Münih Güvenlik Raporu: Yıkım sürecine girdik
Soğuk Savaş’tan sonra Amerika’nın kurduğu “liberal uluslararası düzen” galiba artık kurucusuna ihanet etmeye başladı.
Almanya Başbakanı küresel düzenin "artık mevcut olmadığını" söylerken 2023’lerde “Avrupa, ABD ile müttefiktir ama vassal değildir ” diyen Macron’un Amerika’ya karşı mesafeli duruşları icraatlara yansımış durumda. Amerika ile stratejik müttefik olarak kalmaya devam etme fikrinde olan Meloni bile yavaş yavaş Macronu’un “üçüncü kutup Avrupa olmalıdır ”fikrine göz kırpmaya başladığını görüyoruz.
Liberal düzenin kurucusu olan Amerika’nın liberal düşüncelerin bir ürünü olan AB’nin bu tercihlerinden alınmasına hiç gerek yok;neticede kendi ürünü. Bu tercihe bir de Çin ziyaretlerini eklersek Amerikanvari Liberal düzenin çat çat çatırdamaya başladığını görürüz. Buna Doların dünyanın rezerv parsı olma konumunu kaybetmeye başlaması da eklenirse işte o zaman Dünyanın jandarmasının botlarının tabanlarında delikler açılacak ve 21. Yüzyılın hasta adamı olma yolunda hızla enerji kaybedecek..
Gelinecek noktada ise sadece petrol ve doğalgaz açısından zekin yeraltı kaynaklarına sahip ülkelere sözüm ona demokrasi ihraç eden(!) Amerika demokrasi ithal edecek bir konuma gelecek..
Şimdilik tüm dünyaya meydan okuduğunu, gümrük vergileriyle zaten muazzam olan bütçesini daha da muazzamlaştırdığını görüyor olabiliriz ama tarihçi Paul Kennedy’nin de Imperial overstretch (İmparatorluk aşırı yayılması) tezini de unutmamak lazım. Bu teze göre aşırı büyüyen, iddialı ve yayılmacı bir güç gösterisi yapan bir devlet, ekonomik, askerî veya diplomatik kapasitesinin ütüne çıktığında trajik bir düşüş ve çöküş yaşar.
Amerika’nın da belli ir kapasitesi var elbette. Sonsuz kapasiteye sahip hiçbir güç yoktur yeryüzünde. Ne zaman ki askeri ve jeopolitik olarak kapasitesinin önüne geçerse işte o zaman hem iç sitemi hem de sınırları dışında inşa ettiği sistem çöker.
Tarihte bunun örnekleri çok fazla var:
Mesela İspanya 16 ve 17. Yüzyılda çok geniş sömürge ağı kurmuş ama sürekli savaş, sürekli çatışma kurduğu düzen ve kendisini çökertmiştir.
Aynı şey 19 ve 20. Yüzyıl başlarında İngiltere için de geçerli.
Sovyetler Birliği de aynı şekilde olmadı mı? Afganistan müdahalesi ekonomisini felç etti adeta.
İte gelirinden çok daha fazla şube açıp da sonra topyekün kepenk indiren şirketler gibi devletlerin de kapasitelerinin dışına çıktığında başlarına nelerin gelebileceğine kısa kısa örnekler verdik.
Darısı 70’den fala ülkede askeri varlığını sürdüren, savunma ve kamu borçlarında zirve gören, küresel güvenlik rolüne kendisini kaptırarak çok karmaşık bir meşguliyete giren Amerika’nın başına elbette..
Tabi bu temenninin gerçekleşmesi için bir hayli zamanın geçmesi lazım. Bu zamanı Amerika’ya veren de, rezerv parasıyla yaptırımlar altında inleyen, bir türlü kendilerini toparlayamayan ve birlikte hareket edip karşı argümanlar veya yeni ekonomik rezervler oluşturamayan devletlerin bizatihi kendileridir.
Şimdi tabi yukarında Almanya ve Fransa’nın girişimlerinden hareketle Amerika’ya karşı bir tavır alma komsunda kıpırdamalar başlamış olduğunu söyleyebiliriz. Buna Davos'ta liberal demokratik sistemlerde bir kopma olduğunu söyleyen Kanada Başbakanı’nı da eklersek tavır almanın ciddiyetini görürüz; en azından kafalarda..
Ama güç siyasetinin özünde şu vardır: “Güçlü olan yapabileceğini yapar; zayıf olan katlanmak zorunda kalır.”
MÖ 416’da Atina, tarafsız kalmak isteyen Melos Adası’nı teslim olmaya zorlar. Meloslular adalet ve tarafsızlık argümanları sunar; Atinalılar ise açıkça güç gerçeğini vurgular. Sonuçta Melos işgal edilir. Meloslular bu işgalin getirdiği barbarlıklara da katlanmak zorunda kalır.. Sözünü ettiğim güç siyasetinin özü de bu tarihsel bağlamdan gelir.
Tabi geçmişte zayıf olanların şimdiki durumu geçmişle kıyaslandığında –örneğin Türkiye gibi- bu güç siyasetinin terazideki dengesini az da olsa bozmuş durumda. Bu durum bir önceki paragrafta belirtiğim “kıpırdama”yı beraberinde getiriyor elbette. Bu, -yani kıpırdama-Avrupa için çaresizliğin bir hareketliliği olsa da Türkiye gibi kendini toparlamış devletler açısından gerçek anlamda bir “kıpırdama” olarak kendini göstermektedir.
İster çaresizliğin sonucunda olsun ister beka meselesi motivasyonuyla olsun her halükarda gücünü sonsuz, tükenmez olarak gören Amerika için çok da iyi sonuçlar doğurmayacaktır yakın olmasa da uzak gelecekte..
Münih Güvenlik Raporu da bu anlatıları destekler nitelikte bir rapor yayınladı;raporda , İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen uluslararası düzenin "yıkım sürecine" girdiği belirtilerek, ABD'nin artık küresel sistemin koruyucusu değil, bizzat tasfiyecisi konumuna geldiği ifade edildi.
Bu rapor savunma ve dış politika alanında dünyanın en önemli platformlarından biri olan 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC)öncesinde yayınlandı. Raporda, bugüne kadar küresel sistemin "gardiyanı" olarak görülen ABD'nin, artık mevcut düzeni kendi çıkarlarına aykırı bularak yıkım sürecini başlattığı belirtildi.
13mŞubat’ta yayınlanan rapordaki ifade şuydu: "Dünya bir 'yıkım siyaseti' dönemine girmiştir. İnşasına 80 yıl önce başlanan ABD öncülüğündeki savaş sonrası uluslararası düzen, bizzat ABD eliyle yıkılmaktadır.
Ayrıca;Washington'ın uluslararası hukuk ve kurumları hiçe sayan "buldozer siyasetinin", dünyayı evrensel normlar yerine "güçlülerin ve zenginlerin sözünün geçtiği" bir alana dönüştürdüğü uyarısı yapıldı.
Raporun haklılığını, Almanya Başbakanı Merz’in “Avrupa barışının artık kırılgan olduğu”nu, Avrupa'nın özgürlüğünün "artık garanti olmadığını" söylediği tedirgin konuşmasından anlayabiliyoruz.
Son tahlilde;Uluslarası düzenin artık hiçbir topluma güven vermediği, Amerika’nın barbar siyaseti ve barbar müzakere yöntemleriyle dünya toplumlarını tehdit ettiği, yukarında bahsettiğim Melos Diyaloğu’ndaki Thukydides yaklaşımı benzeri yaklaşımların sergilendiği, güç ve çıkarların kuralların yerine öncelendiği, yani güçlü olanın yapıp zayıf olanın katlandığı, dengeliyici mekanizmaların yetersiz kaldığı hatta güçlünün lehinde bir dengesizlik “yarattığı” bir düzen artık katlanılabilir bir düzen değil;ve dünya kendini resetlemeden, toplumların yeni bir düzene geçmesi çok zor.
Yorumlar
Kalan Karakter: