Sözcüklerin tükendiği noktaydı Reyhanlı’daki patlamalar.
Görüntüler insanın boğazında düğümlenen hislere neden oldu.
Söylenecek çok fazla bir şey yoktu aslında; görüntüler her şeyi anlatıyordu.
Yitip gidenlerin kömür karası olmuş, parça parça dağılmış bedenleri, yara bere içinde kalmış yaralıların, anaların, babaların, kardeşlerin, eşlerin, evlatların feryatları, bombaların patladığı yerdeki dev çukur her şeyi açık seçik anlatıyordu.
Susup kaldık, konuşamadık.
Sadece izledik.
Cilvegözü’ndeki patlama asıl patlamanın öncüsüymüş de haberimiz yokmuş.
Tepkiler çığ gibiydi bu kez, sanal medyada binlerce kişinin paylaştığı olay anı ve yeri görüntüleri insanın tüylerini diken diken ediyordu.
Müdahale uzun sürmedi ve soruşturmanın gizliliğine zarar verecek ve soruşturmanın geleceğini tehlikeye düşürecek yayınlar yapıldığı gerekçesiyle her türlü sesli, yazılı, görsel yayına yasak getirildi.
İyi çalışıldı ve sorumlular bulundu (!).
Her şeyin sorumlusu Beşşar Esad’dı.
Başka kim olabilirdi ki?
Ergenekon çökertildi, PKK çekildi, geride bir tek Esad ve güçleri kaldı.
Tekbir getirerek Alevileri boğazlayan, insanları din adına vahşice katledip bu anları da videoya kaydedip yayınlayan Özgür Suriye Ordusu mensuplarının hiçbir suçu yoktu.
Irak’ın işgaline neden olan sözde nükleer silahları tespit eden ABD, Esad taraftarlarının da kimyasal silah kullandığını da söylemeye başladı.
Tarih tekerrür ediyor yine. Suriye’nin işgali yakındır.
Düne kadar kardeşimiz olan Suriye ve Beşşar Esad artık bir numaralı düşmanımız.
Reyhanlı Türkiye’nin 11 Eylül’ü olacak gibi.
Bir işgale, savaşa Türk halkı izin verir mi onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Çok duyarlı, çok insancıl, çok merhametli olan Türk halkı, 46 canın yitip gittiği gün TV başında oturup eğlence programlarını izledi.
Düne kadar terör olaylarına aşırı hassas olan medya sanki hiçbir şey olmamış gibi davrandı.
Ölenler sanki Türk vatandaşı değildi.
Yitip giden canlar, parçalanan bedenler insanlara ait değildi sanki.
Böylesine bir evrimin 90 yıllık sürede gerçekleşmesi mümkün mü?
Kemikleri sızlıyor şehitlerimizin, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün.
Yazık çok yazık.
“Yurtta sulh, dünyada sulh” şiarını benimseyen bir ülkenin bu kadar kısa bir sürede bu noktaya gelmesi gerçekten de inanılmaz bir durum.
Yorumlar
Kalan Karakter: