Bugün 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 100. Yıldönümü... 3 Kasım 1914- 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı’nda cereyan eden deniz savaşlarıyla Gelibolu yarımadasında yapılan kara savaşları Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran bir zafer destanıdır...
Bu destan yazmak için 10 binlerce gencin kanı aktı, şehit düştü ve Çanakkale Zaferi elde edildi...
Bugün Çanakkale Zaferi 100. Yılında tüm Türkiye’de törenlerle anılacak... Şehitler ve gazilerimiz için dualar okunacak..
Konuşmalar yapılacak...
Çanakkale Zaferi’nin önemi anlatılacak...
Çanakkale Zaferi anlatılırken, Kıbrıs’ta Güneydoğu’da ve Kore’de şehit düşen askerlerimiz de anılacak... Gazilerimiz de unutulmayacak...
Ancak, görüyoruz ki, Kıbrıs’ta, Kore’de görev yapan ve Hakk’ın rahmetine kavuşan bu gazilerimiz yattıkları yerde unutulmuşlar...
Adana’nın Sarıçam İlçesi Buruk Mezarlığı içerisinde bulunan “Muharip Gaziler Mezarlığı adeta kaderine terkedilmiş durumda...
Muharip Gaziler Mezarlığı’nın giriş kapısı neredeyse çöktü çökecek...
Muharip Gazi amblemi silinmiş ve kaybolmaya yüz tutmuş...
1991 yılında oluşturulan Muharip Gaziler Mezarlığı’nın kapısında asılı bulunan ve Kıbrıs Gazisi Hüseyin Yağmur Paşa’nın mermer üzerine yazdığı tarihi yazı bir tel ile tutturulmuş...
Muharip Gaziler Mezarlığı içerisinde bulunan Kıbrıs ve Kore Gazilerinin mezarları ve mezar taşları neredeyse otlarla kapanma noktasına gelmiş...
Her yıl şehitlerimizi anarız, gazilerimize uzun ömürler dileriz...
Ancak, görüyoruz ki bu sözde kalıyor. Muharip Gaziler Mezarlığı, bu konuşmaların, anmaların nasıl sözde kaldığının bir göstergesi değil midir?..
24 yıl önce oluşturulan “Muharip Gaziler Mezarlığı”nın bakımsız hali, mezar üstündeki otların diz boyunu geçmesi o mezarlığın kaderine terkedildiğinin göstergesi değildir de nedir?..
Orada yatan ve çoğunluğu Kore Gazileri’nden oluşan “Atalarımız” binlerce kilometre uzağa gidip Türkiye adına savaşa katılmadılar mı?
Orada yatan ve Kore’deki savaşta gazilik ünvanına kavuşmuş ecdadımız kabirleri bu kadar bakımsızlığı hak ediyor mu?..
Muharip Gaziler Mezarlığı 24 yıl önce oluşturulmuş ve giriş kapısı hiç de orada yatanlara yakışır bir kapı değildir...
Mezarlıkların sorumluluğu Büyükşehir Belediyelerine aittir..
Ancak unutulmamalıdır ki, tüm Türkiye’de olduğu gibi Adana’da Muharip Gaziler Derneği vardır. Adana’da kaç tane gaziler derneği vardır bilemem. Ancak, bildiğim ve gördüğüm şu ki, o gazi derneklerinin hiçbirinin “Muharip Gaziler Mezarlığı”na gitmediğidir...
Eğer, gazi dernekleri o mezarlığa gitseydi, orası bu kadar bakımsız, giriş kapısı bu kadar harabe durumda olur muydu?
Eğer gazi dernekleri “Muharip Gaziler Mezarlığı”na gitseydi
Kıbrıs Gazisi Hüseyin Yağmur Paşa’nın mermer taşı üzerine yazdığı yazı kapı girişine tel ile tutturulur muydu?..
Belli ki gitmemişler...
Orada yatan ecdadımız için hiç dua etmemişler...
Eğer gitmiş olsalarda mezarlığın içler acısı durumunu görür, “Hüseyin Paşa”nın yazdığı yazının bulunduğu mermer taşını bir “Tel’e emanet etmezlerdi?..
Şimdi sormak isterim...
Bu mudur geçmişe sahip çıkmak?..
Bu mudur bu vatan toprakları için canını hiçe sayan ecdadımıza verilen değer?..
Şehitlerimizi, gazilerimizi anma sözde değil, özde olmalı...
Türkiye topraklarının her neresinde yatarsa yatsın şehit ve gazilerimizin kabirleri bu kadar ihmal edilmemelidir...
Eğer geçmişimize sahip çıkmaz da unutursak, gelecekte bizlerdu unutuluruz...
Gelecekte unutulmamak için geçmişimize gereken değeri vermeliyiz...
Kıbrıs Gazisi Hüseyin Yağmur Paşa ne kadar doğru bir söz söylemiş:
“Ölüm ırmağının giriş kapısı çoktur. Fakat geriye çıkış kapısı yoktur...”
Evet Hüseyin Yağmur Paşa’nın dediği gibi giriş kapısı çoktur, ama çıkış kapısı yoktur...
Ne yazık ki, Muharip Gaziler Mezarlığı’nın giriş kapısı hiç te yakışmayacak bir durumdadır...
Orada yatan ecdadımız mezara giriş kapısını görseydi ne derdi acaba?..
Vatan toprakları için vücudundan akan kanın hesabını sorar mıydı böylesine bir sorumsuzluk karşısında?..
Adana’yı yönetenlerin bir çoğunun “Muharip Gaziler Mezarlığı”nın haberinin olmadığını düşünüyorum...
Eğer sayın Valimiz Mustafa Büyük, “Muharip Gaziler Mezarlığı”nın bu halde olduğunu görmüş olsaydı, inanıyorum ki, orasını cennetten bir bahçeye çevrilmesi için gerekli talimatı verirdi...
Görmemiştir...
Görseydi böyle olurmuydu?..
Görseydi, orası gazilerimize yakışır bir görüntüye kavuşurdu...
Görseydi, Kıbrıs Gazisi Hüseyin Yağmur Paşa’nın yazmış olduğu yazının bulunduğu mermer taşı bir “Tel”e emanet edilmezdi...
Ne yazık ki, tarihimizi bir “Tel”e emanet etmişiz...
Bu kimin ayıbıdır?..
Benim mi?..
Gazi derneklerinin mi?..
Belediyelerin mi?..
Adana’yı yönetenlerin mi?..
Kimin ayıbı?..
Bu ayıbı kim temizleyecek...
Bekleyip göreceğiz...
Kıbrıs Gazisi Hüseyin Yağmur Paşa mermer taşına şu sözleri yazmış
“VATAN”
DUR EVLAT
Babam, dedem savaştı kazmayla,
İhtiyar nineler koştu sopayla,
Düşman üstümüze geldi bombayla,
Koymadı atalarım; zalimi oğul,
Sarıldı yaralar, kurtuldu vatan,
Ne padişah kaldı ne de şah sultan,
Şehitler Nurludur, gazidir babam,
Koymadı atalarım; zalimi oğul,
Cumhuriyet kuruldu herkes sevindi
Başımızda Gazi Paşa, olduk efendi
Olmasa kendi şimdi ilham eseri
Koymadı atalarım; zalimi oğul
Ölüm ırmağının giriş kapısı çoktur
Fakat geriye çıkış kapısı yoktur...
***
Sözleri iyi okursak ne kadar anlamlı bir yazı yazdığını görebiliriz Hüseyin Yağmur Paşa’nın...
Yorumlar
Kalan Karakter: