Aachen’dan Murat Bey, Kurban Bayramı’nı Afrika’da geçirenlerden. Gördüklerini şöyle anlatıyor: Uçağımız başkent Nairobi’ye indi. İki gün sonra buraya karayoluyla dört saat mesafedeki Garissa şehrine doğru yola çıktık. Kurbanlarımızı bu şehrin çevresindeki köylerde kesip dağıtacaktık.
Kenya’da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları bir şehir Garissa. Burada bir yetimhaneyi ziyaret ettik. Arefe günü yaptığımız ziyaretimizde yetimhanedeki çocuklar Kur’an ve ilahiler okuyarak bize unutulmaz bir akşam yaşattılar. Ziyarete katılan tüm dostlarımız duygusal anlar yaşadılar. Burada yetimhanenin güzel bir mescidi de var. Mescidin imamının anlattığına göre, yetimhanenin kuruluşu bundan 42 yıl önce 1970 yılında gerçekleşmiş. O yıl hacca giden Pakistanlı Şeyh Muti Resul isminde bir zat, orada rüyasında Efendimiz’i (sas) görmüş. Efendimiz (sas) rüyasında ona, “Benim Kenya’daki evlatlarıma sahip çık.” diyor. Bunun üzerine bu zat kalkıp o yıl Garissa’ya gelip bu yetimhaneyi kuruyor. Şu an bu yetimhanede 374 öğrenci kalıyor. Yetimhanede aynı zamanda hâfızlık eğitimi de veriliyor. Çocuklar Kur’an’ı çok güzel tilavet ediyorlar. O akşam 7-8 yaşlarında Kur’an okuyan çocukları dinleyip bir taraftan da bu çocukların Kâbe imamları edasıyla Kur’an okuyuşları karşısında hayretlerimize engel olamıyoruz.
Bu bölgedeki köylerde yaşayan insanlar büyük bir fakr-u zaruret içerisinde yaşıyorlar. İçme suyu birçok köyde olmadığı için 15-20 km mesafeden getirmek zorunda kalıyorlar. Şoförümüzün anlattığına göre; sabahleyin su almak için gidip akşamleyin ancak eve gelebiliyorlar. Elektrik yok. Ekilen ve biçilen bir yere rastlamadık. Hem su yok hem de toprak kum halini almış, çölleşmiş. İnsanların gün içerisinde yiyip içtiklerine şahit olamadık. Sonradan öğrendiğimize göre bütün besin kaynakları çok az olan keçilerin sütü, buğday ve pirinç. Et ise ancak senede bir defa Kurban Bayramı’nda hayırsever Müslümanların göndermiş oldukları kurbanlıklar vesilesiyle yeniyor.
İlginçtir; bu fakir ama vakur Müslüman köylüler çocuklarını hâfız olarak yetiştiriyorlar. Buralarda çocuklarının hâfız olamayışı aileler için mahcubiyet sebebi olarak görülüyor. Gruplarımızdan birinin rehberliğini de yapan Kenyalı Ahmed Abdüşşekûr isimli üniversite öğrencisi kardeşimiz, bu bölgede yetişmiş. 14 kardeşinden 10’u hafız imiş. 4’ü ise henüz çok küçük olduğundan hafızlığa başlamamışlar.
Murat Bey’le aynı kafilede bulunan bir arkadaşımız da şöyle diyor:
Garissa şehrindeki yetimhanenin bahçesinde binlerce insanla kılınan bir bayram namazı… Seccademiz kumlardı… Saf tuttuğumuz kardeşlerimiz siyah tenliydi ve gönüllerinin içi ak, yürekleri paktı. Hayatımızın en güzel bayram namazını kumlara secde ederek, yetim çocuklarla saf bağlayarak kıldık… Onlar yetimdi. Ellerini öpmeye gidecekleri anneleri babaları yoktu, kimsesizlerdi… Ama belki de başları kimsesizler kimsesi Allah tarafından bu gurbet insanlarına okşanacaktı…
Namazdan sonra çocuklarla bayramlaştık. Namaz kılmaya gelen yerli bir baba çocuğunu aldı ve kurban gönüllüsü bir abimizin kucağına oturttu. Abimiz de çocuğu sevmeye başladı, çocuk da sevilmez mi… Ama baba çocuğu bırakıp gitmeye niyetli.. Çocuk da kucaktan inmek istemiyor. Çocuk kucakta, baba işte emin ellerde düşüncesinde… Abinin de gözyaşları durmadan akmakta… Bu tablo uzun süre sürdü…
Bütün bunlara şahit olmak için her Kurban Bayramı oralara gitmeye değer; bin safariden elbette çok daha güzel…(13 Kasım 2012 tarihinde zaman.com.tr den alınmıştır)
Yorumlar
Kalan Karakter: