ben o zaman bir günlük gazetede ayda yetmiş liraya çalışırdım
sabah saat dokuzdan, on ikiye kadar iktisat ve eğitim muhabirliği yapardım, öğleden sonra da adliye muhabirliği
ayrıca her gün bir anket ya da röportaj yazmaya da mecburdum
akşam oldu mu, gazetenin hikayesini, sonra her gün bir fıkra yazardım
gece, radyoları dinler, ankara haberlerini telefonla alır, patron bir yabancı dergiden çevrilecek bir yazı vermişse, gece on ikiden sonra da bu çeviriyi yapardım
arada, vakit kalırsa sekretere yardım ettiğim de olurdu
bütün bunların karşılığında hepsi hepsi yetmiş lira
yetmiş lirayı adama öyle kolay kolay vermezlerdi babıalide o zaman
yağma yok. iki aylık staj diye iki yıl stajyer kadrosunda parasız çalıştırırlardı
***
bu satırlar
aziz nesin’in ‘yedek parça’ adlı kitabından
‘yazıdan karakter tahlili’ başlıklı öyküsü
***
bir zamanlar koyu akpli olup da şimdi mhpnin çikolatasını dağıtanların çok anlayacağı bir dil değil bu
hatta, seçim döneminde kapı kapı dolaşıp da, yerini garantiye aldıktan sonra bir daha dostlarına hiç uğramayan chplilerin hiç değil
iki kez okurlarsa, belki!
aziz nesin döneminde bankamatik yoktu tabii
kopyala yapıştır hiç yoktu
aziz nesin delikanlı adamdı
çünkü gerçek yazardı, ‘kopyala yapıştır’ı ihanet sayardı!
okurdu, kafa yorardı, yazardı
gerçek ustaların emeğini söğüşleyerek ‘yazarım’ diye dolaşmazdı ortalıkta
***
şimdi
bir de ajanslar var
onlar ne gönderirse gazete onu koyar
ne araştıran, ne soran var
ajanstan ne gelirse onu doğru sayar
muhabirliğin de içine ettiler edecekleri kadar
birinin balkondan düşmesini, diğeri intihar yazar!
***
ajans muhabirinin işi de zor
yetmiş lira vermiyorlar ama canlarını alıyorlar
yeri bul, fotoğraf çek, görüntü al, haberi yaz, kamera bir yanda, fotoğraf makinesi bir yanda, kalem bir yanda, kağıt bir yanda, yemeği ayaküstü atıştır, bir de ‘nerde kaldı haber’ diyen müdürünü yatıştır
bir su hortumu eksik omuzlarında
telsizden başka bir haber çıkarsa bir de onu kovala
utanmasalar, sokağa çıkartıp anket yaptıracaklar boş zamanlarında!
***
anlayacağınız
aziz nesin’den bugüne çok şey değişti!
şimdi, ne saat dokuzdan, on ikiye kadar iktisat ve eğitim muhabirliği yapanlar, ne de öğleden sonra da adliyede koşturanlar var!
her yerde işin kolayına kaçanlar
yazdığını bile başkasına okutanlar
başkasının yazdıklarını kendi yazısıymış gibi paylaşanlar
kopyalayıp yapıştıranlar
yapıştırıp kopyalayanlar!
yazdığı bültenin ardından bir daha ‘düzeltme’ yollayanlar!
***
ömründe üç kitap okumadan beş kitap yazanlar
ve imza günlerinde büyük bir yazara sarılıyormuş gibi yanağından öpen ve onu sosyal medyada paylaşan sazanlar!
karakter ağır işçilik
onlarda olmadığı için kızıyorlar
yazdığımı anlamadan kızanlar!
Yorumlar
Kalan Karakter: