İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Gezi Parkı olaylarında belediyenin zararının 60 milyon lira civarında olduğunu belirtip bundan sonra bütün projelerin halkla paylaşılacağını ifade etmiş.
Topbaş, "Bir otobüs durağının yeri bile değişse halka sorulacak" demiş.
Sevindirici olsa da geç kalmış bir açıklama.
Bu açıklama 20 gün önce yapılmış olsaydı bugün 60 milyon (eski parayla trilyon) liralık zarar belki olmayacaktı.
Abdullah Cömert, Komiser Mustafa Sarı, Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük hayatını kaybetmeyecekti.
Dayatmanın, diretmenin sonuçları ne yazık ki çok ağır oldu.
Maddi kayıplar da yaşamını yitiren, biber gazlarıyla, tazyikli sularla, polis coplarıyla yaralanan göstericiler de da kaldırım taşlarıyla yaralanan polisler de bizim insanlarımız.
Yazık olmadı mı?
Çıkıp “Vatandaşlarımızın hassasiyetlerini göz önünde bulunduracağız” demek varken diretmenin, dayatmanın ne anlamı vardı.
Bu ülke hepimizin.
Toplumsal uzlaşı seçeneği ortada varken ayrışmayı tercih etmek neden?
Dünyanın kendimizden ya da bizim gibi düşünenlerden ibaret olmadığının farkında olup buna saygı göstermektir toplumsal uzlaşı.
Hangi görüşten, inançtan olursa olsun hiç kimse dayatmayı, zorlamayı kabul etmez, edemez.
İnsanın doğasına aykırıdır.
Boşuna mı demiş atalarımız “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” diye.
Sayın Kadir Topbaş, bu sözleri en başta çıkıp söyleseydi ne kaybederdi?
Kaybetmez aksine çok şey kazanırdı.
Kendisi gibi düşünmeyen, yaşamayan, inanmayan öteki insanların takdirini toplardı.
Gelinen noktada yitirilen dört can, yaralanan yüzlerce kişi, milyonlarca liralık zarar var ortada.
Yazık değil mi?
Gezi Parkı olayları tüm Türkiye’ye örnek olmalı.
Artık tüm belediyelerin aldığı kararlarda toplumsal uzlaşı araması gerektiğinin bilincinde olması gerek.
“Ben yaptım oldu” mantığını halkın artık kabul etmediğini bilmeleri gerek.
Örneğin Akdeniz Mahallesi’nde yer alan ve 8-9 mahallede yaşayanları illallah ettiren Yüreğir Atıksu Arıtma Tesisi gibi bir tesisin halkı yok sayarak inşa edilmemesi gerektiğini belediye başkanları ve meclis üyeleri idrak edebilmeli.
Belediye başkanları sadece oylarını aldığı kişilerin belediye başkanı değildir.
Belediye başkanı sorumluluk alanında yaşayan oy veren/vermeyen herkesin belediye başkanıdır ve belediye başkanı herkese eşit hizmet götürmekle yükümlüdür.
Belediye başkanları bir siyasi görüşün belediye başkanı değildir, olamaz da.
Başkanlık koltuğuna oturdukları anda siyasi kimliklerini bir kenara bırakmak zorundadırlar.
Gezi Parkı’ndan herkesin kendine bir şeyler çıkarması gerek.
Saygı ve empati.
İhtiyacımız olan bunlar, gerisi kendiliğinden gelir.
Yorumlar
Kalan Karakter: