Amerika ve İsrail’in son zorbalıklarından sonra siyaset ve toplum bilimcileri işimdi İran’daki rejimin dayanıklılığı üzerine kafa yormaya başladılar.
Monarşinin yıkılışı 1979’dan bu yana bir çok badire atlatan İran rejimi tarihinin en büyük saldırısına uğradı ve uyaramaya devam ediyor bu yıl. “Düşman” olarak nitelendirdikleri Amerika ve İsrail’in, halkı rejime karşı alenen ayaklandırma çağrılarından tutun her türlü ahlaksız ve kural dışı saldırılarına rağmen amaçlarına bir adım dahi yaklaşamamaları, hatta tam tersi bir tepkiyle karşılaşmaları gerçekten de bilimsel, sosyolojik ve hatta psikolojik olarak incelenmesi gereken bir olgu.
Aslında bir çoğumuzun merak edip araştırdığında karşılaştığı iki yapı vardır İran’da:Artesh denilen ordu ve de savaşsız ortamda rejimi korumakla görevli Devrim Muhafızları.
İran rejimi için Devrim muhafızları öncelikli sırada yer alır. Devasa yatırımlarla beslenir bu yapı. Öyle ki; petrolden tutun diğer sektörlere kadar tüm alanlarda baskın bir yönetimi vardır bu yapının.
Bu yapı olası bir halk hareketinde “liderliği” hedef alır. Liderlik kısmını hallettikten sonra zaten halk hareketi de amacına ulaşamaz. Rejimin en büyük kozu korku salmaktır. Bu kozu en fazla dış tehditlere gerçekleştirir. Ambargoları ve ekonomik sıkıntıları dış güçlerin ülkeyi parçalama amacıyla açıklayıp halkın dayanma gücünün motivasyonunu sağlar.
“Düşmanlar” şuana kadar dini lider Ali Hamaney ve birçok üst düzey askeri komutanı öldürüp ülkenin kritik altyapısına d ciddi zarar verdiği halde “liderimiz şehit olmadı gençleşmiş şekilde geri döndü” diyerek rejime bağlılığını bildiren halkın rejime nasıl güçlü bir bağlılık sergilediğine, daha da ötesi aidiyet hissettiğine şahit oluyoruz.
Tabi bu durum savaş öncesi rejimle ilgili kendi içinde gelgitlerle dolu açıklama yapan Trump’ı da oldukça öfkelendiriyor.
Hatırlarsanız; Trump, 2025'in başlarında İran lideri Ali Hamaney'e mektup yazarak yeni bir nükleer anlaşma için 60 günlük süre tanıışı ardından amacının rejimle "adil bir anlaşma" yapmak olduğunu savunmuştu.
2025’in Haziranın’da söylemlerini değiştirip “MIGA” yani “İranı yenden büyük yap” sloganına sarııldı. Amerika’nın “savaşları bitiren başkan”ı geçtiğimiz ay görüşmeler sürerken bir anda saldırı emri verdi. Bununla da kalmadı “İran halkı kendi ülkesini geri almalı" diyerek halkı ayaklanmaya çağırdı. Yani rejime göz koydu.
Tabi Trump “gelgit yapar” da Trump’ın sadık hizmetkarı Rubio boş durur mu?;o da “Amacımız rejim değişikliği değil, nükleer programı durdurmak diyerek efendisini yalanladı.
İran’da rejimin olağanüstü sağlamlığı, süper güç olarak addedilen Amerika’nın başındakilerinin aklını önce karıştırmış sonra da kaçırtmıştı.
Peki soru şu: İran hükümeti neden bu kadar güçlü?
Yazımın giriş paragrafında yüzeysel olarak değindim aslında. Ama biraz daha derin analizlere ve uzman görüşlere yönelirsem:
Uzmanlar, İran'da monarşinin sona ermesinin ardından, şoklara dayanacak şekilde tasarlanmış bir siyasi yapının kurulduğunu söylüyor.
Bu yapının sahip olduğu sistem sıkıca kontrol edilen kurumları, ideolojik eğitimi, “egemen sınıfın karşılıklı ittifakını ve bölünmüş bir muhalefeti içeren” bir sistem..
Avrupa Jeopolitik Enstitüsü'nde Ortadoğu araştırmacısı olan Sebastian Bosua, "Bu tıpkı bir hidra gibi bir yapı; bir başını kesiyorsunuz ve yerine başka bir baş çıkıyor" diye tanımlıyor bunu.
Bosua’nın "Hidra" benzetmesi ilginç ve yerinde. Bu benzetmeyi merak edip araştırdığımda adını Yunan mitolojisindeki çok başlı canavar Hidra'dan alan bir metafor/benzetme olduğunu öğrendim. O nedenle ‘oldukça yerinde bir metafor olmuş’ diyorum.
Mitolojide Hidra’nın başları kesildikçe yenisi çıkarmış; modern Ortadoğu jeopolitiğinde ise bu durum, İran’ın on yıllardır inşa ettiği "Vekalet Savaşları" ve "Derin Devlet" yapısını temsil ediyormuş.
Hatırlarsanız “Kasım Süleymaniéyi öldürmüştü Trump. Bununla sonuç alabileceğini zannetmiş ve yanılmıştı. Zira “canavar” tek başlı değil çok başlıydı. Çünkü bir generalin tasfiyesi, alt kademelerdeki başka bir generali ve hatta daha radikalini beslemekten başka bir işe yaramadı.
Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husiler ve Irak'taki milis gruplar; Tahran'daki merkezi hükümet darbe alsa bile kendi başlarına hareket edebilecek bir yapıya büründüler.
Aynı hata veya yanlış beklentiyi Hamaney’i öldürerek sağlamaya çalıştı. Ama yine rejim başka ve daha radikal bir lideri sorgusuz sualsiz ve tereddütsüz şekilde başa geçirdi.
Trump’ın gelgitlerle dolu sözleri rejimi daha da güçlendirdi ve güçlendiriyor. Zira Trump “vuracağız,yok edeceğiz” dediğinde rejim düşmanın güvenilmezliğinden hareketle halk kitlelerini psikolojik doyuma ulaştıryor;Trump ılımlı mesajlar verdiğinde de bunu “düşmanın zayıflığına ve korkaklığına” yorup halkı yine motive ediyor..
Son tahlilde; Trump'ın 2026'daki ağır bombardımanları İran'ın askeri kapasitesini (füze stokları, donanma) büyük oranda yok etmiş olabilir; ancak Bosua'nın dediği gibi, bu yapı bir hidradır.
Yorumlar
Kalan Karakter: