3 HAZİRAN 1977’DEN 29 EKİM 2012’YE
Yayınlanma :
10.11.2014 15:47
Güncelleme
: 10.11.2014 15:47
İnsanlığın ve Halkların düşmanı ABD’nin profesyonel katiller ordusu CİA’nın (Merkezi Haber Alma Teşkilatı) organize ettiği katliamda bir anda meydandaki 500 bin kişinin üzerine Sular İdaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin İntercontinental (Etap Marmara Oteli - The Marmara Oteli) çeşitli katlarından açılan ateş sonucu insanlar panik halde kaçmaya başladı ortalık yatıştığında 28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirdi, yaklaşık 130 kişi de yaralandı.
Tarihin sayfalarına 1 Mayıs 1977 katliamı olarak düşen bu insanlık suçu olaydan tam 34 gün sonra merhum Genel Başkan Bülent Ecevit’in liderliğinde CHP kadroları yine Taksim meydanında çok geniş katılımlı bir miting düzenleme çalışmalarını başlattı. Bu arada 29 Mayıs 1977 günü seçim çalışmaları için İzmir'de yapılacak miting hazırlığı sırasında seçim otobüsüne binmek üzere olan Ecevit'e suikast düzenlenmiş yaklaşan biri ateş açmış ancak kurşun sıyırarak arkada bulunan Mehmet İsvan'a saplanmıştır.
Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Bülent Ecevit'e Çiğli'de uğradığı suikast girişiminden 4 gün sonra ilettiği mektupta 3 Haziran`da yapılacak Taksim mitingi sırasında Sheraton Oteli`nin üst katlarındaki bir odadan dürbünlü silah ile ateş edileceği istihbaratını veriyordu. Ecevit, bu mektuba ben yarın Taksim`de olacağım` şeklinde yanıt vermiştir. Ecevit 5 Haziran 1977 seçimleri için radyodan yaptığı propaganda konuşmasında halka kendisine suikast düzenleneceği yolunda istihbarat raporu verildiğini ve bu yüzden ertesi gün hiç kimsenin mitinge gelmemesini istemiş, yalnızca kendisinin gideceğini bildirmiştir.
Buna rağmen 3 Haziran günü taksim meydanı tam bir demokrasi şöleni içerisinde kitleler tarafından doldurulmuştur.
Yukarıda yazdıklarımız bundan tam 35 yıl önce bu ülkede olmuş ve tarihe de not olarak düşülmüştü.Ne yazık ki Türkiye’de bazı şeyler hiç değişmiyor. Cumhuriyetin 89 uncu kuruluş yıl dönümü nedeniyle CHP ve bazı STK’ların organize ettiği Cumhuriyet etkinliklerine siyasi otorite bundan tam 35 yıl önceki argümanlar üzerinden yani suikast argümanı üzerinden yasak getirerek Türkiye’yi bir kez daha toplumsal nefret ortamına sokmuştur.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ataşehir Mimar Sinan Camii'nde kıldığı bayram namazı sonrası CHP ile Ankara Valiliği arasında 29 Ekim kutlamalarına ilişkin yaşanan tartışmayı hatırlatan bir gazeteciye yanıt vererek, " Buyursunlar hep birlikte Hipodromda görevimizi kaynaşarak bunu yapalım" dedi. Ankara valiliğinin aldığı bir istihbarat üzerine yasaklama kararı verdiğini belirten Erdoğan," Valilik şu anda kendi aldığı istihbaratlarla üzerine düşeni yapmıştır.
Çünkü bu tür bayramlarımızı, milli duygular içerisinde hep birlikte yaşamamız lazım. Bunu eğer farklı saplantılar içerisine sokar da, farklı gelen istihbaratlarla bu olay çok daha çirkin istikametlere taşınırsa, tabi buna da valiliğin müsade etmemesi en doğal hakkıdır. O gün hep birlikte biliyorsunuz gideceğiz Anıtkabir'de görevimizi yapacağız. Ayrıca bir programlama yapmak suretiyle valiliğin de aldığı istihbaratı doğrulayan adımlar atılması yanlıştır..." diye konuştu.
Bazı STK’ lar ve CHP nin organize ettiği Ankara’daki etkinliğe Anadolu’nun çeşitli yerlerinden otobüslerle kafileler halinde Başkentte gelmek isteyenlerin araçlarının önleri kesilerek sudan sebeplerle araçlar geldikleri yerlere zorla geri döndürülmüştür. Bu arada Ankara’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı çerçevesinde “29 Ekim Seferberlik Yürüyüşü” gergin başlamış, polis Ulus Meydanı'nda toplanan ve yürümek isteyen bir gruba biber gazıyla müdahale etmiş ve ortalık bir anda karışmıştır. CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve bazı CHP’liler bu kargaşa ortamından güvenlik güçlerince alınarak oradan uzaklaştırılmıştır.
Ne yazık ki bu gün Türkiye derin bir nefret toplumuna dönüşmüştür. Bakar mısınız bir ülkede ana muhalefet partisi konumundaki siyasi bir parti ülkenin cumhuriyet bayramını demokratik bir şölen havasına çevirmek istiyor ne var ki siyasi otorite olumsuz istihbarat var buna izin veremeyiz diyor. Peki koca ülkenin devlet olma, vatandaşlarının can emniyetini ya da güvenliğini sağlama gücü nerede? varsa bir istihbarat ilgili birimler gereğini yapar ve devletin gücünü bu noktada cümle aleme gösterir. Türkiye 3 HAZİRAN 1977’ den 29 EKİM 2012’ ye çok ama çok değişti ne var ki iktidarların demokrasiye bakış açılarındaki birbirlerine benzerlik ve örtüşme duygu ve kararlığı 35 yıldır hiç değişmedi.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: