan İsa Kayadan'ın 1 Kasım sandık sonuçlarından gençliğe kadar birçok konuda görüşlerini aldığımız işte o röportaj...
Duyabilenlere, hissedebilenlere özel...
- Türkiye bir genel seçim bıraktı geride. Ortaya çıkan tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
EŞİT KOŞULLARDA BİR YARIŞ OLMADI
Biz kendimize eğer Atatürkçü diyorsak, bu ülkedeki kurtuluşun ve kuruluşun içerisinde adalet, devrim, çağdaşlık, demokrasi vardır. Bu ölçütler içerisinde bir yarışa girildi. Bu yarışta da kendi içerisinde baştan sona değerlendirdiğimizde çok ciddi haksızlıkların olduğunu görüyoruz. Fırsat eşitsizlikleri var. Ama bugün mevcut iktidar 13 yıllık iktidarın üzerine bir önem daha şans yakaladı. Bu şans kendi yeteneklerinden değil de muhalefetin eksikliklerinden kotarılarak yakalandı. Eğer 7 Haziran seçimlerinde muhalifler ülke değerlerini önlerine koymuş olsalardı bugün daha farklı bir sonuçla karşılaşmış olurduk.
- Sizce gerçekten iktidar koalisyon istedi mi? Suç muhalefette mi yalnızca?
MUHALİFLER ŞANSLARINI KULLANAMADILAR
Atatürk'e yabancı bir gazeteci soruyor "Bu başarınızı neye borçlusunuz" diye O da "başarısızlığa neden olacak her türlü koşulu ortadan kaldırınca, başarı kendiliğinden gelir" diyor.
Bir süreç yaşadı Türkiye, hafızalarımız henüz taze. Mevcut iktidar eline bir tepsi alıp kapı kapı dolaştı. Kimi ev sahibi baştan reddetti. Kimileri de buyurun gelin dedi. Kapıyı açanların, o süreçte görüşülenleri şeffaf bir şekilde bunu kamuoyuyla paylaşmaları gerekiyordu.
Diyorlar ki iktidar bize gerçek bir teklifle gelmedi. Pekiyi siz o süreçte ne yapıyordunuz? Samimiyet yoksa bunu neden halkla paylaşmıyorsunuz? Neden alternatif aramıyorsunuz? Al bu tepsiyi sen gez denilecek yerde neden fırsatı değerlendirmediniz? Bu ülkede demokrasi varsa, Cumhuriyet varsa, TBMM varsa neden sorun yaratıyorsunuz?
Fırsatı iyi değerlendirenler sanki çok önemli bir şey yakalamış gibi oluyorlar.
- Demokrasi demişken... Türkiye'deki demokrasi anlayışına nasıl bakıyorsunuz? Dünya üzerindeki demokrasi ile Türkiye'deki demokrasi anlayışı aynı mı sizce?
ELDEKİNİ KAYBETMEK İSTEMİYOR MİLLET
Bir manken arkadaşa fena halde kızmıştık hatırlıyor musunuz? Hani o manken çıkıp filan yerdekiyle benim oyum aynı mı demişti. Oradaki sınıf küçümsemesi değildi kültür farkını ortaya koyuyordu. Normal koşullarda mahkeme önünde kimsenin kimseden üstün olmamalı. Ama tercih konusunda kültür, eğitim çok etkili.Biz bu noktada sınıfta kalıyoruz. Bu eksiklik üzerinden siyaset yapanlar kazanıyor.
Millet de eldekini kaybetmeme, ağrısız başım kaygısız aşım, risk almama durumu var.
- Yeni denemeleri risk olarak görüyoruz!
Kesinlikle Esma.
- Biraz da devlet iktidar kavramlarını karıştırıyoruz galiba.
Evet, malesef. Devletin sosyal yardımlarını vatandaş iktidar yardımı olarak algılıyor. Bu bir omuz verme noktasına gitmedi, alışkanlık halini aldı.
- Sadaka kültürü gibi yani.
DÜNYA'DA DEMOKRASİ DAHA FARKLI
Evet, aynen. İnsanlara bu enjekte edildi. Halk iktidarın eline bakmaya başladı. Risk alamaz hale geldi. Aş kaygısı toplumun tercihlerinin önüne geçti. Hal böyle olunca da yeni denemelere, yeni politikalara kapıları kapatıyor halk.
Dünya daha objektif, risk alabilen bir demokrasiye sahip. Devlet kavramı oralarda oturmuş. Vatandaş tercihini gönül rahatlığıyla, iş, aş kaygısı olmadan yapabiliyor. Demokrasimiz burada abluka altında.
Biz de demokrasi biraz daha çoğulculuk gibi kullanılıyor. Halbuki azınlığın hakkını koruyabildiğimiz kadar demokratiğiz.
Bu çoğunluk hegomonyası, demokrasi değil.
- Böyle bir demokrasi anlayışı halkı kutuplaşmaya sevk etmez mi?
ATATÜRKÇÜLER ÖTEKİLEŞTİRİLİYOR
Açık politikayla da gizli politikayla da kindar bir ötekileştirme var. Bu ötekileştirmeleri sendikalarda da görüyoruz.
Bu kutuplaşma hoş değil. En kötüsü ne biliyor musun? Bir gün Esma ile İsa karşı karşıya gelebilir.
Gezi'de ortak kaygılarda halk birleşiyor duygusu vardı. Ama arkasından o tencereyi çalanı şikayet et, ışığı kapatıp açana tepkini göster uyarıları geldi.
Geçmiş dönemlerde de tek başına iktidarlar oldu, koalisyonlar oldu. Ama ortak değerlere, bütünlüğe karşı bu denli ayrıştırıcı yaklaşılmadı.
Kindar bir yaklaşım var. Rejime alerjileri var, Atatürk'e alerjileri var.
- Atatürkçü Düşünce Derneği Adana Şubesi olarak neler yapıyorsunuz? Faaliyetlerinizden bahseder misiniz?
Biz göreve geleli 2 ay oldu. Çeşitli aktiviteler yapıyoruz. Her salı toplantılarımız oluyor geleneksel...Doğru ağızlarla konferanslar seminerler gerçekleştiriyoruz. Cumhuriyet değerleriyle ilgili günlerde kesinlikle boş geçirmiyoruz. Yakında burada kurslara başlayacağız.Fotoğrafçılık gibi vesaire...
- Gençlerin derneğe bakışları nasıl?
GENÇLER OLMAZSA OLMAZIMIZ
Biz burada gençlere yönelik burs çalışması yapıyoruz. Evine götürdüğü namus yemeğinden gençlerimize de pay ayıran bursa sahiplerine de çok teşekkür ediyoruz. Gençler ağır ders yükü altında üniversite okuyorlar. Dengeyi sağlayacak ölçüde bize destek oluyorlar.
Bu yönetim Adana için şans. Daha önce bir nabız tutulamamış. Biz bunun üzerine gideceğiz. Gençlerin derneğe katılım potansiyelini arttırmak için elimizden geleni yapacağız.
- Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?
Bugünün anısına Atatürk'e din düşmanı diyerek karalayanlara Atatürk'ün bir sözüyle sonlandıralım "Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Şuura aykırı, ilerlemeye mâni hiçbir şey ihtiva etmiyor"
Teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim...
Yorumlar
Kalan Karakter: