Dünya garip bir yer oldu. Sözde “demokrasi” ve “özgürlük” getirme bahanesiyle nice ülke yerle bir edildi. Irak, Suriye, Libya, Afganistan… Şimdi sırada kim var? İran mı? Türkiye mi? Küba mı? Kolombiya mı? Liste uzun, iştah kabarık. Çünkü bu düzenin efendileri doymuyor. Sömürmedikleri toprak, karıştırmadıkları coğrafya kalmadı.
Bu bir paranoya değil, çıplak gerçektir. “Barış” adı altında gelen bombalar, “özgürlük” maskesiyle dayatılan işgaller, “insan hakları” bahanesiyle yapılan darbeler… Hepsi aynı senaryonun farklı sahneleri. Ve biz, bu tiyatroyu her defasında izliyor, sonra unutuyoruz.
Geçmiş bize hiçbir şey öğretmedi mi? “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek sırtımızı döndüğümüz her zulüm, bir gün kapımıza dayandı. Artık o yılan herkesi sokacak. Çünkü bu delilik sadece mazlumları değil, zalimleri de yakacak. Bu gidişatın sonu yok. Bu kibir, bu açgözlülük, bu tahakküm arzusu… Eninde sonunda kendi sahibini de yutacak.
Dünya artık uyanmalı. Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır. İnsanlık, bu çürümüş düzene “dur” demedikçe, daha çok acı çekecek. Bugün sustuğumuz her adaletsizlik, yarın bizim kapımızı çalacak. Çünkü adalet, sadece mağdurlar için değil, hepimiz için gereklidir.
Ey dünya halkları! Ayağa kalkın. Sesinizi yükseltin. “Yeter artık!” deyin. Çünkü susarsak, çok geç olacak. Çünkü bu delilik, hepimizi yakacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: