NEŞET KARADAĞ- ÖZEL
ADANA(GÜNAYDIN)-Adana’nın Aladağ İlçesi Sinanpaşa Mahallesi'ndeki 3 katlı Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu'nda çıkan yangında 11’i kız öğrenci, 1’i eğitmenin öldüğü yangından kurtulan kız öğrenciler savcılıkta facianın nasıl meydana geldiğini anlattı. Öğrencilerin kimseden şikayetçi olmaması dikkat çekti.
Aladağ’daki kız öğrenci yurdundaki yangın faciasıyla ilgili soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor. Yangın faciası ile ilgili 6 kişi tutuklanıp, 8 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken olayı soruşturan Cumhuriyet Savcıları faciadan kurtulan kız öğrencilerin ifadelerine de başvurdu. TEOG sınavından çıktıktan sonra yurt idarecisi Cumali Genç’ten izin alıp Kökez Köyü’ne ailesinin yanına gittiğini ve yangının olduğu gün ise yurda döndüğünü ifade eden İnce, yangından nasıl kurtulduğunu ise şöyle anlattı:
MERDİVEN KISAYDI
“Hasta olduğum için o gün okula gitmedim. Vestiyer odasında Büşra Güneş ile birlikte dolabımızı düzeltmeye başladık. Saat 19.15’de kız arkadaşlarım anlaşılmayan bir şekilde bağırmaktaydılar. Ben vestiyer odasından çıkıp hocaların odasının önüne gittiğimde elektrikler kesildi. Bu sırada hocalarım bulunduğu odadan ellerinde telefonlarla çıkıp ışıklarını açtılar. Bu sırada burnumuza hafif bir yangın kokusu geldi. Bunun üzerine hocalarımız telefon ışıklarıyla bizi personel odasına alıp 112 ve polisi aradılar. Bu sırada bulunduğumuz odaya çok fazla miktarda yoğun duman gelmeye başladı. Hocalarımız bizi odanın pencerelerine gönderdi. Biz kafalarımızı pencereden dışarı çıkartıp nefes almaya çalıştık. Bu sırada herkes bağırarak etraftan yardım istedi. Yurdun yanına itfaiye arabası geldi. Etraftan gelen vatandaşlar yurdun penceresine merdiven dayadılar. Merdivenin boyu kısa olduğundan ağabeylerden biri merdivenin ucuna çıkıp bizi camdan alarak merdivenin üzerine koydu. Biz bu şekilde aşağıya indik. Biz odada yaklaşık 5-10 dakika durduk. Benimle birlikte Zeynep, Sevda, Büşra, Hafize Sultan, Nurcan ve Neslihan isimli arkadaşlarım vardı. Ben bu arkadaşlarım dışında kimseyi koridorda veya odada görmedim.”
‘YANGIN VAR’
Olaydan bir hafta önce hocalarından izin alıp Kışlık Köyü’ndeki ailesinin yanına gidip yangın günü de yurda döndüğünü ifade eden 11 yaşındaki Büşra Güneş, “ O gün okula gitmeyip yurtta zaman geçirdim. Saat 18.00’de akşam yemeği yiyip 18.45’de elbiselerimi düzeltmeye gittim. Saat 19.15’de yurdun giriş katında su içmeye giden arkadaşım Neslihan ‘yangın var’ şeklinde bağırdı. Zaten yurdun giriş katında kimse bulunmamaktaydı” dedi. Neslihan’ın bağırması üzerine vestiyer odasından dışarı çıktığında hocaların ellerinde telefonlarla dışarı çıkarak kendilerini yanlarına çağırdıklarını ifade eden Güneş, o dehşet anlarını şöyle anlattı:
‘BAĞIRARAK YARDIM İSTEDİK’
“Biz hocaların yanına ağzımızı kapatarak koşarak gittik. Hocalarımızın çıktığı odaya girerek odanın camlarına koştuk. Dışarıdan nefes almaya çalışıp bağırarak yardım istedik. Biz odada beklerken itfaiye geldi. Ancak merdiven yoktu. Daha sonra etraftan duyanlar merdiven getirip pencereye dayadılar. Merdiven pencereye yetişmedi. Bir adam merdivenin köşesine çıkıp bizi kucağına alıp aşağıya indirdi. Vestiyer odasında Cennet ile karşılaşmıştım. Cennet, yangının çıktığını bize söyledi tekrar 3.kata çıkıp arkadaşlarımızı çağıracağını söyleyip gitti. Daha sonra Cennet’i hiç görmedim. Yaklaşık 10 dakika odada yardım gelmesini bekledim. “
‘PANİKTEN DIŞARI ÇIKAMADIK’
Yangın sırasında arkadaşları Zeynep Sena Özkan, Fadime Yetim ve Hafize Sultan Deniz ile birlikte yemekhanede meyve yediklerini ifade eden 13 yaşındaki Zeynep Sevda Deniz, “Zeynep Sena ile Hafize Sultan yemekhaneden dışarı çıktığında giriş kapısının ve kapının yanındaki koltukların tutuştuğunu görmüşler bunun üzerine bağırdılar. Biz de onların yanına koşarak geldiğimizde yurdun girişinin ve masanın tutuşmakta olduğunu gördük. Bunun üzerine arkadaşlarım bağırmaya devam ettiler. Biz panikten mutfağın arka kapısından dışarı çıkmak yerine hocalarımızın bizi çağırdığını duyunca üst kata yanlarına çıkmak için hareketlendiğimizde merdivenlerdeyken elektrik kesildi. Daha sonra dumanlar iyice artmaya başladı. Biz ikinci merdivene çıkarken nefes alamaz olduk. Ağzımızı elimizle kapatarak hocaların bulunduğu odaya doğru koştuk” dedi.
Bu sırada misafir olarak yurda gelen ve kendisini çağıran anneannesi Elife Deniz’in yanına gittiğini belirten Deniz, yangından kurtulmasını da şöyle belirtti:
ANNEANNESİYLE KURTULDU
“Daha sonra anneannem ile bilgisayar odasına telefonun ışığı ile gittim. Bilgisayar odası dışarıdan gelen ışıkla aydınlık olduğu için dışarıya pencereden baktığımda yurdun girişinin tamamen yandığını gördüm. Bunun üzerine anneannem ‘buradan gidelim’ dedi. Anneannem ile birlikte telefon ışığıyla hocaların bulunduğu personel odasına gittik. Bu odada Ayşe Genç, ‘ yazmalarımızla burunlarınızı kapatın’ diye bağırdı. Biz duman kokusu yoğunlaştığından nefes alamadığımız için pencerelere koştuk. Pencere küçük olduğundan Ayşe hoca tahta ile pencerenin diğer camlarını kırdı. Biz camdan nefes almaya çalışırken bağırdığımızı duyan komşular yardıma geldi. İtfaiye araçları gelmeden komşular merdiveni bizim bulunduğumuz pencereye dayadı. Pencereden merdivenle aşağıya indik. Biz indikten hemen sonra itfaiye görevlileri geldi. İtfaiye görevlileri hortumla uğraştı, onları kimseyi kurtarırken görmedim. Bizim yangını fark etmemizden sonra kurtulmamıza kadar geçen süre yaklaşık 6 dakikaydı. “
‘KAPI KOLU YOKTU’
Deniz, daha önce gezmeye geldiği yurtta etüt merkezine daha çabuk gitmek için yangın merdivenini kullandığını o zaman kapıların kilitli olmadığını belirterek, “Bu sene yurtta kalmaya başladığımda hiç kullanmadım. Yangın merdiveni kapılarının kapı kolu yoktu. Ben bunu fark etmeme rağmen hocalara sormadım” dedi.
‘HOCALARIMIZ PENCEREYE GÖTÜRÜP NEFES ALMAMIZI SAĞLADI’
Büşra Güneş ile vestiyer odasındayken elektriklerin kesildiğini söyleyen kız öğrencilerden Nurcan Yılmaz da, “Büşra ile birlikte 2.kattaki personel odasına ablaların yanına koştuk. Aşağı giriş kapısı yandığından biz bu odaya koşmuştuk. Daha sonra bu odada bulunan hocalar bizi pencerelere doğru götürdüler ve nefes almamızı sağladılar. Biz yangın çıktığını öğrendikten sonra yoğun bir duman kokusu hissettik. Camlara doğru koşup dışarıya bağırıp yardım istedik. Evlerden insanlar merdivenle birlikte geldiler. İkinci kata merdiven uzatıp bizi aşağıya indirdiler. Biz aşağıya indikten sonra itfaiye araçları geldi. İkinci katta bizim bulunduğumuz odada bulunanların hepsi bu merdivenden aşağıya indi. Ben yurtta bulunduğum sürece yurdu denetlemeye kimse gelmedi” diyerek yangın anını anlattı.
Yangında pencereden atlayarak kurtulan Nefise Sarıkaya ise kurtulma anını şöyle anlattı:
O AN DERS ÇALIŞIYORDU
“Ben aşağıya atlamadan önce bulunduğum odada veya koridorda herhangi bir arkadaşımı görmedim. Normalde biz okul derslerini çalışırken anlamadığımız konularda yurtta kalan hocalar bize yardım etmekteydi. Ancak yangının olduğu sırada yanımızda herhangi bir hoca yoktu. Etüt salonundan çıktığımda yangın merdivenin bulunduğu kapıya ulaşamadım. Bu nedenle yangın merdiveni kilitli olup olmadığına bakamadım. Nefesim kesildiği için 7. Sınıfların etüt merkezinin penceresine koşup atladım, yangın sebebiyle benim ayağım çatladı.”
Yorumlar
Kalan Karakter: