Üzerinden yıllar geçse de bazı şehirler vardır ki isimleri anıldığında yalnızca bir coğrafya değil, insanlığın ortak vicdanı hatırlanır. Srebrenitsa da işte böyle bir yerdir.
11 Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde yaşananlar, yalnızca bir savaşın değil, insanlığın da en ağır sınavlarından biri olarak tarihe geçti. Binlerce masum Boşnak erkek ve erkek çocuk yaşamını yitirdi. Geride ise evlatlarını bekleyen anneler, eşlerini arayan kadınlar ve babasız büyüyen çocuklar kaldı.
Aradan otuz yılı aşkın bir süre geçti. Ancak Potočari’deki beyaz mezar taşları hâlâ sessizce konuşuyor. Her biri, yarım kalmış bir ömrün ve dinmeyen bir özlemin simgesi olarak yükseliyor. Her yıl kimliği yeni tespit edilen kurbanların toprağa verilmesi, acının hâlâ devam ettiğini gözler önüne seriyor.
Srebrenitsa’yı anmak; geçmişte yaşanan acıları canlı tutmak için değil, benzer acıların bir daha yaşanmaması için hafızamızı diri tutmaktır. Çünkü tarih bize gösteriyor ki nefret, ayrımcılık ve ötekileştirme zamanında engellenmediğinde bedelini masum insanlar ödüyor.
Bizler Anadolu’nun insanları olarak acının dilini iyi biliriz. Depremlerde, savaşlarda, göçlerde ve afetlerde birbirimize uzanan yardım eli; insanlığın en büyük gücünün merhamet olduğunu defalarca göstermiştir. İşte bu nedenle bizler, Srebrenitsa’da yaşanan acıyı yalnızca Bosna’nın değil, insanlığın ortak acısı olarak görüyoruz.
Bugün dünyanın neresinde olursa olsun; masum sivillerin yaşam hakkını savunmak, adaletin yanında durmak ve barışı yüceltmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Acılar arasında ayrım yapmadan, her masum canın değerini bilmek; geleceğe bırakabileceğimiz en kıymetli mirastır.
Srebrenitsa bize bir gerçeği hatırlatıyor: Barış kendiliğinden var olmaz; adaletle, hukuka bağlılıkla ve insan onuruna saygıyla oluşur ve korunur. Sessiz kalınan her haksızlık, yarının daha büyük acılarının habercisi olabilir.
11 Temmuz’da Srebrenitsa’da hayatını kaybeden masumları rahmet ve saygıyla anıyor; geride kalan ailelerin acısını yürekten paylaşıyorum.
Dileğim odur ki dünyanın hiçbir köşesinde çocuklar savaşın gölgesinde büyümesin, anneler evlat acısıyla sınanmasın ve insanlık bir daha Srebrenitsa gibi trajedilerle karşılaşmasın.
Güçlü toplumlar, yalnızca geçmişini hatırlayan değil; geçmişinden ders çıkararak, geleceği barış, adalet ve kardeşlik üzerine inşa eden toplumlardır.
Yorumlar
Kalan Karakter: