Yıl 1999… Sonbahar… Türbanın serbest bırakılması için Marmara Üniversitesi’nde eylem yapan öğrencilerden biri “7.4 yetmedi mi?” pankartı açtı. Açılan pankart ülke gündeminde aylarca konuşuldu.
***
Pankart, Marmara Depremi’nde ölenlere atıfta bulunuyordu…
***
17 Ağustos 1999’da meydana gelen depremde 35-40 bin kişi yaşamını yitirdi. Resmi rakam ise 18 bin…
***
DSP-MHP-ANAP koalisyonu ülkeyi yönetiyor. Hükümet göreve geldikten 3 ay sonra meydana gelen felaketi, aradan 15 yıl geçmesine rağmen dün gibi hatırlıyoruz. Hükümet istifa etmedi. İnsanlar sokaklarda terör estirsin diye kışkırtılmadı. Herkes elbirliği ile deprem felaketinin üstesinden gelmeye çalıştı. Türkiye bu yarayı yıllar geçmesine rağmen saramadı. Çünkü o anı yaşayanların bir çoğu halen psikolojik tedavi görüyor.
***
Depremden birkaç ay sonra yapılan eylemde, genç bir öğrencinin açtığı “7.4 yetmedi mi?” pankartı hafızalara kazındı. Ölüm üzerine yazılan kabul edilemez, insan onurunu kıran bir pankarttı. Türbanlarıyla okullara giremeyen öğrencilerin canına ‘tak’ etmişti ama o pankarta yazılanlar yakışık almamıştı.
***
Yaşanan bu hadise yıllarca eleştirildi. Hem de, ağza alınmayacak kelimelerle… Pankartı açan kız bu eleştirileri hak etti veya etmedi bunu tartışmayacağım.
***
28 Şubat sürecini yönetenlere kin ve nefret duyan öğrencilerin, günlük eylemlerinde böylesine acı bir olay (Marmara depremi) üzerinden saldırması üzüntü vericiydi. Bu öğrenci Anadolu’dan gelmiş, okuluna giremediği için canı yanmıştı. Cahildi, kanı hızlı akıyordu. Belki de, sözünün nereye varacağını düşünmemişti bile… Ama yaptığı külliyen yanlıştı.
***
Yıl 2014… 13 Mayıs… Manisa’nın Soma ilçesindeki maden ocağında meydana gelen kazada 301 madenci can verdi. Madencileri arama kurtarma çalışmaları sürerken, Hürriyet Yazarı Yılmaz Özdil, Halk TV’de canlı yayında yaptığı yorumla kin kustu. Yılmaz Özdil, canlı yayında şu ifadeleri kullandı:
"Meclis'te bir tartışma yaşanmıştı. Bu Soma işçilerinin, maden ocağında çalışma yerine baretleriyle birlikte AK Parti mitinglerine katılmalarıyla ilgili olarak. O zaman Çalışma Bakanı, cevap vermişti ‘Ne var yani. Bir maden sahibi, herhangi bir partiyi sevmesi yasak mı?’ demişti. Dolayısıyla burada ben Başbakan'a katılıyorum. Yani bu olan biten gayet, normaldir hatta müstahaktır bile denilebilir. Türkiye, Tayyip Erdoğan ile layığını bulmuştur. Bana göre hepimizi daha büyük facialarda beklemektedir."
***
Bir zamanlar, yazılarını okumadan güne başlamadığım Yılmaz Özdil’i yıllarca okuyarak vaktimi boşa harcamışım. Yazıklar olsun sana. Beni 1999’a götürdün. O zaman “7.4 yetmedi mi?” yazan cahil bir kızdı belki. Ya sen Yılmaz Özdil? Yazdığın yazılarla kamuoyuna yön veren, kaleminle takdir edilen Yılmaz Özdil, yazılarınla gönüllerini fethettiğin insanların gönlünü dilinle kırdın. Ölüm üzerinden mi muhalefet yapacaksın? Yuh olsun sana…
***
Ne farkın kaldı, 15 yıl önce Marmara Üniversitesi’nde pankartı açan genç kızdan?
***
Ben söyleyeyim farkınızı?
***
Yine söylüyorum, o kızın açtığı pankartı hiçbir vicdan sahibi kabul edemez. Ama en azından o pankart depremden aylar sonra açılmıştı. Ya sen Yılmaz Özdil? İnsanlar daha maden ocağından kurtarılmayı beklerken, Somalı kadınlar kocasını, çocuklar babalarını beklerken, kazada ölenlere ‘müstehak’ dedin… Demek ki, yazdıklarınla söylediklerin birbirine uymuyor. Keşke sussaydın… Hatta hiç konuşmayıp ‘LAL’ olsaydın.
***
Bari o zaman kimsenin canını acıtmazdın.
***
Sana ne söylesem MÜSTEHAK, YILMAZ ÖZDİL…
Yorumlar
Kalan Karakter: