Onlar iman etmiyor diye üzüntüden nerdeyse kendini yiyip tüketeceksin. (öyle mi?), Eğer dileseydik, onlara gökten öyle bir alamet indirirdik ki, onun karşısında boyunları bükülür, hemen baş eğerlerdi. (Şuarâ Suresi Ayet – 3 - 4)
Değerli kardeşlerim, bu satırların yazarı bendeniz fakirin bugün içerisinde bulunduğu Anksiyete (üzüntü,gerilim,sıkıntı) hali, Alemlere rahmet olarak gönderilen gönül mektebinin sultanı peygamberim, efendimin (sav), mülkün sahibi olan Allah’ın (cc) ayetlerini çağlar üstü nebevi bir tebliğ yöntemiyle müşrik Araplara aktarıp onları bir ve eşsiz olan Allah’a davet etmesine rağmen müşriklerin bu muhteşem davet karşısındaki umursamaz davranışları ve cahiliye adetlerinin daha da derinlere nüfus etmesi karşısında yaşamış olduğu Anksiyete hali gibidir.
Güzel ülkemin insanları “genetik mutasyona” uğramış, genetiği ile oynanmış, hücreleri, kromozomları, DNA’sı değiştirilmiş gibi bir operasyonla profesyonel katillere, canilere dönüştürülerek vahşileştirilmiştir. Dönüştük, başkalaştık, sevgisiz, merhametsiz, faziletsiz, birbirinin canına, malına, ırzına, namusuna göz diken, tasallut eden “belhum edal” ler olduk. Allah’ta bizim belamızı verdi ve bizi birbirimiz eliyle cezalandırdı ve cezalandırmaya da devam ediyor.
Türk (Kürt) Aile Yapısı derin bir tehdit altında mevcut evliliklerin büyük çoğunluğu diken üzerinde kopma noktasında ve eşler birbirlerine pamuk ipliği ile bağlı. Türkiye’nin tamamında her gün kadına yönelik şiddet sayfa sayfa, bülten bülten gazete sayfalarının ve televizyon ekranlarının kanlı malzemeleri oluyor. Eşler ya da boşanmış eşler anne ve babalarıyla birlikte bazen de çocuklarıyla birlikte cani eşleri tarafından çocuklarının gözleri önün de ya kurşuna diziliyor ya da 30, 40 bıçak darbesiyle hunharca katlediliyorlar.
Adına sosyal medya denilen facebook ve benzeri teknolojik şeytanlıklar yanında her türlü sapkınlığı, iğrençlik ve kötülüğü meşrulaştırarak normalize eden televizyon dizilerinin hedefe odaklı nokta atışları ile zihinler ve bedenler kirletilmiş bu noktada Müslüman-Türk (Kürt) milletinin aile yapısının kişilik ve kimlik kodları kırılarak millete istikameti kaybettirilmiş ve feleği şaşırtılmıştır.
Bu ülkede 13, 14 yaşlarındaki kız çocuklarına insan müsveddesi 10, 15 “belhum edal” günlerce, haftalarca tecavüz ederek sonra da başka “belhum edal” lere (hayvandan daha aşağı) pazarlamaktadırlar. Bu ve benzeri olaylar bir bölgede, bir yörede veya spesifik olarak bir memlekette vuku bulan hayasızlıklar değildir.
Bu ve benzeri olaylar Türkiye’nin tamamına cari olup memleketin vicdanını sular seller gibi kanatmakta…kanatmakta…kanatmaktadır.Bu olaylar olurken 13, 14 yaşlarındaki masum yavrularımız daha yaşarken ölüme mahkum edilirken bizler kanun çıkartarak bu “belhum edal” leri ödüllendiriyor, mükafatlandırıyoruz. Nasıl mı ? Buyurun birlikte okuyalım…
Gaspçı ve tecavüzcü’ler açık cezaevine (!)
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 125 bin 100’ü aşarken, açık cezaevine geçiş koşullarını kolaylaştıran Adalet Bakanlığı, cezaevlerini boşaltmak için yönetmelik değişikliği ile aylar önce yeni bir uygulamaya daha geçmişti. Buna göre ırza geçme, uyuşturucu ticareti, gasp, hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarından ceza alıp koşullu salıverilmelerine 1 yerine 2 yıldan az süre kalanlar da açık cezaevine ayrılabilecekler.
Türkiye Çöküyor, bu noktada acilen hemen, bugün, şimdi harekete geçmeli ve bu noktada başta siyasi partiler ve meclis olmak üzere, valileri, emniyet müdürlerini, belediye başkanlarını, üniversiteleri, sivil toplum örgütlerini meslek odalarını, kanat önderlerini, vicdan ve akıl sahibi medyayı ve milletin tamamıyla birlikte Türkiye dinamiklerinin maddi ve manevi tüm gücünü bu çöküşün durdurulması noktasında harekete geçirmek zorunluluğumuz vardır.
Evet, Yüreğimiz Kor Ateş Gibi Yanıyor … yarın çok ama çok geç olmadan hemen , bugün, şimdi hep birlikte milletçe el ele sevgiyle, merhametle, şefkatle ve “nebevi bir yöntemle” harekete geçelim.
“Siz insanların iyiliği, faydalanması için ortaya çıkarılmış, seçilmiş en hayırlı milletsiniz, en hayırlı kadrolarsınız, hayır toplumusunuz. Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adâleti uygulayarak, kamu düzenini sağlar, iyiliği emreder, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yasaklayarak, önleyici tedbirler alıp kamu güvenliğini temin edersiniz.” (Al-i İmran 110)
Yorumlar
Kalan Karakter: