NOTERLİK MÜESSESİ ve TÜRKİYE'DE NOTER OLMAK
Av.Ali Metehan Olgun

Av.Ali Metehan Olgun

Av.Ali Metehan Olgun

NOTERLİK MÜESSESİ ve TÜRKİYE'DE NOTER OLMAK

02 Mart 2021 - 09:07

Son günlerde merakla beklediğimiz yargı reformu stratejisi paketinin içeriğinde bir Noterlik sınavı ya da noterlik yardımcılığı kurumu gibi bir yenilik bekleniyor.Bunun uygulamaya geçişi biraz daha zaman alacak gibi gözüküyor.O zamana kadar mevcut durumdaki noterlik müessesi ve Türkiye’de nasıl noter olunacağına dair birkaç şey söylemek istiyorum.Öncelikle ,’’ noterlik nedir?’’ sorusuyla başlamak gerekir.
İnsanlık tarihine ilk yazı örneklerini sunan Sümerler , noterlik kurmununa ‘’burgul’’ adı altında M.Ö 7.yüzyılda rastlanmıştır.

***

İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan ve Sümer, Akad, Hitit dillerinde yazılmış 74.000 çivi yazılı belge üzerinde 33 yıl çalışan ve araştırmalarını sürdüren Muazzez İlmiye Çığ’ın “Sümerli Ludingirra” kitabındaki “Ludingirra’nın Yaşam Öyküsü-Tablet 5″ kısmında Burgul şu şekilde tanımlanmaktadır:
  “… bizim kanun ve geleneklerimize göre her sözleşme belirli kurallar içinde yazılmalıdır. Yazılı olmayan sözleşmeler için hiçbir hak ileri sürülemez ve mahkemeye başvurulamaz. Bu yüzden ev, bahçe, tarla, köle, hayvan satmak, kiralamak, borç alıp vermek, mirasını ölmeden bölüştürmek, çocuğunu evlatlıktan çıkarmak veya evlatlık almak isteyenler, yanlarında tanıkları, boyunlarında mühürleri ile babama gelirlerdi. Evlenecekler de tanıklar önünde, evlenme koşullarını, boşanma olduğu zaman kimin ne alabileceğini belirleyen bir sözleşme zorundalar. Eğer yazılı bir sözleşme yoksa evli sayılmaz evlenenler. Kurallarımız kesindir. Kentimizde yalnız sözleşmeleri yapan kurumsal bir kuruluş olarak Burgul var.” “… sözleşmelere önce konusu, sıra ile koşulları, tanıkların adları, yemini, günü, ayı, yılı yazılıp iki tarafın mühürleri basılır. En önemlisi de sözleşme yazıldıktan sonra yazıların üzerine yeniden yumuşak kil kaplanması ve üzerine içindekilerin tekrar yazılmasıdır. Böylece sözleşmenin üstü kırılırsa, içi sağlam kalır, hem yazılanlar değiştirilemez…”

Osmanlıda ise Mecellenin yürürlüğe girmesi ile Mukavelat Muharrirleri Nizamnamesi ve sonrasında Katibiadil Kanunu Muvakkati 1913 yılında kabul edilmiştir. Böylece ilk defa noterlik kamu hizmeti olmuştur.
Cumhuriyet döneminde, Katibiadil Kanunu Muvakkati kaldırılarak 1926 yılında Noterlik Kanunu çıkarılmış, çağdaş hukuk sistemi ile uyumlu şekilde İsviçre’nin Lozan ve Neuchatel Kantonları ile Avusturya Noterlik Kanunları göz önünde tutularak 3456 sayılı Noterlik Kanunu 01.09.1938 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun 1942, 1945, 1948, 1952 ve 1959’da değişikliklere uğramıştır. Kanun son olarak 1512 Sayılı Noterlik Kanunu olarak 05.05.1972 tarihinde yürürlüğe girmiş, Noterlik Kanunu Yönetmeliği çıkarılmıştır. Kanuna göre Noterlik mesleği kamu hizmetidir.

***

Türkiye’de noter olmak isteyen bir kişi için ilk şart tabi ki hukuk fakültesi mezunu olmak ve avukatlık stajını başarıyla bitirmiş olması gerekmektedir. Ancak işin ‘’imkansız’’ yanı burada başlıyor. Stajını bitiren bir avukat Noterlik belgesini alır ve sıra beklemeye başlar ve sırası gelince Noter olmaya hak kazanır. Böyle tek bir cümleyle yazınca insanın kulağına kolay gibi geliyor açıkçası. Ancak son dönemde çok sayıda açılan niteliksiz hukuk fakülteleri ,  yurtdışında neredeyse sınavsız bir şekilde denkliğe tabi tutulan özel üniversiteler maalesef günümüzde avukatlık mesleğine bir darbe vurmuş vaziyette. Hal böyle olunca hukuk fakülteleri her sene muazzam sayıda bir mezun vermekte ve her genç avukatın stajı bitirdikten sonra ilk işi Noterlik belgesi almak oluyor.Sayısal örneklerle açıklayacak olursak ; higm.adalet.gov.tr sitesinden alınan bilgiler ışında , 2020 yılı Haziran ayı itibariyle geçen yıllar da dahil olmak üzere en yüksek belge numarası 8756.Önceki yıllarda belge sahiplerinden noter olarak atananların sayısı yıllak 100 ila 120 arasında değişmiştir.Ve yine 2020 yılı Haziran ayı itibariyle verilmiş en son belge numarası 54964.Atanan son numara 8756 ,  verlen son belge numarası 54964 ve yılda ortlama 110 kişi atanıyor.Ufak bir matematik yapar isek ; 24 yaşında stajını yeni bitirmiş bir avukatın noterlik belgesi aldıktan sonra noter olabilmesi için 420 yıl geçmesi gerekiyor. Yani bu yeni ve genç avukat 444 yaşına geldiğinde artık noter olabilir. Son yıllarda yapılan hatalar silsilesinin bir sonucu olarak 420 yıllık bir noter süresi mevcut.Bu müddet ben ruhsatı aldığımda 110 yıl idi.Art arda a ‘’ BİR KÜRSÜ BİR HUKUK FAKÜLTESİ’’ mantığı ile açılan fakülteler , bu fakültelere atanan ilahiyat mezunu dekanlar ve niceleri avukatlık mesleğini günümüzde niteliksiz ve saygınlığını yitirmiş bir hale getirmiştir.Belki de mahkeme duvarlarında yazan o meşhur sözü biraz daha benimsemeliyiz.
’’Adalet mülkün temelidir.’’



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum