"Uluslararası Kadın Lider ve Mentor Ödüllü"  BİR...
Av.Meryem Türktekin ile  TOPLUM KÜRSÜSÜ

Av.Meryem Türktekin ile TOPLUM KÜRSÜSÜ

[email protected]

"Uluslararası Kadın Lider ve Mentor Ödüllü"  BİR TÜRK KADINI

15 Mart 2021 - 08:39


Prof.Dr. Rejin (Akyüz) Kebudi,

Uluslararası başarılara imza atan, kendini tıbba ve hastalarına adamış bir bilim kadını. Ekonomik zorluklara rağmen yılmamış, bilinçli bir annenin yetiştirdiği, azimli bir kız çocuğu... O, çocukken bile anne babasına çözüm üretmeye çalışan, yaşlandıklarında koruyup gözeten hayırlı bir evlat olmakla veya kıymetli bir eş ve değerli bir anne olmakla da kalmadı, yaşamın her alanında başarılarıyla varolarak bir çok kız çocuğuna ve bir çok doktora da rol model oldu…

1958’de İzmir’de dünyaya geldi. Bursla okuduğu İzmir Amerikan Kız Lisesi’ni birincilikle bitirdi. Türkiye 42.si olarak girdiği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlığı ve ayrıca Çocuk Hematolojisi-Onkolojisi Yan Dal Uzmanlığını tamamladı. Akademik basamakları hızla tırmanan Prof. Dr. KEBUDİ, yaşamı boyunca bir çok başarıya imza attı.

Türkçe ve yabancı dilde olmak üzere 400’e yakın bilimsel yayını, çeşitli kitap bölümleri ve kitap çevirileri var.TÜBİTAK dahil bir çok kurum ve kuruluştan çeşitli ödüller aldı.

Hollanda’da Nijmegen Üniversitesi'nde, ABD'de de Los Angeles, California ve New York Üniversitelerinde eğitim ve araştırmalarda bulundu. Çok yetkin öğretim üyelerinin yanında çalışmalar yaptı.

İngilizce, İspanyolca, Almanca ve Fransızca bilen Prof. Dr. Rejin KEBUDİ, aldığı tüm güzel tekliflere rağmen başka bir ülkede çalışmayı reddetti. ’Ben, bu Cumhuriyetin yetiştirdiği bir Türk kadınıyım, bu topraklara katkı sunmalıyım’ dedi, eğitimini tamamladıktan sonra ülkesine döndü ve ülkesinde çalıştı.

Hâlen İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, Preventif Onkoloji Ana Bilim Dalı Başkanı olarak çalışmakta olan Prof. Dr. KEBUDİ, aynı zamanda Pediatrik Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyesi olup, İstanbul Tıp Fakültesinde, tıp öğrencilerine eğitim vermektedir.

Birçok önemli bilimsel derneğin aktif üyesi olan Prof. KEBUDİ, Uluslararası Pediatrik Onkoloji Derneği (SIOP)’un eğitim komisyonu üyesi ve Destek Tedavi Çalışma Grubu Başkanıdır. Türk Pediatrik Onkoloji Grubu (TPOG) Derneği Başkanlığını da yapmış olan KEBUDİ, Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD)’in Destek Tedavi Çalışma Grubu Başkanıdır.

Pandemi döneminde TPHD ve TPOG’un Türkiye’de kanser tedavisi gören ve nakil olan çocuk hastalarda COVID-19 infeksiyonu çalışmasını koordine etti.

Ortadoğu Kanser Konsorsiyum (MECC) üyesi olarak, bölgede palyatif bakımın geliştirilmesi çalışmalarında aktif rol oynadı.

Yurtdışındaki çocuk onkolojisinde, yetkin pek çok merkez ve kuruluşla ortak çalışmalar yaptı ve halen Avrupa ve Kuzey Amerika’da birçok çocuk  onkoloji çalışma grubunda yer almaktadır.
Amerika Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) tarafından  2018 yılında Onkolojide Uluslararası Kadın Lider ve Mentor Ödülü’ ile onurlandırıldı.

                                                               * * * * *

Öncelikle nezdinizde, sizin ve sevgili eşim dahil tüm hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının ‘Tıp Bayramı’nı kutluyorum.Bugünün hikayesi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? 
 
Teşekkür ederek, ben de sizin aracılığınızla buradan tüm meslektaşlarımın gününü kutluyorum. Bu yıl, tüm sağlık çalışanları açısından her zamankinde daha zor bir yıl oldu. Umarım daha fazla kayıp vermeden bir an önce bu Pandemi sürecini atlatırız.

Türkiye'de modern tıp eğitimi, II. Mahmut Döneminde İstanbul’ da 14 Mart 1827'de ‘ Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’  adıyla kurulan Tıphane ile, başlamıştır. Bu nedenle, bu okulun kuruluş günü olan 14 Mart "Tıp Bayramı" olarak kutlanmaktadır.

İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart'ında işgal altındaki İstanbul’da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran’ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto etmek için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermiştir. Bu nedenle, tıp bayramı aslında tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.
 
Onkoloji alanında dünyanın en prestijli kongresi sayılan ASCO 2018’de, hepimizi gururlandıran “Onkolojide Uluslararası Kadın Lider ve Mentor Ödülü” ne layık görülen ilk Türk bilim insanısınız. Bu ödülünüzden söz eder misiniz?

Tıp alanında ulusal ve uluslararası platformda çalışan bir Türk bilim kadını olmaktan ve ülkeme bu gururu yaşatmaktan dolayı açıkçası ben de son derece mutluyum.

Onkolojide Uluslararası Kadın Lider ve Mentor Ödülü, onkolojide uluslararası düzeyde bir kadın lider ve mentor olarak olaganüstü başarı gösteren, onkolojide meslektaşların klinisyen, akademisyen, araştırmacı olarak profesyonel ilerlemelerine  önderlik eden bir kadın onkoloğa verilmektedir.

Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO), 1964 den beri etkinliğini sürdüren, her yıl çeşitli ödüller veren, 150 ülkeden yaklaşık 45.000 üyesi olan, onkoloji alanındaki en önemli kuruluşlardandır. ‘Onkolojide Uluslararası Kadın Lider ve Mentor Ödülü’nü vermeye ise, ilk olarak 2017’de  başladı. Kuruluşundan bu yana ASCO ödülü ilk kez bir Türk bilim insanına verildi. Bu ülkemiz açısından da büyük onurdur.
 
Bu Ödül 3 Haziran 2018'de Chicago'da yapılan yaklaşık 42 bin kişinin katıldığı ASCO Kongresinde yapılan törenle verildi. Bu ödülü almaktan hem kendi adıma hem de ülkem adına çok mutlu oldum ve gurur duydum.
 
Hatta, bu yıl çok zamansız kaybettiğimiz Onkolog Merhum Prof Dr. Emin Darendeliler, bu ödülün bana verildiği resmi olarak açıklandığı gün olan, 14 Mart 2018’de İstanbul Üniversitesinde meslektaşlarımıza yaptığı konuşmada,  “ Bugün çifte bayram yaşıyoruz, hem Tıp Bayramını kutluyor, hem Prof Dr. Rejin Kebudi’nin dünyanın en önemli ve prestijli onkoloji derneği olan Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin “Uluslararası Onkolojide Kadın Lider Ödülü’nü almasını kutluyoruz” diyerek bu ödülün önemini ifade etmişti.
Bu ödülü aldıktan sonra Nobel ödüllü bilim insanımız Prof. Dr. Aziz Sancar’dan özel olarak tebrik almak da benim için çok gurur vericiydi.

Başarı bir ekip çalışmasıdır. Yetişmemde emeği olan aileme, değerli hocalarıma, beraber çalıştığım ekip arkadaşlarıma  minnettarım. Bana herzaman destek olan eşim Prof. Abut Kebudi’nin de, çocuklarımın da başarımda katkıları vardır. Huzurlu ve sevgi dolu bir ailede herşey daha kolaydır.

Peki çocukluğunuz nasıl geçti?

Sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Doktor olan dedem rahatsızlanınca, dedem ve anneannem bizle yaşadı, annem onlara baktı. Rahmetli annem ve kayınvalidem de benimle oturdular, aile bağlarımız hep çok güçlü oldu. İlkokul sonlarında babam bazı rahatsızlıklar geçirdi, çok ağır ekonomik sıkıntılarımız oldu.  Annem güçlü ve bilinçli idi, gece gündüz çalıştı, ben ve doktor olan ağabeyimin iyi eğitim görmesi için çok uğraştı. Ben de çok  azimliydim, çok çalıştım lise ve üniversite hayatım boyunca okul bursu, TÜBİTAK bursu aldım. Liseden itibaren ders vererek, üniversite yıllarında turist rehberliği yaparak, çalışarak okudum, liseyi de üniversiteyi de birincilikle bitirdim.

Hatta, üniversite sınavına girdiğim yıl, ailem açısından çok sıkıntılı bir yıldı. Uzun yıllardır eski bir evde kiracıydık. Evin sahibi vefat etmiş ve ev murisler tarafından satışa çıkartılmıştı. Yeni evlerin kirası çok yüksekti, kredi çekerek ev almak istedik. Banka evin değerinin belli bir yüzdesini kredi olarak veriyordu ve peşinatı karşılayacak paramız yoktu. Derken o güzel haber geldi; üniversiteyi Türkiye 42. olarak kazanmıştım. O yıllarda İşbankası’nın ilk 50’ye giren öğrenciye verdiği büyük ödüle hak kazanmıştım, böylece evin peşinatını yatırabilmiş, aileme katkıda bulunabilmiştim.

Çocuk hematoloji ve onkoloji alanında uzun yıllardır büyük bir özveriyle çalışıyorsunuz. Bilim öğrenmeye ve araştırmaya olan tutkunuzun sebebi nedir? Sizi bu zor alana çeken ne oldu?

İzmir Amerikan Kız Koleji'nde burslu okurken Biyoloji hocam beni TÜBİTAK proje yarışmalarına yönlendirdi. TÜBİTAK Proje yarışmalarında lise yıllarında, üç yıl üst üste biyoloji dalında, üniversite yıllarında da üç yıl üst üste tıp dalında ödül aldım. O yıllarda   TRT televizyonları Başarılı Gençler diye bir program yapıyordu, TÜBİTAK Proje Yarışmasındaki ödüller nedeniyle. Ankara’dan evimize gelerek çekim yapmışlardı. Birçok gazetede bu konuda haber ve röportajlar çıkmıştı. Çalışmalarım, aldığım ödüller bilimsel dergilerde yayınlandı, bunlar akademik yaşamımda ilk adımlarım oldu, bilim öğrenmeye ve araştırmaya olan tutkumu ve motivasyonumu artırdı.

Araştırma yapmayı çok sevmekle birlikte, insan ilişkilerini de çok sevdiğimden, meslek olarak ikisini de yapabileceğim, tıbbı seçtim. Tıp okurken, Hollanda ve İspanya'da burslarla yaz stajları yaptım. Tercümanlık yaparak, eğitim masraflarımı çıkartıyordum. Eğitimim sırasında ve mesleki yaşamımda, ulusal ve uluslararası çok değerli hocalarım oldu, hepsine minnettarım.
 
Neden, özellikle Çocuk Hematoloji Onkoloji branşı gibi zor ve hassas bir alanı seçtiniz?Çocuk onkolojisinde, Türkiye’de ve dünyada tedavi başarı oranları nedir?

Hekimlik çok kutsal bir meslek. Çocuk hematoloji-onkoloji de, hem kutsal hem de duygusal yükü çok olan bir meslek, bu yüzden bu bölümü seçtim.

Çocuk hematoloji-onkolojide, son yirmi yılda çok önemli gelişmeler oldu. Günümüzde çocukluk kanserlerinde başarı, %70-80’lerde, erken yakalandığında bu oran % 90’lara çıkabiliyor. Bunu başarmak için de kendini bu konuya adamış hekimlere, hemşirelere ve ekip çalışmasına gereksinim var.

Hastalığın erken tanısı, güncel doğru tedavi uygulanması çok önemlidir.  Türkiye'de hekimlerin bilgisinin iyi olması, erken evrede tanının artmasını sağlamaktadır. Tüm tetkik ve tedavilerin devlet ve üniversite hastanelerinde ücretsiz yapılabilmeside başarıya katkıda bulunmaktadır.

Ayrıca, ülkemizde de dünyada da, Çocuk hematoloji-onkoloji hekimleri ve hemşireleri  genelde  kendilerini bu işe adamış insanlardır. Hepsi çok zor olmasına rağmen bu işi çok severek yapıyor. Ekip ruhuyla başarılı olunuyor. Mesela 25 yıldan fazladır beraber çalıştığım kendini çocuk onkolojiye adamış Hülya Bingöl Hemşire’yi bu konuda örnek vermek isterim. İyileşen, doktor, mühendis olan, evlenen, çocuğu ile bizi ziyarete gelen hastalarımızı görmekte bize en büyük moral oluyor.

Çocuklarda daha çok hangi kanser tipleri görülüyor ve bunların bulgularını nasıl takip edebiliriz?

Çocukluk çağı kanserlerinin %30’unu kan kanserleri (lösemiler), kalan %70’ini de solid tümörler denen organ tümörleri oluşturur.

Solid tümörler de sıklık sırasına göre, beyin tümörleri, lenfomalar, nöroblastom, yumuşak doku tümörleri, böbrek tümörleri, kemik tümörleri, ve diğer (göz tümörü retinoblastom, karaciğer kanserleri, nazofarenks kanseri vd.) tümörlerdir.

Çocukluk çağı kanserlerinde en sık görülen uyarıcı bulgu ve belirtiler nelerdir?

Boyun, koltuk altı ve kasık bölgesinde lenf bezelerinde şişlikler, vücudun herhangi bir bölgesinde şişlik, solukluk,  halsizlik, sık ateşlenme, ciltte morluklar, çürükler, burun ve dişeti kanamaları, baş ağrısı, kusma, ateşsiz havale geçirme, dengesizlik, yürüme bozukluğu, görme bozukluğu, kemik, eklem ağrıları, enfeksiyon tedavisine rağmen sebat eden öksürük, nefes darlığı, gelişme geriliği, aşırı kilo kaybı, idrarda kan, idrar ve dışkılamada zorlanma, bebeklerde göz bebeğinde parlaklık, gözde kayma.

Örneğin bebeğin flaşla çekilen bir fotoğrafında  bir göz bebeği kırmızı diğeri beyaz çıkmışsa, bu çok önemli bir bulgudur. Erken teşhisle yanlız hayatı değil, çocuğun gözünü de kurtarırsınız.

Ancak, bu bulguların olması, çocuğun illa ki kanser olduğunu göstermez, aile hemen telaşlanmamalıdır. Basit bir solukluk veya kansızlık da olabilir. Boğaz enfeksiyonunda da, boyunda bezeler büyüyebiliyor.
Ancak bahsettiğim bu tür durumlarda çocuk hekime götürülmeli, gerekli muayene ve tetkiklerle ayırıcı tanı yapılmalıdır. Tüm çocukların, gerek büyüme gelişmelerinin takibi, gerekse genel muayeneleri açısından düzenli doktor kontrolüne gitmeleri önemlidir. Bugünün çocukları ve gençleri, yarının büyükleridir.
Ayrıca, gençlerimizi sigaranın zararları konusunda bilinçlendirmeliyiz.

Erişkinlerde kanserin önlenmesine, ayrıca kalp rahatsızlıkları gibi birçok hastalığın önlenmesine yönelik etkisi kanıtlanmış olan, sağlıklı beslenme alışkanlığı ve düzenli egzersiz alışkanlığı da küçük yaşlarda yerleştirilmelidir.
 
Kanserli çocuk hastalara yönelik Çocuk Kanser ve Sevgi Dayanışma Derneği (ÇOKSEV)’in de başkanlığını yapıyorsunuz. ÇOKSEV’in çalışmaları ve projeleri hakkında da kısaca bilgi verir misiniz?
 
Bu, çok önemli bir nokta gerçekten. Biz bilim insanıyız ancak toplumsal konulara da duyarlı olmalıyız. Bilimde ilerleyen gençlere de çok yönlü olmayı öneriyoruz. 

ÇOKSEV 'in değerli yönetim kurulu üyeleri olarak(ki hepsi kadın)hayırsever  dostlarımızla birlikte, kanser  tedavisi gören çocuklarımıza ve ailelerine maddi ve manevi anlamda destek olmaya çalışıyoruz.
Hastane alt yapısının iyileştirilmesine de sürekli katkıda bulunuyoruz.  Örneğin 2018’de İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Çocuk Servisini, herşeyiyle tümüyle yeniledik. 

Tedavisi biten çocuklarımızın eğitimlerine devam etmelerine çok önem veriyoruz, eğitim bursları vererek onları destekliyoruz.

Kanser tedavisi, uzun ve zorlu bir tedavi süreci. Çocuklarımızın ve ailelerinin psikososyal desteğe ihtiyacı var. Bu yüzden, onlara kültür gezileri, yaz okulları imkanı sağlıyoruz.

Hastanede, bayram ve önemli günlerde onları mutlu edecek toplantılar düzenliyor, doğum günü kutlamaları yaparak yaşam enerjilerini artırmaya, yüzlerini güldürmeye çalışıyoruz.

Bilimsel çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

Bilimsel çalışmalarımızı ulusal ve uluslararası düzeyde ekip çalışması şeklinde en iyi ve ileri düzeyde yürütmeye çalışıyoruz. Lenfomalarda, beyin tümörlerinde, sarkomlarda, göz tümörlerinde ve çocuk onkolojinin birçok dalında klinik ve laboratuar araştırmalarımızı uluslararası platformlarda sürüyor ve yayınlıyoruz. Bunları yaparken, mesleğimizle ilgili güncel konulara da bilimsel yaklaşmalıyız.

Örneğin, Pandemi döneminde Türk Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji Dernekleri TPHD ve TPOG’un tüm Türkiye’de kanser tedavisi gören ve nakil olan çocuk hastalarda COVID-19 infeksiyonu çalışmasını meslektaşlarımızla koordine ederek, bunu uluslararası yayınladık.

Ayrıca Türkiye’de kanser tedavisi gören mülteci çocuklarda kanser konusunu, tedavi sonuçlarını irdeledik ve uluslararası yayınladık.

Bu çalışmalarımızın sonuçlarıyla ilgili, 2019‘da Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington da, "bilimin Davos'u" na  da benzetilebilecek  AAAS (American Association for Advancement of Science) kongresinde ve 2020 Uluslararası Pediatrik Onkoloji Derneği (SIOP) Kongresinde, sunumlar yaptım.
Ayrıca, dünyada kriz dönemlerinde çoğu iyileştirilebilen pediatrik kanserler(örneğin mülteciler, doğal afet bölgeleri) için, neler yapılabileceği hususunda ve Türkiye' de başarıyla yapılan çalışmalar konusunda konuşmalar yaptım.

Başarılı olmanızın sizce sırrı nedir? Gençlere ne mesajlar vermek istersiniz?

BİLİMDE BAŞARILI OLMAK İÇİN, MESLEĞİNİ  SEVMEK,  ÇOK ÇALIŞMAK, İYİ BİR EKİP  OLMAK ÇOK ÖNEMLİDİR.
 
Çok çalışmak, severek çalışmak, yaptığınız işi planlı programlı yapmak, ekip olarak yapmak  çok önemli. Okuduğunu çok iyi özümsemek, sorgulamak, merak etmek, araştırmak önemli.
 
Özellikle gençlerimiz, çok okumalı, çok çalışmalı, merak edip,  sorgulayıp, araştırıp yeni şeyler ortaya koyabilmeli. Ben, hala günde 16 saat çalışıyorum. Hiç bir başarı tesadüf değildir; ve çalışınca başarılamayacak hiç bir şey yoktur. Tüm kızlarımızın okumasını, iyi bir eğitim almasını sağlamalıyız.
 
Diğer ülkelere göre kadın akademisyen sayısında ne durumdayız ? Kadın akademisyenler yönetim kadrolarında yeterince yer alabiliyor mu?
 
Türkiye’de kadın akademisyen sayısı, birçok gelişmiş ülkeden fazla. Bunun daha çok artması için çalışmalıyız. Ancak, çocukla ilgili branşlarda, bu bölümler daha çok kadın hekimler tarafından tercih edildiği için İstanbul özelinde, yönetim kadrolarında yer alabildiklerini söyleyebilirim. Fakat, Türkiye genelinde ve diğer branşlarda ne yazık ki, kadın akademisyelere yönetim kadrolarında yeterince yer verilmiyor.
 
Kadın sorunları ve kadına şiddet konusunda ne düşünüyorsunuz?
 
Toplumumuzda bu anlamda büyük sorunlar yaşanıyor. Kadına yönelik şiddet kabul edilemez. Bunu, ancak eğitimle yok edebiliriz. Bu konuda yaptığınız çalışmaları da büyük bir hayranlıkla izliyorum, emekleriniz için bu toplumun bir ferdi olarak teşekkür ediyorum.
 
Türk kadınının birçok ülkeden daha önce eğitim eşitliği ve daha birçok konuda eşitlik elde etmesini sağlayan Atatürk’ü de rahmet ve minnetle anıyorum. Tüm çocuklarımızı, özellikle de kızlarımızı, eğitim görmeleri için teşvik etmeliyiz, onlara fırsatlar tanımalıyız.
 
Ayrıca her sektörde kadın istihdamı artırılmalı, yönetici pozisyonunda olmalarına olanak sağlanmalıdır.
 
Fırsat verildiğinde kadınların başaramayacağı hiçbir şey yoktur.
 

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Nazan miskan
    8 ay önce
    Sizinle ne kadar gurur duysakk az hocam inanın bu röportajı okurken tuylerim ürperdi
  • seda bal
    8 ay önce
    insanlari kiz cocuklari koruyup kollayip erkek cocuklari dislayarak ikna edemezsiniz erkek cocuklar da kadinlardan siddet goruyor
  • Hülya bingöl
    8 ay önce
    Harika bir röportaj olmuş kaleminize sağlık