Bazı tarihler vardır; yalnızca takvim yapraklarında değil, bir şehrin hafızasında yaşar. 5 Ocak da Adana için işte böyle bir gündür. O gün, esaretin yerini özgürlük; umutsuzluğun yerini inanç almıştır. Bir şehir, kaderine razı olmayacağını tüm dünyaya ilan etmiştir.
Mondros Mütarekesi’nin ardından başlayan Fransız işgali, Adana’nın yalnızca topraklarını değil, onurunu da hedef almıştı. Ancak Çukurova insanı, tarih boyunca olduğu gibi bu karanlık günlerde de boyun eğmedi. Silahı olan cepheye koştu, olmayan yüreğini siper etti. Kadınlar cepheye mermi taşıdı, analar evlatlarını vatan uğruna dualarla uğurladı. Bu direniş, Kuvayı Milliye ruhunun Adana’daki en güçlü ifadesi oldu.
Toroslar’dan ovaya uzanan bu mücadelede, Karboğazı’nda yazılan destan hâlâ hafızalardadır. Bir avuç inançlı insanın, modern ordular karşısında gösterdiği azim; milletin bağımsızlığa olan sarsılmaz iradesini ortaya koymuştur. Ve nihayet 5 Ocak 1922’de Fransız birliklerinin Adana’yı terk etmesiyle, bu şehir yeniden özgürlüğüne kavuşmuştur.
Adana’nın kurtuluşu, yalnızca bir askeri başarı değildir. Bu zafer; birlik olmanın, dayanışmanın ve vatan sevgisinin eseridir. O gün kazanılan özgürlük, Cumhuriyet’e giden yolda atılmış sağlam adımlardan biridir. Bugün Adana sokaklarında dalgalanan ay yıldızlı bayrak, geçmişte verilen mücadelenin sessiz ama gururlu tanığıdır.
5 Ocak, bize şunu hatırlatır: Özgürlük, emek ister; bağımsızlık, bedel ister. Bu nedenle bu tarih sadece bir anma değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras; vatanına sahip çıkan bir bilinçtir.
Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Adana’nın kurtuluşunda emeği geçen tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Adana’nın kurtuluşu kutlu olsun.
Nice 5 Ocaklara, aynı inanç ve gururla…
Yorumlar
Kalan Karakter: