Terkçe karşılığı “Sahtekârlık sendromu ” olan bu sendromu duyanınız vardır. Malum,ilim ve bilim insanları her kötülüğün bilimsel karşılığını bulmada mahirdir. İnsanın yaratılışından itibaren kodlarında olan ama bu kodların kendi dijital kasasını açmak için kullanılıp kullanılmayacağı da insana bağlı olan bazı kötü huylar çoğu zaman dibine kadar kullanılmış olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu sahtekarlık kodlarına devamlı surette baş vuran ve bu sendromun bireysel karşılığı olan Trump da önümüzde duran yegane örneklerden biridir.
Narsisizme ve aşırı özgüvene sahip olan Trump’ın aslında olmayan başarılarını varmış gibi göstermesinin ve bir gün geldiğinde bu foyasının ortaya çıkacağı korkusunu yaşadığına eminim. Bir gün yetersizliğinin herkes tarafından anlaşılacağı korkusu bu sendroma sahip olanların karakteristik özelliğidir; ve sizi bilmem ama ben Trup ’da bu sendromun bu karakteristik özelliğini görebiliyorum.
Devamlı surette “büyüklenmeci” tavrına şahit olduğumuz Trump’ın bu özelliğinin yanına narsistliği de eklemesi onu dünyanın n tehlikeli insanı yapıyor. Bu “Narsisistik Büyüklenmeci"lik tavır, aslında insanın ruhsal olarak derinlerinde yer alan karmaşıklığın bir göstergesidir.
Bu karmaşıklığa sahip birinin dünyanın süper gücünün başında olması dünya devletleri açısından maalesef oldukça talihsiz bir durum. Devasa bir ego makinesine sahip olan Trump’ın adeta acıyı altına dönüştüren bir simyacı tavrıyla her olumsuzluktan kendine bir başarı hikayesi çıkarması veya çıkardığını zannetmesi de dünya halkları için ayrıca talihsizlik..
Trump’ın biyografisini yazan Tony Schwartz gibi isimler, onun aslında bir "illüzyon ustası" olduğunu ve bu illüzyonun sürdürülebilirliği konusunda içsel bir gerginlik yaşadığını iddia ederler. Schwartz'a göre Trump, kendi yarattığı "başarılı iş adamı" imajının gerçeklikle örtüşmediğini içten içe biliyor olabilir. Bu durum, sendromun temelindeki "hak etmediği bir konumda bulunma" hissini tetikleyebilir.
Schwartz'ın analizi karşıma çıktığında biraz daha okumaya devam ettim çevisi aracılığyla ve özetle şu cümleleri sizin için toparladım: “Modern psikoloji, bu iki durumun aynı kişide birleşebileceğini söyler. "Kırılgan Narsisizm" olarak adlandırılan bu durumda kişi, dışarıya devasa bir ego sergilerken, içeride sürekli bir yetersizlik ve "yakalanma" korkusuyla yaşar. Trump’ın her türlü başarısızlığı dış güçlere veya "hilelere" bağlaması, içsel başarısızlık hissiyle yüzleşmemek için kurduğu bir barikat olarak okunabilir.”
Tabi algı yönetimi" ile zirveye çıkılabilen günümüzde bu ruh hali sürdürülebilir mi bilemem ama bir süre, yani ego makinesinden çıkan kıvılcımlarla aydınlandığını düşünen Amerikan halkının bu kıvılcımlarla yandığını görene kadar, dünyanın kuru otlarının tutuşacağı kesin.
Tabi Trump’ın bu kişiliği için Psikolojik Terapide en çok baş vurulan yöntemlerden biri olan Psikanaliz yaklaşımın çocukluğa inme yöntemine yönelmek lazım.
Aklıma bu yöntem gelince Trump’ın çocukluğu ile ilgili birkaç makale, biyografi veya analiz okumaya çalıştım;edindiğim bilgilerden biri babası Fred Trump’ın oldukça baskın ve sert bir karaktere sahip olduğu.. Birçok biyografi yazarı ve psikolog “Trump’ın sergilediği davranışların kökeninde babasının yarattığı sert ve duygusuz iklimin yattığı” konusunda hemfikir.
Onlara göre “Donald Trump’ın çocukluğu, babası Fred Trump’ın belirlediği katı ve rekabetçi kurallarla” şekillenmiş. Babası Fred Trump için dünya ikiye ayrılıyor: "Kazananlarve "Ez Ezikler/kaybedenler. Ortası yok; bir çocuk ya babasının gözünde bir "kahraman" olacak ya da yok sayılacak.
İşte babasının gözünde en iyisi olmak için çaba serf eden Trump’ın(Trump’ın abisi, babasının beklentilerini karşılayamadığı için aileden dışlanmış ve trajik bir şekilde hayatını kaybetmiş ) karakteri zamanla böyle şekillendi ve bu maalesef bu sağlıksız ruh hali dünya halklarının başına bela oldu.
Yorumlar
Kalan Karakter: