Bu sırada, özel kuvvetler ekibini taşıyan bir grup nakliye uçağı, Tahran'dan yaklaşık 500 km uzaklıktaki ilk geçici iniş alanına güvenli bir şekilde indi.
Operasyondan üç hafta önce iki CIA görevlisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri subayı bu bölgeyi ziyaret etmişti. Gizli bir havaalanı kurma niyetiyle hafif bir uçakla bölgeyi incelemişlerdi. Operasyon sırasında uçak ve helikopterler için iniş işaretleyicisi olarak kullanılmak üzere bölgeye gizlice kızılötesi işaretçiler yerleştirildi.
Ancak, keşif ekipleri hava koşullarını hesaba katmayı ihmal etti.
İniş alanı İran'ın en büyük çölü olan ve tesadüfen dünyanın en sıcak yerlerinden biri olan Dasht-e Kavir'in tam kalbinde seçilmesi onlar için kötü bir tercihti.Çünkü operasyon gününde bölge ayak bileğine kadar kumla kaplıydı.
Keşif ekibi ya da ajanlar başka bir faktörü de gözden kaçırmıştı. Havaalanı için seçilen alanın ıssız olduğu düşünülüyordu. ABD casus uyduları bölgeyi 90 gün boyunca izledi ve bu süre zarfında sadece iki araç kaydetti. Sadece iki aracı görmüşlerdi ve bunların da tesadüfen orda olduklarını düşünüyorlardı.
Altı nakliye uçağı piste indikten sonra, elli yolcu taşıyan bir İran yolcu otobüsü aniden Amerikalılara doğru ilerlemeye başladı. Otobüs şaşkınlık yaşayan Amerikalılar tarafından alıkonuldu, yolcular dışarı çıkarıldı ve beklenmedik "Amerikalı misafirleri" yerel yetkililere bildirmemeleri için geçici olarak nakliye uçaklarından birinde tecrit edildi.
Otobüs tek sürpriz değildi. Kısa süre sonra yolda bir yakıt kamyonu belirdi. Amerikalıları gören kamyon şoförü kaçmaya çalıştı, ancak Amerikan Rangerları kamyonu el bombası ile etkisiz hale getirdi. Yakıt yere döküldü ve alev aldı. Yangının alevleri onlarca kilometre öteden görülebiliyordu ve bu, ABD Ordusunun İran topraklarındaki varlığının reklamı oldu.
Diğer yandan 8 helikopterden altısı belirlenen hedefe iniş erkekleştirmişti. Buradan yakıt ikmali yapıp Tahran’a doğru ilerleyeceklerdi. Kum fırtınası içinden yapılan zorlu uçuştan dolayı mürettebat zaten bitkin düşmüştü, bu yüzden havada birkaç saat daha kalmak oldukça zor görünüyordu. Daha da kötüsü iki helikopter daha arza yapmıştı.
Amerikalıların sekiz helikopterinden sadece dördü kalmıştı.
Görev başlamadan önce, operasyona devam etmek için kritik bir eşik belirlenmişti: altı helikopterin varlığı. Bu resmi kriterlere dayanarak, muharebe grubunun liderliği operasyonu sonlandırabilirdi. Ancak subaylar arasında anlaşmazlıklar çıktı. Hava grubunun kıdemli subayı operasyonun sonlandırılmasını savunurken, özel kuvvetler grubu komutanı helikopter sayısının az olmasına rağmen göreve devam kararındaydı.
Washington’dan fikir alındı ve iptal kararı geldi. İptal kararı için 2 saat beklemişlerdi.
Görev iptal edilmiş olsa da, helikopterlerin yakıt ikmali görevi hâlâ devam ediyordu. Geri dönmek için yakıta ihtiyaç vardı. Tanker hortumlarına bağlanmak için helikopterler pist etrafında manevra yapmaya başladı. Bunu yaparken, helikopter pervaneleri bir kum ve toz bulutu kaldırdı. Bu sınırlı görüş koşullarında, helikopterlerden biri bir uçakla, bir yakıt ikmal tankeriyle çarpıştı. Bir patlama ve ardından yangın meydana geldi ve sekiz Amerikalı asker hayatını kaybetti.
Bir anda, hiç beklenmedik bir şekilde, çatışmaya bile girmeden, ABD askeri bir yenilgiye uğradı.
Beş Amerikan helikopteri çölde terk edildi. Bunlardan ikisi daha sonra İran Hava Kuvvetleri'nde tekrar hizmete alındı. Göreve katılan diğer tüm Hercules uçaklarına binerek havalandı ve üslerine güvenli bir şekilde geri döndü.,
Tabi Tahran bu fırsatı kaçırmadı:
Tahran'daki yüksek rütbeli din adamları, Amerikan özel operasyonunun bu başarılı sonucundan hızla faydalandılar. İran'ın "doğal müttefiki" rolünü oynayan çöl kumları, "Allah’ın melekleri" ilan edildi.
"Kartal Pençesi" olarak adlandırılan Amerikan operasyonu böyle sona erdi. Bakalım Trump’ın pençesi ne kadar sağlam mış?;bekleyip göreceğiz
Yorumlar
Kalan Karakter: