Bazı kalabalıklar vardır,
sayılmaz…
ölçülmez…
sadece hissedilir.
Dün akşam Adana’da olan tam da buydu.
Uğur Mumcu Meydanı’ndan Ziyapaşa Bulvarı’na doğru akan insan seli, bir miting değil; bir vicdan yürüyüşüydü.
On binleri aşan o mahşeri kalabalık, ellerinde Türk bayraklarıyla sadece bir başkanı selamlamadı; bir anlayışı, bir emeği, bir duruşu selamladı.
212 gündür biriken sabır,
212 gündür içte büyüyen vefa,
dün Adana’nın sokaklarına taştı.
Bu şehir kolay ayağa kalkmaz.
Ama kalktıysa…
Sebebi vardır.
Zeydan Karalar konuştuğunda, aslında Adana konuşuyordu.
“Hepinizin Allah’ınıza kurban”
dediğinde, bu bir slogan değildi; Adana’nın yüzyıllık samimiyetiydi. Çünkü Adanalı bilir: samimiyet süslü cümlede değil, yüreğin tam ortasındadır.
“Adanalılar Allah’ın adamıdır”
derken, meydanda kimse alınmadı; aksine herkes biraz daha dik durdu. Çünkü bu şehir, kendisini tanıyanı da, kendisi gibi olanı da hemen anlar.
Zeydan Karalar’ın sözlerinde ne öfke vardı ne de intikam.
Sözlerinde adalete güven,
özgürlüğe inanç,
ve en çok da yalnız bırakılmamanın huzuru vardı.
“Silivri’de bizi bir gün bile yalnız bırakmadılar”
Derken, aslında bir partiye değil; zor zamanlarda omuz omuza duran insanlara teşekkür ediyordu.
“CHP’nin belediye başkanı olmasam da bu desteği görürdüm”
Cümlesi ise siyasetin üstünde bir hakikatti:
Bu destek, rozetten değil, insanlıktan geliyordu.
Meydan sadece Zeydan Karalar için atmadı.
Kalabalığın yüreğinde Ceyhan vardı, Seyhan vardı.
Adalet beklentisi vardı.
“Bir kişi için değil, herkes için özgürlük” diyen sessiz ama güçlü bir çağrı vardı.
Alkışlar dakikalarca dinmedi.
Çünkü o alkışlar bir konuşmayı değil,
bir inandırıcılığı selamlıyordu.
Adana dün şunu gösterdi:
Bu şehir başkanını sadece seçim günü sevmez.
İşinin başındaysa, halkın yanındaysa,
zorda dimdik duruyorsa…
Adana da onun arkasında dağ gibi durur.
Ve dün akşam,
Adana dağ gibi durdu.
Bu bir kalabalık değildi.
Bu, bir şehrin kendi hikâyesine sahip çıkışıydı.
Adana Adana duruşu ile Zeydan Başkan bu duruşundan zerre adım atmadı.
Yorumlar
Kalan Karakter: