Vicdan, Hesap ve Haram Üzerine
Bu yazıda iki hayati konuya değineceğim. İkisi de bu ülkenin geleceğiyle, adalet duygusuyla ve en önemlisi vicdanla ilgilidir. Çünkü vicdanın sustuğu yerde ne hukuk ayakta kalır ne de toplum.
Birincisi; bu ülkenin menfaatini kendi menfaatinin önünde tutanlara bol keseden atanlaradır sözüm. Yıllardır hamasetle konuşup, vatan, millet edebiyatı yapıp, iş icraata gelince bu ülkenin kaymağını yiyenlere… Makamı, ihaleyi, rantı, ayrıcalığı kendine hak görüp; fedakârlığı hep milletten bekleyenlere.
Bu ülke kimsenin babasının çiftliği değildir. Milletin sırtından zenginleşip, sonra da millete nutuk atanların günü geldiğinde verecekleri bir hesap vardır. Belki bugün güçlü olduklarını sanıyorlar. Belki dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar. Ama tarih bize şunu defalarca göstermiştir: Zulüm ile abad olunmaz.
Evet, bir hesap mutlaka sorulacaktır. Bu dünyada olmazsa öbür dünyada… Ama ben şahsen bu hesabın bu dünyada, milletin gözü önünde, adalet terazisinde sorulmasını isterim. Çünkü adalet geciktikçe yaralar büyür, öfke derinleşir, güven yok olur.
Gelelim ikinci ve en az birincisi kadar can yakan meseleye…
Yurt dışında yaşanan dramlar üzerinden yürütülen yardım kampanyaları… Afrika’da açlık çeken çocuklar, Gazze’de bombalar altında hayatta kalmaya çalışan masum insanlar, savaşın ve yoksulluğun ortasında kalmış coğrafyalar… Bu acılar gerçektir, inkâr edilemez. Bu milletin yardımseverliği de gerçektir; cebindeki son parayı bile bağışlayacak kadar büyük bir vicdana sahiptir.
Ancak asıl utanç verici olan şudur: Bu kutsal duygular üzerinden toplanan paraları kendi menfaatine kullananlar. Yardımı ticarete, merhameti kazanca, dini duyguları istismara dönüştürenler…
Buradan açıkça söylüyorum: O paralar size haramdır. Zıkkım olsun, zehir olsun. Çünkü siz sadece parayı değil, insanların inancını, duasını, umudunu da çalıyorsunuz. Bir çocuğun açlığı üzerinden zenginleşmek, bir annenin gözyaşı üzerinden çıkar sağlamak, dünyada yapılabilecek en büyük ahlaksızlıklardan biridir.
Bu ülkenin insanlarının dini duygularını sömürenlere de sözüm var. Dini; ahlak, adalet ve kul hakkı için değil, kalkan yapmak için kullananlara… Unutmayın, din en çok istismarcısından hesap sorar. Kul hakkının affı yoktur.
Bu millet saf olabilir ama aptal değildir. Sabırlıdır ama hafızasız değildir. Gün gelir, gerçekler ortaya çıkar. Gün gelir, maskeler düşer.
Ve o gün geldiğinde ne makam, ne unvan, ne de yalanlar sizi kurtarır. Geriye sadece yaptıklarınız ve yapmadıklarınız kalır.
Bu yüzden
Adalet istiyoruz. Şeffaflık istiyoruz. Hesap verilebilirlik istiyoruz.
Ve en önemlisi, vicdan istiyoruz.
Çünkü bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey; nutuk değil, dürüstlüktür.
HARAM OLSUN
Yayınlanma :
24.02.2026 09:15
Güncelleme
: 24.02.2026 09:16
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: