Burası ADANA…
Katilin de maktulün de çocuk olduğu bir kent.
Toplumsal çürümenin, kabalığın, zorbalığın, şiddetin, yaralama ve cinayetlerin sokak ortasında, okul önlerinde, dershane çıkışlarında olağan hale geldiği; mafya özentisi çocukların organize suç şebekelerine dönüştüğü, çeteleştiği ve korkunun kol gezdiği koca bir metropol burası.
Bu kent, toplumsal çürümenin içinde adaletin bir türlü sağlanamadığı, insanların kendini güvende hissetmediği bir korku tüneline dönüşmüş durumda.
Bunun en son örneğini; geçen hafta dershane çıkışı yedi kişilik bir grubun saldırısına maruz kalan, darp edilen, defalarca bıçak darbesi alarak yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren, eğitime sevdalı, gencecik ve ışık saçan B.Ö.’nün yaşadıklarında gördük.
Yaşanan olayla ilgili görgü tanıklarının anlatımına göre; 17 yaşındaki B.Ö., dershane çıkışı kendisiyle aynı yaşlarda 6-7 kişilik bir grubun önce sözlü, ardından fiziki saldırısına uğradı; darp edilip bıçaklandı. Günlerce hastanede ölüm kalım savaşı veren gencin davasında sadece iki kişinin yargı sürecine dahil edilmesi, diğer faillerin ise toplum içinde korku saçmaya devam etmesi; yalnızca aileyi değil, toplumsal vicdanı da derinden yaralamaktadır.
Saldırganların sosyal medya hesaplarında yer alan; “Öldür onu… Hadi tam zamanı… Öldürdüğün an rahatlayacaksın…”
şeklindeki mafya vari ve vahşeti normalleştiren paylaşımlar, olayın münferit değil, örgütlü bir zihniyetin ürünü olduğunu açıkça göstermektedir.
Mağdurun babası, aynı zamanda Adana’nın tanınmış iş insanı ve hukukçularından Avukat Vedat Özkan, akran zorbalığı ve bıçaklı saldırılarla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullanmıştır:
“Belden yukarı alınan bıçak darbeleri, hukuken kesinlikle ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ kapsamında değerlendirilmelidir. Bu tür olaylarda yapılan nitelendirme hataları, adalet duygusunu zedelemektedir.”
Son yıllarda artış gösteren akran zorbalığı ve bıçaklı saldırı vakalarının “basit yaralama” olarak değerlendirilmesinin; tutuksuz yargılama, cezasızlık algısı ve erken tahliye beklentisi yarattığını belirten Özkan, bu yaklaşımın suçu cesaretlendirdiğini ve daha ağır suçlara zemin hazırladığını vurgulamaktadır. Bu durum, yalnızca hukuka değil, toplumun adalet beklentisine de açıkça aykırıdır.
Eğer Adana’da bu şiddet sarmalı her geçen gün büyüyorsa, gençler birbirine bıçak çekiyorsa, okullarda “akran zorbalığı” olağan bir kavram haline gelmişse; bunda caydırıcılıktan uzak yargılamaların ve yanlış hukuki nitelendirmelerin payı çok büyüktür.
Sokakta şiddet sıradanlaşıyorsa, mafyavari özentiler gençler arasında yayılıyorsa, uyuşturucu ve çeteleşme konuşulur hale gelmişse; bu tablo, adalet mekanizmasının yeniden ve ciddi biçimde sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Toplum bu duruma alıştırılamaz.
Şiddet, cezasızlıkla normalleştirilemez.
İlgilisine bildirilir:
Adana’da adalet; okul önlerine, dershane çıkışlarına, çarşıya, pazara ve sokaklara ne zaman uğrayacak?
Daha kaç gencin bıçaklanması beklenecek?
Yorumlar
Kalan Karakter: