Geçtiğimiz günlerde yaşanan şiddetli fırtına, sadece doğanın değil, ihmalkârlığın da ne kadar yıkıcı olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. 10 milyon liraya satılan lüks konutların balkonları, rüzgârın ilk öfkesinde yerinden söküldü. Evet, yanlış duymadınız: Milyonluk evlerin balkonları, bir fırtınaya bile dayanamadı.
İnsan sormadan edemiyor: Bu nasıl bir malzemedir ki, bu nasıl bir işçiliktir ki, bu nasıl bir denetimdir ki, daha ilk sınavda sınıfta kalıyor? Betonun, demirin, vidanın, kaynağın hesabı yapılmış ama vicdanın, sorumluluğun, güvenliğin hesabı yapılmamış belli ki.
Ev Değil, Tuzla Buz Olan Güven
Ev dediğimiz şey, sadece dört duvar değil. Güvenin, huzurun, geleceğin teminatıdır. İnsan, bir ömür çalışıp bir ev sahibi olur. Hayalini kurduğu yuvayı alırken, “Depreme dayanıklı mı?”, “Yalıtımı var mı?”, “Malzeme kalitesi nasıl?” diye sorar. Ama kimse “Balkonu uçup gider mi?” diye sormaz. Çünkü kimse, milyonluk bir evin balkonunun bir fırtınada savrulup gideceğini aklının ucundan bile geçirmez. Peki Çatı bıçak gibi keskin bir malzemeden üretilmiştir insanları öldürecek kadar tehlikeli bir malzeme nasıl gelişi güzel Monte edilir.
Malzemeden mi Çalındı, Denetimden mi?
Bu noktada asıl sorulması gereken soru şu: Bu binalar nasıl bu hale geldi? Malzemeden mi çalındı? İşçilikten mi? Yoksa her ikisinden de mi? Ve daha da önemlisi: Müteahhitin çalmasına kim ya da kimler göz yumdu?
Denetim mekanizmaları nerede? Belediyeler, yapı denetim firmaları, ruhsat veren kurumlar, imza atan mühendisler… Hepsi bu zincirin bir halkası. Eğer bir yerde bu kadar büyük bir kopuş yaşanıyorsa, zincirin tamamı sorgulanmalıdır.
Sadece Müteahhit mi Suçlu?
Elbette müteahhit sorumludur. Ama sadece o mu? Denetlemeyen, görmezden gelen, imza atan, susan herkes bu sorumluluğun ortağıdır. Çünkü bu sadece bir balkon meselesi değil; bu, insan hayatını hiçe sayan bir sistemin çürümüşlüğüdür.
Yarın Daha Büyük Felaketler Olmasın Diye…
Bugün balkonlar uçtu, yarın belki duvarlar çökecek, çatı çökecek, canlar gidecek. O zaman mı soracağız “Sorumlu kim?” diye? O zaman mı anlayacağız, bir binanın sadece estetikle değil, etikle de inşa edilmesi gerektiğini?
Denetim mekanizmaları çalışsın. Müteahhitler hesap versin. Belediyeler, yapı denetim firmaları görevini yapsın. Ve en önemlisi, vatandaş olarak bizler de sorgulamaktan, hesap sormaktan vazgeçmeyelim.
Çünkü uçup giden sadece balkonlar değil; güvenimiz, emeğimiz, canımız geleceğimiz…
Yorumlar
Kalan Karakter: