sabah erken kalkıyor
gözü kapıda
gelecek mi diye bekliyor
sağa bakıyor, sola bakıyor
bastonuna yaslanıyor
bakışları uzaklara dalıyor
gözlüğünü çıkarıp
gözlerini ovalıyor
‘oğlum’ diyor
‘oğlum’
huzurevinde yemek saati yaklaşıyor
***
öğleden sonra
gözü kapıda
gelecek mi diye bekliyor
bir genç geliyor o değil
bir orta yaşlı o değil
arkadaşları evlatlarına sarılıyor
o bastonuna
gözleri uzaklara dalıyor
***
akşama doğru
yanında eşiyle
çıkıp geliyor oğul
hafiften bir sarılıyor
babası sustukça o konuşuyor:
‘eşimle kahvaltı yaptık’
‘sonra alışverişe çıktık’
‘babalar günü ya, eşim bana hediyeler aldı’
‘eve uğrayıp onları bıraktık’
‘yemeği dışarıda yedik’
‘seni hatırlayınca ‘çıkıp bir gelelim’ dedik’
‘nasılsın, rahat mısın…’
***
ağzını bıçak açmıyor babanın
kessen bir damla kanı akmaz
oğul konuşuyor;
‘bana bıraktığın evi güzel bir boyattım’
‘tenekede yetiştirdiğin çiçekleri attım’
‘uzun fidanları kısalttım’
‘kümesteki tavukları sattım’
‘bahçeye güzel bir hamak yaptım’
‘yattıkça seni anıyorum’
***
baba dişlerini sıkıyor
oğul konuşuyor:
‘beni okutup adam ettin’
‘evlendirip yuva yaptın’
‘kendini de huzurevine attın’
‘şimdi çok mutluyuz’
‘sen rahat mısın’
***
baba işte
oğlu eşinin yanında mahcup olmasın diye tebessüm edip, boynuna sarılıyor
öyle bir sarılıp kokluyor ki
gözleri buğulanıyor
‘iyi ki geldiniz evlat’ diyor
‘iyi ki geldiniz’
***
gitmeyen bilmez
huzurevinin yemekleri güzel olur!
özellikle tek yenilince!
***
kalkıp yemeğe oturuyorlar
görevli geliyor
oğlu; ‘kuru fasulye olsun’ diyor
‘yanına pilav
üzerine az et’
***
oğlu yine konuşmaya başlıyor:
‘seni buraya getirdiğimiz çok iyi oldu’
‘bak sana çocuk gibi bakıyorlar’
‘yemekleriniz çok güzel’
‘yediğin önünde yemediğin arkanda’
***
oğlunun bu gevşekliği karşısında dayanamayan baba, oğlu gelininin yanında yine mahcup olmasın diye susup, görevliye dönüyor.
ve yüksek sesle:
‘kuru fasulye’
‘yanına pilav
‘üzerine etme’ diyor
***
‘üzerine etme!’
Yorumlar
Kalan Karakter: