Defalarca yazıldı, çizildi… Uyarılar yapıldı, cezalar kesildi… Ama değişen ne?
Hiçbir şey.
Evet, yine trafikten bahsediyoruz. Ama bu kez kazalardan, yoğunluktan ya da park sorunundan değil… Gözle görülmeyen ama kulakları sağır eden bir sorundan: korna kirliliği.
Şehirler artık sadece egzoz dumanıyla değil, gürültüyle de kirleniyor. Sabahın erken saatlerinden gecenin ilerleyen vakitlerine kadar bitmek bilmeyen bir korna senfonisi… Işıkta beklerken sabırsızlananlar, en ufak gecikmede elini kornaya götürenler, adeta refleks haline gelmiş bir alışkanlık…
Peki neden?
Çünkü kornayı bir uyarı aracı değil, bir “rahatlama butonu” gibi kullanıyoruz. Sinirlenince bas, sabırsızlanınca bas, canın sıkılınca bas… Sonuç? Toplumsal bir gürültü terörü.
Oysa trafik polisleri sahada. Denetimler yapılıyor, cezalar kesiliyor. Ama bu sorunun önüne bir türlü geçilemiyor. Çünkü mesele sadece ceza değil, zihniyet meselesi.
Kornaya basmanın bir hak değil, bir istisna olduğunu hâlâ kavrayamadık.
Kornanın amacı tehlikeyi haber vermektir, öfkeyi boşaltmak değil.
Düşünün; bir hastane önünden geçiyorsunuz, içeride bir hasta yaşam mücadelesi veriyor. Ya da bir bebek uyuyor, yaşlı bir insan dinleniyor… Ama dışarıda bitmeyen bir korna sesi. Kimin umurunda?
İşte sorun tam da burada başlıyor: Empati eksikliği.
Şehir hayatı zaten başlı başına bir stres kaynağı. Gürültü, bu stresi katlayan en büyük unsurlardan biri. Uzmanlar sürekli uyarıyor: Sürekli gürültüye maruz kalmak, insan psikolojisini bozuyor, öfke kontrolünü zayıflatıyor, hatta sağlık sorunlarına yol açıyor.
Ama biz ne yapıyoruz?
Birbirimizin hayatını daha da zorlaştırıyoruz.
Burada sadece sürücülere değil, yetkililere de görev düşüyor. Evet, cezalar var ama yeterince caydırıcı mı? Denetimler ne kadar süreklilik arz ediyor? Belki de artık daha farklı yöntemler düşünmenin zamanı gelmiştir. Gürültü denetim sistemleri, akıllı kameralar, daha ağır yaptırımlar…
Ama en önemlisi eğitim.
Bu mesele trafik kuralından öte bir yaşam kültürü meselesidir. Saygı, sabır ve birlikte yaşama bilinci olmadan hiçbir ceza kalıcı çözüm getirmez.
Unutmayalım:
Korna sesi, sadece bir araçtan çıkan gürültü değildir.
Aynı zamanda bir toplumun sabırsızlığının, tahammülsüzlüğünün ve düzensizliğinin de dışa vurumudur.
Şehirlerimizi daha yaşanabilir hale getirmek istiyorsak, önce birbirimize karşı daha saygılı olmayı öğrenmeliyiz.
Belki de çözüm çok basit:
Elimizi kornadan biraz çekip, vicdanımıza biraz daha dokunmak…
Korna Sesinde Boğulan Şehirler
Yayınlanma :
28.04.2026 12:01
Güncelleme
: 28.04.2026 12:01
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: