“Ey insanlar! Eğer baas edilmekten (tekrar diriltilmekten) şüphe içinde iseniz... Oysa muhakkak ki Biz sizi, size beyan edelim (açıklayalım) diye (önce) topraktan (inorganik ve organik maddelerden), sonra bir NUTFE’den (bir damladan), sonra bir ALAKA’dan (rahim duvarına bir noktadan bağlı duran EMBRİYO’dan), sonra şekillendirilmiş ve şekillendirilmemiş (bir çiğnemlik et görünümünde) MUDGA’dan yarattık. Ve (sizi), dilediğimiz süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi, ergenlik çağına ulaşmak üzere bebek olarak çıkarırız.” (HACC SURESİ – AYET 5)
Ey İnsanlar! Eğer diriliş konusunda şüphede iseniz, ölülerin diriltilmesi meselesi hakkında şüphe ediyorsanız, etmeyin. Çünkü bu konuda şüpheye mahal yoktur. Çünkü O’ gerek nefislerinizde ve gerek çevrenizde sürekli varlığının delillerini gördüğünüz bir gerçektir.
Her şeyden önce nefsinize, kendi vücudunuza bakın. Şüphesiz biz sizi önce bir topraktan yarattık. Ölüyü diriltmek, hayatı olmayan bir şeye hayat vermek demek olduğuna göre, cansız topraktan bir canlıyı yaratmak, bir ölüyü diriltmekten daha fazla bir gücün olmasını gerektirdiğinde hiç şüphe yoktur.
Sonra sizi bir NUTFE’den, bir meniden, daha doğrusu menideki tohumdan, sonra bir ALAKA’dan, yani erkeğin spermasının kadının yumurtacığını aşıladıktan sonra bir kan pıhtısı şeklinde görünen bir maddeden, sonra yapısı belli belirsiz bir çiğnemlik bir et parçasından yarattık.
Sizi o kan pıhtısından meydana gelmiş, yaratılışı kısmen belirmiş kısmen de belirmemiş bir çiğnemlik etten MUDGA’dan yarattık ki, size bunu açıklayıp bildirelim diye. Yani şüpheye düşmemeniz için, size kudretimizin varlığını gösteren delilleri açıklayıp ortaya koymak istedik.
Değerli okuyucu kardeşlerim, bir tekamül zinciri içerisinde her biri kendisine mahsus bir hayat şeklini ifade eden, her mertebesinde bir çeşit diriltme olayını içeren şu tedriç kanunu içerisinde meydana gelen yaradılışın merhalelerini göz önünde bulunduran, o yaratıcı kudretin ölüleri tekrar diriltebileceği hususunda nasıl şüpheye düşebiliriz?
Kardeşlerim, şu Kur’an ayetinin olağanüstü, muhteşem, harikulâde, misline ve benzerine takat getirilip güç yetirilemeyecek içeriğine, muhtevasına, hitabetine, belagatına, fesahatına bakarmısınız, insanı nasıl da kuşatıyor, sarsıyor ve derin bir düşünce denizine daldırıyor.
Bu Kur’an ayeti indiğinde; ortada daha ne Biyoloji Bilimi, ne Genetik Bilgisi, ne Genom Mühendisliği ya da İnsan Genom Projeleri var, üstelik Canlıların yaşayan en küçük birimi Hücre ise henüz keşfedilmemiş…
Mikroskop bulunmamış, DNA bilgisinden habersiziz ve 4 boyutlu gelişmiş Ultrason cihazlarına ise daha 1400 yıl var.
Oysa ki, bu Kur’an Ayeti bize, tam 1400 yıl önce…
Anne karnında ki bebeğin oluşumunu NUTFE’den, ALAKA’ya oradan CENİN’e ve MUDGA’ya nasıl tekamül ettirildiğini, belli bir süre rahim içerisinde tutulduğunu sonra da bebek olarak nasıl çıkartıldığının tüm aşamalarını akıllara durgunluk verecek ve hayranlık uyandıracak bir şekilde aşama aşama anlatmaktadır.
Kıymetli Kardeşlerim, İşte enfüste (insanın kendi vücudunda) meydana gelen bütün bu değişiklikler, her dilediğini yapmaya muktedir olan yüce yaratıcının, öldükten sonra insanı tekrar diriltebilecek bir güç ve iradeye sahip olduğunu gösteren apaçık delillerdir.
Yaradılışın bu merhalelerinde sonsuz kudretin varlığını gösteren delillerden başka, ayrıca Allah'ın irade ve arzusunu gösteren delillerden de gaflet edilmemelidir değerli okuyucu kardeşlerim.
“O, kesinlikle hak ilâh olan Allah’tır. Mülkün sahibi ve tek hâkimidir. Her türlü noksanlıktan, ayıptan münezzeh, en büyük kutsaldır. Âfetten, kederden, dertten, zevalden uzak, bütün varlıkların selâmet kaynağıdır. İman, emniyet ve güven veren, güvenilen bir varlıktır. Görüp gözeten, koruyan, hakkı belirleyen ölçüyü koyan ve murakabe edendir. Kudret sahibi, hükümran ve üstündür. Dilediği icraatı yapan, gücüne karşı konulmayandır. Büyüklük, ululuk ve azamet sahibidir. Allah, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah’a ortak koşan müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir.” (Haşr Suresi - Ayet 23)
Yorumlar
Kalan Karakter: