Bir önceki yazımda Nikolai Kozyrev’in oğlu Fedor’dan söz etmiştim… İzmir’de onunla bir akşam görüşmüştük. Ondan ayrılıp giderken Antalya’dan Nevzat Ayvacı Bey aradı ve telefonu, yanında bulunan muhterem hocamız Hüseyin Tulpar’a verdi…
Antalya İmam-Hatip Okulu’nun eski müdürlerinden bu değerli hocamız da bana ‘cern’ ve ‘esir’ üzerine bir yazı daha yazmamı istedi. “Tam bir tevafuk!.. Şimdi onlardan bahsediyorduk. Meşhur Kozyrev’in oğlu ile beraberdik. İnşallah tekrar bir şeyler yazayım.” diye hocamıza söz verdim. Bir önceki yazım onun içindi. Bizim ve bütün dünyanın fizikçilerinin Esir konusu üzerinde yoğunlaşıp insanlık faydasına, enerjide, sağlıkta ve tarımda istifade yolları üzerinde gayret etmelerini arzu ettiğimden biraz daha üzerinde durmak istiyorum:
Dr. Nikolai Aleksandrovich Kozyrev (1908-1983), Rusların meşhur astrofizikçisidir. Mantığı ve ilmî ifadesiyle ilim adamlarını şaşırtan ilk ilmî yazısını 17 yaşında yayımlamıştı. Leningrad Üniversitesi Matematik Fizik Bölümü’nden 20 yaşında mezun oldu. Kafası hayat hakkında yeni fikirlerle dolup taşıyordu. O karanlık devirde komünist rejimin takibi altında idi ve 1936 yılında tutuklandı. 12 yılı sürgün kamplarında geçti…
Hapishanenin küçük penceresinden geceleri yıldızları teleskopsuz seyrederken aklından pek çok şey geçiyordu. Sezgisi çok kuvvetliydi. 1958 yılında Ay’ın Alphonsus kraterindeki volkanik faaliyetlerini dünyaya duyurmuştu. Nobel Ödülü kazanan Amerikalı Dr. Harold Urey’in Kozyrev ile yaptığı görüşmeden sonra Urey, NASA’ya Kozyrev teorileri üzerinde çalışılması tavsiyesinde bulundu. Daha sonra Amerikalılar, Ay’da gaz emisyonları tesbit ettiler. “Rusya’da Tanrıya Dönüş” kitabının yazarları Sheila Ostrandev ve Lynn Schroeder’in ifadesiyle, uzun boylu, mavi gözlü, beyaz saçlı yüzünde spritüel bir ifade bulunan bu yakışıklı bilim adamı Zaman hakkında orijinal teoriler ileri sürdü. Bunlar didik didik fizikçiler tarafından incelenmelidir.
Zaman’ı bir enerji olarak değerlendiren Kozyrev: “Zaman geleceğin en esrarlı, en önemli malıdır. Zaman, ışık dalgaları gibi yayılmaz. Her yerde ortaya çıkabilen zaman, kainatta bizi ve her şeyi birbirine bağlıyor.” diyor. Ona göre zamanın laboratuvara sokulup incelenebilir özellikleri var. Kozyrev, 17 yıllık disiplinli çalışmaları neticesinde bu enerjiyi bulduğunu söylüyor. Düşüncenin zaman yoğunluğuna tesiri olduğunu iddia eden Kozyrev, “Deney sırasında bilerek kasten, duygusal bir şey düşündüğümde, daha başka bir değişiklik kaydediyor cihazlar. Telepati tamamen zamanın yoğunluğuna bağlıdır.” diyor. Dr. Kozyrev yeni bir dünya görüşü, yeni bir kozmogoni sunmaktadır. Buna göre ruhî olaylar, deney masasına gelebilecektir.
Kozyrev’in ‘zaman’ dediği şey aslında ‘esir’ maddesidir. Çünkü zaman madde değil, izafî, nisbi bir varlıktır; hareketin rengidir. Yani hareket olmazsa, zaman da olmaz…
Esirin varlığını kabul edenlerden birisi de Prof. Dr. Paul Dirac’tır. (1902-1984). Dirac, 1933’te Schrödinger ile beraber Nobel Fizik Ödülü almıştır. Yazılarında esir maddesinin kabul edilmesi neticesinde ilmî görüşlerde yeni değişiklikler olacağını ve ucuz enerji üretiminde faydalar elde edileceğini belirtmiştir. (Bilim ve Teknik 112, Mart 1997)
Esir maddesi üzerinde teorileri olan hatta esirin şekli ile ilgili çizimleri bulunan bir bilim adamı da Pittsburg Üniversitesi’nden emekli Dr. Frank M. Meno’dur. (1934 Dr. Meno’ya göre, esirin uygulama alanları ileride, telepati, düşünce akışı, iletişim, enerji kontrolü ve tıbbî tedavi gibi alanlar olacaktır.(30.10.2012 tarihinde zaman.com.tr den alınmıştır)
Yorumlar
Kalan Karakter: