Geçtiğimiz cuma günü çok güzel ve anlamlı bir programa davetliydim. Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen “Ahilikten İlhamla Sürdürülebilir Yarınlar” konulu kısa film yarışmasında Türkiye Birinciliğine layık görülen “EMANET” adlı kısa filmin gösterimi ve ödül törenine Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Kurtul Çakın ve yönetim kurulu adına katıldım. Öncelikli olarak başta Seyhan ÇEP Ticaret Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü sayın Saffet Alptekin ve kıymetli öğretmen Ömürzat Toparlak olmak üzere emeği geçenleri kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.
Zafer Özgentürk'ün yönetmenliğinde çekilen ve 9 dakika süren film aslında bir insanın ömrü boyunca elde ettiği kazancının ne olacağını anlatıyor. İşyeri sahibi olan bir yaşlı insan vefat ediyor. İşyerinde ayakkabı tamirciliği yapılıyor. İş yeri, vefat eden yaşlı adamın mirasçısı torununa kalıyor.
Kadın isyerine gidiyor kiracı ile konuşmaya. İşyeri sahibi Kadın kiracıya kendisini tanıtıyor. Kiracı "Buyur otur kızım çay ikram edeyim" diyor.
Bu sırada ayakkabı tamircisi dükkana bir müşteri geliyor. Müşteri tamir edilmesi için ayakkabı verdiğini söylüyor, ayakkabı tamircisi müşteriye ayakkabısını veriyor. Müşteri, ayakkabıya bakıyor ve "Eline sağlık çok güzel olmuş ustam" diyor ve borcunun kaç lira olduğunu soruyor. Esnaf, "100 lira" cevabını verirken müşteri "Ustam yeni ayakkabı alsam en az 3 bin lira ödemem gerekiyordu. Beni büyük bir masraftan kurtardın" diyerek ayakkabı tamirinin ücretini ödüyor ve dükkandan ayrılıyor.
İşyeri sahibi Kadın kiracı ile konuşarak dükkanı satacağını söylüyor. Kendisine ayakkabı tamirciliğini öğreten ustasının torunu olan Kadının bu sözleri karşısında gözleri dolan kiracı bir süre sessizliğe büründü.
Kiracı usta işyeri sahibi kadına "Madem burayı satacaksınız dedenizin emanetini size vereyim" der ve bir kutu teslim eder. Kadın kutuyu alır dükkandan ayrılır. Kutuyu açar ve içinden günlüğe benzer bir defter ile siyah beyaz fotoğraflar çıkar.
Kadın kiracıdan "Emanet"i aldıktan sonra defteri okuyor ve dükkanı satmaktan vaz geçerek "Emanet"e sahip çıkacağını söylüyor.
Evet kısa film 9 dakika 1 saniye ama bir ömür boyu çalışmanın sonucunda alın teri ile elde edilen işyerinin manevi değerinin çok kıymetli olduğunun göstergesi değil midir?
ÇEP bir okul olmaktan öte bir başarı fabrikası gibi. Bu okulda bir yandan öğrenciler eğitim görürken diğer yandan böylesine başarılı projelere imza atıyorlar.
Tabi bu başarıda en büyük emek hiç kuşkusuz ki okul Müdürü ve öğretmenlere aittir.
Cuma günü düzenlenen törende bir eksiklik dikkatimi çekti.
Ödül töreninin yapıldığı salonda ne yazık ki hiç öğrenci velisi göremedim.
Bu da demek oluyor ki öğrenci velileri çocuklarının başarısına, daha da önemlisi evlatlarının eğitim durumlarına kayıtsız kalmışlar.
Öğretmenler öğrencilere faydalı olmak onları hayata hazırlamak adına ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. Hatta gençlerin kötü alışkanlıklara bulaşmaması için sanatın içerisine katıyorlar.
Öğrencileri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için tabiki de sanata ve spora kanalize etmek gerekiyor. Ancak burada velilerin çocuklarına karşı kayıtsız kalmaması gerekiyor. Çocukları "Okula gönderiyorum, ihtiyaçlarını karşılıyorum" diye düşünülürse bence yanlış yapılmış olur. Zira çocukların okuldaki durumu, ders notları ne durumda takipçi olmak gerekli diye düşünüyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: