Tercih bizim
Yayınlanma :
10.11.2014 15:47
Güncelleme
: 10.11.2014 15:47
Aşırılıklarıyla ilgili rezervlerimizi koruyarak soralım: Sahi, sufiler ve çileci Hıristiyanlar hepten haksız mıydı? İfrata karşı tefrit hatadır. Kabul! Pekiyi halkların kanı ve gözyaşıyla harcı yoğrulmuş kibirli Roma şehrinde mi yaşamak erdeme daha uygun, yoksa Roma zulmünden uzak kırlarda, dağ başlarında veya orman içlerinde kurulan manastırlarda veya münzevi hayata kucak açan zaviyelerde mi? Mekke’nin kokuşmuş şehir hayatından çöllere çekilen hanifler “bedeviliğe veya köylülüğe” mi özeniyorlardı? Katoliklik, Hind çileciliği ve bazı aşırı sufi tarikatlar insanın masum ve tabii arzularına karşı çıkmak, kimi zaman ahlaki düşkünlük ve toplumsal atalete sebebiyet vermekle ifrata düştüler. Modernlik insan arzularını kamçılayarak ifrata tefritle cevap verdi, insanı manevi öğretilerden koparıp Aydınlanmanın cehaletine havale etti, insanı salt organizmaya dönüştürdü. Ruh, nefis ve fıtrat anlaşılmadan insan nasıl anlaşılabilir! Bu modern sosyal bilimlerin, özellikle psikoloji ve psikiyatrinin cahilce iddiası olabilir ancak! Aşırılaştırılmış riyazet ve çilecilik nefsin masum istek ve arzularını köreltmeyi hedefler. Batı’da bunun tersine, nefsin bütün arzuları yüceltilir. Doyumsuz kitleler kesintisiz talep oluşturmaktadır. Bu sistemi dinamik kılan ahlaki hedefleri değil, nefsin aşağılık isteklerinin sürekli tahrik edilmesidir. Sistem küresel düzeyde kesintisiz işleyip bize arzu ettiğimiz her şeyin “ihtiyacımız ve hakkımız” olduğu fikrini telkin ediyor. Aslında söz konusu olan “ihtiyaçlar” değil, onların suistimal edilmiş tanımları ve paketlenmiş biçimleriyle tüketim arzusudur. “İktisadi büyüme”nin dinamiği bu iktisat tarafından yapılmış tanımıdır: Arzu ettikçe daha çok büyüyeceğiz, büyüdükçe daha çok arzu edeceğiz. Her geçen gün başkalarını daha çok sömüreceğiz ve tabiatı yağmalamak üzere kaynaklara saldıracağız. İslam bize orta yolu (itidali/adaleti), nefsi öldürmeden dizginlemeyi öneriyor. Meşru ve tabii isteklerine cevap vermek hem zaruri hem nefsin üzerimizde olan hakkıdır, nihayetinde nefsimiz ölümümüze kadar bizimle beraber olacak. Katolikliğin yaptığı gibi meşru cinsel hayatı itibardan düşürürseniz, bir yandan bugün gözlendiği üzere mutlak cinsel özgürlük talepleri sınırları kaldırır, öte yandan yasağı koyan kilise kendi mekânında skandallarla çalkalanır. Nefis mutlak özgürlük talep eder. Modern düşünce insanı, nefsinin arzularını herhangi bir dini-ahlaki engele takılmadan yerine getirme vaadi ile kandırmaktadır. Beden üzerinden her türlü hazzı, lezzet ve zevki tatmak modern insanın temel yönelimidir. Nefsi dizginlemeyi emreden bir din, bireyi kendi başına özgür bırakamaz, “insan başıboş bırakıldığını mı sanıyor” ki mutlak özgürlük peşinde olsun? Emir ve nehyler (ahlak ve hukuk) hayatın bütününü bir çerçeve içinde alır ki, buna Hududullah deriz. Kendimize soralım: Orta yolda mıyız, Hududullah’ın içinde miyiz? Cennet sınırsız rahat ve limitsiz konfor hayatıdır. Her Şeye Kadir olan Allah yokmuş gibi cenneti algılama hatasından bizi korumak için basit bir yasak kondu, bu sınırsız bir özgürlüğün asla mümkün olmadığının hatırlatılmasıydı. Özgürlüğü yanlış kullandık ve oradan buraya, tekrar sahici özgürlüğü hak etmek üzere “bura”ya gönderildik. Liberal demokrasi bize kültürü serbestçe tüketebileceğimiz bir özgürlük vaat ediyor. Nefsi dizginleyen öğretiler ve arzuları sınırlandıran sınırlar ile liberal özgürlükler arasında nasıl uyum sağlanacak? Bize ait olmayan bir özgürlük telakkisi dinimizin ne kadarını yaşamamızı mümkün kılacak? Ya “bu özgürlük”ten vazgeçip kendi özgürlük tanımımızı yapacağız veya temel iddialarımızı unutup herkes gibi sürece katılacağız. Yüce Allah bize özgürlüğü bağışladı ve doğru yönde kullanmanın yollarını gösterdi. Doğru ve yanlışta olmak bir tercih meselesidir. Hayatın kendisi tercihtir, bizler seçimlerimizin ürünüyüz.(3 Nisan 2013 tarihinde zaman.com.tr'den alımıştır)
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: