Türktekin, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
Kıymetli Basın Mensupları ve Aziz Milletimiz;
Dünya bugün, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı, hukukun bile bir silah haline getirildiği karanlık ve utanç verici bir dönemden geçmektedir. İsrail Meclisi (Knesset), yalnızca Filistinli tutukluları hedef alan, temyiz ve af hakkını yok sayan sözde “idam” düzenlemesini kabul ederek, uluslararası hukukun tabutuna bir çivi daha çakmıştır.
Bu bir yasama faaliyeti değildir; resmî bir "cinayet şebekesi" ilanıdır! Bu, açıkça hukukun bir silaha dönüştürülmesidir.
Gazze’de soykırım yapan, sivilleri açıkça hedef alan, her türlü savaş suçunu fütursuzca işleyen ve açlığı bile bir kitle imha silahına dönüştüren işgalci zihniyet, şimdi de ağır suçlarına "hukuki bir kılıf" kazandırmaya çalışmaktadır. Bombalarla yok edemediği, sokaklardan toplayıp zindanlara doldurduğu binlerce masumu, uydurma yargılamalarla darağacına göndermeyi planlamaktadır.
Bir hukukçu ve insan hakları savunucusu olarak açıkça söylüyorum:
Yaşam hakkı, hiçbir devletin siyasi kararına indirgenemez; hiçbir işgal düzeni yaşam hakkını tartışmaya açamaz.
Bu düzenleme, Roma Statüsü, Cenevre Sözleşmesi, BM Şartı’nı ve uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerini (yaşam hakkı ilkesi, adil yargılanma güvenceleri, ayrımcılık yasağı ve keyfi infaz yasağı gibi hükümleri) alenen ihlal etmektedir.
Askeri mahkemelerde verilen ölüm kararlarının 90 gün içinde infaz edilmesini öngören bu sistem, korkunç insan hakları ihlalleri ve telafisi imkansız sonuçlar doğuracaktır. Uluslararası toplum bunu insanlığa karşı asla izah edemez!
Uluslararası Topluma Açık Çağrı
Yaşam hakkı, hiçbir siyasi hesabın ve hiçbir işgalci zihniyetin kirli oylamasının konusu olamaz!
Hukuk, devletlerin elinde bir silaha dönüştürülemez.
Yargı cübbesi adalet içindir; darağacı kurmak için değil. İsrail o kutsal cübbeyi göz göre göre bir cellat kıyafetine dönüştürmeye çalışmaktadır.
Eğer bir hukuki düzenleme fiilen yalnızca bir halkı hedef alıyorsa, bu bir hukuk tartışması değildir. Bunun adı asla yasal bir düzenleme değildir; hukuk değildir. Bu yalnızca bir “savaş suçu” kılıfı da değildir; İsrail’in insanlığa karşı işleyeceği yeni suçlar ve yeni vahşetler için hazırladığı iğrenç bir zemindir.
Şu an İsrail hapishanelerinde bulunan yaklaşık on bin Filistinli tutuklu, çocuk ve kadın ayrımı gözetilmeksizin korkunç bir hukuk terörünün açık hedefi haline getirilmiştir.
Uluslararası Topluma Sesleniyorum: Sessizliğiniz Suça Ortaklıktır!
Dünya, İsrail’in uluslararası insancıl hukuku paspas etmesini daha ne kadar “kaygıyla” izleyecektir !?
Kınama mesajlarının ve içi boş diplomatik ifadelerin artık hiçbir hükmü kalmamıştır.
BM Şartı, Roma Statüsü ve Cenevre Sözleşmeleri açıkça ihlal edilirken susmak, o darağaçlarına ip taşımaktan başka bir şey değildir.
Gelecek Partisi Olarak Sesimizi Yükseltiyoruz:
- Bu vahşet hazırlığını sessizce izleyen, ikiyüzlü siyaset anlayışını reddediyoruz!
- Kağıt üzerinde kalan uluslararası hukuk metinlerini ve bu metinlerin koruyucusu olduğunu iddia edip eyleme geçmeyen kurumları şiddetle kınıyoruz!
- Birleşmiş Milletleri ve tüm uluslararası mekanizmaları, bu hukuk terörünü durdurmak için derhal somut ve ağır yaptırım paketlerini hayata geçirmeye çağırıyoruz.
İdam cezası, çağdaş hukuk düzenlerinin uzun yıllardır reddettiği bir ilkelliktir. Bu cezanın, belirli bir halkı yok etmek için bir “silah” olarak kullanılması, insanlık ve hukuk tarihine sürülebilecek en kara lekedir. Bunun derhal önüne geçilmelidir!''
Yorumlar
Kalan Karakter: