NATO’nun Ankara zirvesine çok az zaman kaldı. Aylar aylar önce NATO’nun yapısındaki olası değişiklikten bahsederken Amerika’sız bir NATO’nun mümkün olabileceğinden bahsetmiştim. Zaten kısa süre önce de her ne kadar Trump’la yaptığı görüşme sonrasında Amerika’nın NATO içindeki rolünün vaz geçilmez olduğunu vurgulasa da görüşmeden aylar öncesinde yaptığı açıklamalar benzer düşünce yönündeydi.
Bu düşünceler (yani kendi kendine yeterlilik), birkaç önemli NAATO ülke liderlerinin de kafasında daha fazla saklı kalamamış ve kafataslarını kırıp dışarıya çıkıvermişti;Macron’un NATO için “stratejik özerklik” ilan etmesi gibi. Tabi Macron’un NATO’nun beyin ölümünün geçekleşmesini umduğunu ama umduğunu bulamadığını da söylemekte fayda var.
Gözler şimdi Ankara’daki zirvede.
Ankara bu zirve öncesinde NATO’nun işlerliğinin tam gaz devam ettiğini, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağladığını ve Amerika’nın da NATO’dan çekilmediğini özellikle vurgularken kendi stratejik menfaati için zirve öncesi gergin ortamı yumuşatmayı ve NATO’nun tam kapasite işleyişine devam etmesini sağlamayı hedefliyor.
Türkiye’nin bu hedefine ulaşıp ulaşmayacağını bilemem ama görünen o ki Trump koltuklarında rahatça yayılıp üstüne bir de kapris yapan Avrupalı liderleri bir hayli rahatsız edecek gibi. Bunu zaten açıklamalarıyla yapıyordu.
Trump’ın harcamalar ve katkılar konusunda bu kaprisli ve gamsız liderlere baskı yapacağı şimdiden ve liderlerin de önceki aylarda sergiledikleri kabadayılıklarını terk edecekleri şimdiden belli. Zira Rusya’nın Ukrayna üzerinde gittikçe artan baskısı ve en az 7 yıl daha bu savaşı sürdürecek kapasitede olması Avrupalıları Rusya’ya karşı tam ölçekli bir saldırı düşüncesine yöneltmiş durumda. Bu da kısa vadede Amerika ’sız asla mümkün olmayacağına göre..
Ankara zirvesinde bu saldırı planlarının konuşulacağına dair haberler de var. Ama ben zannedildiği gibi bir saldırının(sıcak savaş gibi) bırakın yapılmasını bunun konuşulmasını dahi mümkün görmüyorum;konuşulacak şey her zamanki gibi kurban olarak öne sürdükleri Ukrayna’nın arpasını çoğaltmak olacaktır.
Direk bir saldırı için Avrupalılar açısından 5 yıl gibi bir süreye ihtiyaç var. Zira Avrupalılar, çatışmalara hemen başlamak için kendi kaynaklarının yetersiz olduğunu kabul ediyor. Bu nedenle “beyin ölümünü” gerçekleştirseler de üyesi oldukları NATO’nun Amerika’ya ihtiyacı halen devam ediyor;e tabi Amerika’nı da silah sanayisinin diri kalması için NATO üyelerine ihtiyacı devam edecek.
NATO’nun Ankara zirvesi tam anlamıyla yükün adil şekilde dağıtılması, sorumluluk alanlarının yeniden belirlenmesi, sınırlı katkı sağlayan üyelerin katkılarının yeninden değerlendirilmesi, ortak projeler üzerinde daha yoğun çaba gösterilmesinin gerekliliği (tabi ortak projede proje merkezi Amerikan savunma silah şirketleri baz alınarak) gibi konular ana gündem maddeleri olacaktır.
Avrupalılar özellikle GSYİH’nin (Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın) en az %2’sisi kapsayacak olan savunma harcamalarının daha fazla arttırılmasına yönelik Trump baskısını üzerinde hissedecekler.Trump’ın bu noktada şikayetçi olduğu Avrupa devletlerinin başında Almanya,Fransa,İtalya geliyor. Hoş, Almanya %2 hedefini tutturmuş durumda lakin mesele bu oranla sınırlı kalmaları.
Trump’ın ATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmelerden sonra özetle “ Amerika Birleşik Devletleri milyarlarca dolar yatırım yaparken, Avrupa'nın geri kalanı sadece güvenlik tüketiyor ve faturaları ödemeyi unutuyor.” Şeklinde serzenişlerde bulunduğunu biliyoruz;bu durumun, yani müttefiklerin korunma maliyetlerinin Amerikan vergi mükelleflerine yüklenmesinin Amerika için sürdürülebilir olmadığını da açık açık ifade ediyor.
Bu noktalarda bir krizle debelleşileceğini zannetmiyorum. Kafa yoracakları asıl önemli konu Kiev’in devamlı surette fon talep etmesi. Bu noktada kriz değil de serzenişler olacaktır. Bu konuda Amerika çok rahat olacaktır. Zira bizim bildiğimiz klasik soğuk ve sıcak savaş kavramlarından uzak, parasal çıkarları ön planda tutan bir Amerikan Başkanı için Ukrayna’nın yenilgisi veya zaferi çok da önemli değil. Ama Avrupa için Rus tehdidine karşı Ukrayna’nın tampon bölge olarak dimdik ayakta kalması hayati öneme sahip olduğu gibi bir beka sorunudur da.
Her ne kadar İngiltere Almanya ve Fransa. Fransa, askeri-sanayi kuruluşlarını savaş durumuna göre yeninden düzenlese de, her ne kadar Almanya BMW ile Mercedes fabrikaları insansız hava araçları ve diğer sistemlerin üretimi için yeniden dizayn etmeye başlasa da bu hemen yanı başlarında bulunan Nükleer güç tehdidine karşı yeterli gelemeyecektir.
Bu nedenle Avrupalıların Trump’ın isteklerine karşı çok da itiraz şansları bulunmuyor. “Amerika için NATO sapı olmayan bir bavula dönüştü, taşıması çok ağırlaştı”ysa o halde bavula sap veya sapları takacak olan da Avrupalılar olacaktır.
Son tahlilde İttifak Amerikan çıkarlarına tamamen boyun eğecek ve bu boyun eğmeler karşısında Amerika da ittifakın başını şefkatle okşayacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: