ABD senaryolarının, Türkiye pratiğindeki uygulayıcısı PKK şeytanları önceki akşam saat 22.00 sularında Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesindeki Kaymakamlık, Tümen Komutanlığı, Askeri Lojmanlar ve Polis Noktalarına dört ayrı koldan uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla saldırdılar. PKK şeytanları ile yapılan 1 saati aşan çatışmalar sonunda ne yazık ki 10 güvenlik görevlimizi, 10 kahraman vatan evladı yiğidimizi şehit verdik.
CHP, 12 Haziran’da Hakkari Dağlıca’da iç güvenlik taburuna yapılan saldırı sonucu şehit olan 8 askerimizin ardından, 20 Ağustos’ta Gaziantep Şehitkamil’de bomba yüklü aracın patlatılması sonucu yaşamını yitiren 9 vatandaşımızın ardından, artan terör olaylarının izole edilmesine yönelik TBMM’yi acilen toplantıya çağırmıştı. CHP’nin bu çağrısı öncelikli olarak Sayın Başbakan tarafından reddedilmişti.
Meclisin acilen toplanması gerekmektedir çağrısı ise Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik tarafından tarihe not düşülecek düzeyde bir aymazlıkla değerlendirilmiş, Sayın Çelik, telefonla katıldığı bir televizyonun canlı yayınında aynen şunları söylemiştir… “Gerekli olursa Meclis tabii ki toplanabilir ama PKK bomba patlattı diye, bir yeri bastı diye, birkaç Mehmet'i şehit etti diye örgütün her gün Türkiye'nin gündemini oluşturmasına müsaade etmemeliyiz. Bizim hassasiyetimiz budur.”
Evet Sayın Hüseyin Çelik, önceki gün Birkaç Mehmed Daha Şehit Oldu. Ama sizin de canlı yayında belirttiğiniz gibi sizin hassasiyetiniz Birkaç Mehmed’in Şehit Olması değil bu şehadetlerin Türkiye’de gündem oluşturmamasıdır. Sayın Başbakan birkaç gün önce bir televizyon programında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Türkiye’nin bir “Kürt Sorunu” yoktur, bir “Terör Sorunu” vardır, diyerek müzakere sürecinin de sona erdiğini belirterek kiminle teröristi kucaklayanlarla mı (BDP kastediliyor) müzakere edeceğiz demiştir.
Bu kadar kan döküldükten sonra ve halen de dökülürken mi, şimdi mi bunları söylüyorsunuz Sayın Başbakan.
Sayın Başbakan’ın ardından AKP’li vekillerde hidayete ererek bu noktada Sayın Burhan Kuzu, BDP’nin bir suç makinesi olduğunu, terör örgütünden bir farkı olmadığını belirterek, “dağdaki teröristlerle kucaklaşıyor, git bir de askerimizle kucaklaş ki sizin ne olduğunuzu anlayalım” şeklinde konuşmuştur. Günaydın Sayın Kuzu(!) 10 yıllık kanlı bir rötarla da olsa en nihayet PKK gerçeğini birazda olsa anlayabildiniz.
Ne var ki sadece PKK gerçeğini geç de olsa anlayabilmek yeterli değildir, burada tam olarak anlaşılması gereken şey ABD, İsrail ve Küresel Emperyalizmin ülkemiz ve bölge gerçeği üzerindeki tarihsel vizyonlarıdır. Bir kere ABD asla ve kata bizim dostumuz ve müttefikimiz değildir. Bunun kağıt üzerinde böyle olması bu emperyalist cani devletin bizim dostumuz ve müttefikimiz olduğu anlamına gelmez.
Bu ülkenin ve bu coğrafyanın en büyük düşmanı ABD’dir. Bu 2 kere ikinin dört ettiği matematiksel gerçek kadar ispatlanmış ve defaatle doğrulanmıştır. ABD’nin tarihin derinliklerinden gelen kadim vizyonu bölge enerji kaynaklarının tamamını kontrol etmek, burada Rusya ve İran’ karşı ön almak, bölgenin coğrafi sınırlarını değiştirip İran – Irak (başardılar) – Türkiye (başarmaya çalışıyorlar) – Suriye’nin (başarmak üzereler) toprak bütünlüğünü ortadan kaldırıp kukla bir Kürt Devleti kurmaktır.
Türkiye, ABD’ ye öylesine derin bağlarla bağlı ki, ABD’nin izni olmadan koskoca Türk Devleti beka’sını, varlık ve bütünlüğünü tehdit eden bölücü örgüte karşı, Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 51 inci maddesinde öngörülen meşru müdafaa hakkını kullanarak kapsamlı ve sonuç odaklı bir sınır ötesi harekat yapamamakta ve bunu da Sayın Genel Kurmay Başkanının ağzından ifşa etmektedir.
ABD, İsrail ve Küresel Emperyalizm bu coğrafyada Türkiye’yi yekpare bir milli devlet olarak görmek istememektedir. Ekonomisi, siyasal varlığı, yönetim biçimini, savunma sanayisi ve dış ilişkileri güçlü, üreten ve çok yönlü pazar edinen bir Türkiye’yi kendileri açısından bir tehdit ve bir risk unsuru olarak görüyorlar.
Bu bağlamda Türkiye’nin öncelikli olarak yapması gereken, bölücü örgütle tehdit ortadan kalkana kadar güvenlikçi bir yaklaşımla kora kor mücadele etmek ve bu mücadele ile birlikte eş zamanlı olarak çok güçlü bir şekilde insan hak ve özgürlüklerinin önünü açarak tam ve genişletilmiş demokrasinin evrensel kurallarının tamamının cari olduğu, geçerli olduğu bir Türkiye yaratabilmektir.
Yine özellikle terör nedeniyle bölgeye tam anlamıyla götürülemeyen ekonomik hizmet ve yatırımlar noktasında bölgeye ekonomik ve katma değeri yüksek yeni yatırım imkanları ve bunların sonucu olarak geniş istihdam olanakları sağlamak, sosyo – politik, kültürel, eğitim, sağlık, ulaşım, konut alanlarında devletin bütün ekonomik ve manevi dinamikleri seferber etmeliyiz.
Sayın Başbakan, ABD girdiği her yeri nasıl ki yakıp yıkıp viraneye çevirdi ise bugün ülkemiz için de aynı şeyleri düşünmekte ve bunun bir kısmını PKK eliyle şu an yaşama geçirmeye çalışmaktadır. Yarın senaryonun ikinci, üçüncü aşamaları devreye girmeden yani ülkemizde bir Türk – Kürt boğazlaşması ve bir Alevi –Sünni mezhep çatışması çıkmadan kardeşliğimizin yeniden en güçlü bir biçimde tesis edilebilmesi için var gücümüzle Türk – Kürt, Alevi –Sünni ayrımı yapmadan hep birlikte çok ama çok çalışmamız gerekmektedir.
Sayın Başbakan, Sayın Hüseyin Çelik… bu gün Amerika istiyor diye dağda, düz ovada asker ve polislerimiz şehirlerde de sivil vatandaşlarımız ölüyor, şehit oluyor. Evet… Amerika istiyor diye ölüyoruz. Bu ülkenin kardeşlikten, barıştan ve sevgiden öte bir sermayesi bulunmamaktadır.Tek sermayemizi ABD aşkına har vurup harman savurmayalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: