MOSSAD’ın önüne attığı pedofili sapkınlarıyla ağzına kadar dolu olan dosyanın motivasyonuyla hiç arzı etmediği şekilde İran harekatı için düğmeye basması onun açsından sonun başlangıcı olacak gibi;en azından şimdiki konjonktür bize bu izlenimi veriyor.
1 trilyon Dolar savaş bütçesine sahip olan Amerika’nın, 34 Milyar Dolar bütçesi olan İsrail’i de yanın alıp sadece 10 Milyar dolarlık bir savaş bütçesine sahip İran’ı, bu bütçelere ek olarak sahip oldukları olağanüstü teknolojik ve istihbarat imkanlarına rağmen dize getiremedi ve 220 Milyon doları her gün çöpe attı ve atıyor.
Uluslararası işlilerde temel ideolojisi “para”olan ve bu nedenle 1 Dolar dahi kayba tahammülü olmayan Trump’ın savaşın hemen öncesinde danışmanlarının İran’a birkaç günlük ömür biçip ardından bu süreyi iki haftaya çıkarması ve arında da 4 haftaya çıkarması eminim içini çok acıtmıştır.
Bunun yanında İran’ın savaşı Amerikan üslerinin bulunduğu çevre ülkelere yayması onun açısından bir başka iç acıtıcı bir durum oldu. Neticede İran’ın hedefi olan her bir Amerikan müttefikine yardım etme zorunda kalmıştır. Bu, “birkaç gün içinde İran’ın işini bitirtir ve çevresine saldırısına fırsat vermem” diye düşünen Trump’ın İran’dan beklemediği bir durumdu.
Şunu net olarak söyleyebilirim ki; temel amacı “para” olan Trump, MOSSAD tarafından sıkıştırılmamış olsaydı “yenilmiş ama algı çalışmalarıyla muzaffer bir başkan olarak” savaştan çekilmiş olurdu.
Ama gelinen nokta hiç de Trump’ın istediği gibi gitmiyor ve gelecek olan nokta hiç ama hiç gitmeyecektir; zira haçlı zihniyetine sahip Siyonist hizmetkârı olan savaş bakanı Hegseth’in kara harekatı fikrini hiç istemese de kabul etmek zorunda kalacaktır.
Şimdiden Trump’ın danışmanları arasında başlayan “ucu açık ve belirsiz savaş” söylentileri ve bu söylentilerin “yergi”ye dönüşmesi, Hegseth hariç yönetim birimlerinden herkes için geçerli bir gerçeklik.
“Önce Amerika” yla başlayan seçim propagandasının bölgesel bir yangına doğru eviren Hestegh zihniyeti Trump için sonun başlangıcı olacak gibi; ve u zihniyet Amerika’yı İran’da askeri bir bataklığa çekmiş durumda.
Bu durum Trump’da ciddi duygu karmaşası yaratmış durumda sanki. Nitekim Trump’ın içinde bulunduğu “ambivalans”ın yani duygu karmaşısının boyutunun ne denli büyük olduğunu gören danışmanları, sözcülerini kamera karşısına çıkarıp “Başkan Trump blöf yapmaz”açıklaması yaptırmakta gecikmediler.
Oysa hayatı blöfler ve zikzaklar üzerine kurulan bir Başkana sahip olduklarını onlar da çok iyi biliyor. Savaşın ilk günlerinde "İran'ı haritadan sileriz" tehditleri savuran Trump, sadece 48 saat sonra "İran halkını seviyoruz, masaya oturalım" demişti.
Trump’ın, Psikolojide "ambivalans" olarak ifadelendirilen ”duygu karmaşası”nın uluslararası ilişkilerde kendini gösterdiği en net göstergelerinden biri de İran halkını “"Kurumlarınızı ele geçirin” sözlerinin ardından yaptığı “rejim değişikliği hedefimiz yok" açıklaması gösterilebilir.
Haziran 2025’te "İran'ın nükleer programı tamamen yok edildi, artık böyle bir tehdit kalmadı" şeklinde kendinden emin ifadelerden 1 yıl bile geçmeden söylediği "İran nükleer tesislerini hızla yeniden inşa ediyor, tehdit her zamankinden daha büyük" şeklinde bir önceki sözlerini yalanlayan ifadelerine hepimiz şahit oluyoruz.
Trump’ın kendisi bu zıtlıkları “Öngörülemezlik Doktrini" olarak açıklasa da aslında içindeki karmaşanın farkında değil. Tabi bunun rakipleri açısından bir dezavantajı elbette olacaktır;mesela Trump’ı rasyonel bir aktör olarak görmekte zorlanan rakipleri, her an panik halinde olup hata yapmaya zorlanacak bir noktaya gelebiliyorlar.
Bu karışık duygu ve karmaşık uluslararası siyaset yolu Trump’a neler kazandırır bilemem ama Netanyahu’nun sık sık Beyaz Saray’da kendini göstermesi karmaşık ruh halinde olan Trump’ı Paranoyak bir ruh haline soktuğu kesin. Mesela İsrail medyasında ara satırlarda Netanyahu’un Trump’ın gizlice İran’la görüştüğünden şüphelenmesine dair yazılar karşıma çıktığında Beyaz Saray ziyaretlerinin altında yatan nedeni ya da yapmak istediği baskıyı daha iyi anlıyorum.
Bu şüphenin kaynağı MOSSAD oluyor tabi. Amerikan merkezli Axios haber kaynaklarına göre, Hamaney'in suikastından bir gün sonra, İran istihbarat servisleri aracıları vasıtasıyla CIA'ye ateşkes görüşmeleri için başvurdu. Netanyahu apar topar Beyaz Saray yolunu tuttu. Ancak bu defa gitmekten vazgeçip telefonla güvence istedi.
Hatırlarsanız; Trump “benimle konuşmak istiyorlar ama çok geç” açıklaması yapmıştı. İşte açıklamayı yapmasının temel sebebi de Netanyahu’nun Trump üzerindeki baskısıydı. Trump Netanyahu telefonundan hemen sonra “Hava savunmaları, hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri ve liderlikleri yok oldu. Konuşmak istiyorlar. Ben de dedim ki: Çok geç!" açıklaması yapmak zorunda kalmıştı.
Bir yandan Netanyahu’nun yoğun baskısı, bir yandan her gün sonuçsuz şekilde harcanan 222 Milyon Dolar, bir yandan beklentisinin dışında halkın rejime destek vermesi veya devletine sahip çıkması, diğer yandan da her türlü provokasyona hatta Türkiye ve Azerbaycan’daki provokasyonlara rağmen, körfez ve yakın ülkelerin İran’a karşı saldırıya geçmemesi Trump’ın Zelensky’den yardım talep edecek kadar kontrolü kaybettiğini gösteriyor..
Yorumlar
Kalan Karakter: