Özellikle toplumsal boyutlu travmalar üzerinden tarihi yeniden yorumlama yahut kurgulama yokuna sık sık giderler.
Çünkü onlar da çok iyi biliyorlar ki tarih ortak hafıza demmektir,günceli ortak hafızayla birleştirip doğru biçimde yorumlama demektir.
Zaman zaman ortak hafızanın istenmeyen bölümleri silinir, zaman zaman da istenen bölümleri defalarca tekrarlanır. Bu ,iktidarların iç ve dış politikadaki hedefleri/gayeleriyle doğrudan ilintilidir.
Örneğin Putin’in Ukrayna’nın doğusunu ele geçirme düşüncesini, hafızayı geri getirerek “ onları Türklere karşı biz koruduk” cümlesiyle meşrulaştırması yahut günümüz Rus yönetiminin ortak hafızanın bir bölümünü silmeye çalışması, yani Sovyet yönetimini eleştirmesi ortak hafızanın “hatırlanabilir ya da silinebilir” şeklinde kullanıldığına örnek olarak verilebilir.
Putin’nin “Ukrayna’yı Türklerden biz koruduk” cümlesi bizim ortak ya da ortak olmayan hafızamızla ilgili bizleri düşündürmeli aslında.
Neden mi?
Çünkü bizler halen tarihimizin belli bölümlerini kabullenip belli bölümlerini reddi miras yapıyoruz ama gelin görün ki bizim reddi miras yaptığımız bölümler rakiplerimiz tarafından reddedilmemiş görünüyor.
Yani “Türkler” ifadesi aslında Türkiye’nin Osmanlı’nın bir devamı olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor.
Demek ki reddi miras yapsak da, mirası sahiplensek de var olan gerçeklik kendini gizleyemiyor. Ama tabi bizler kendini gizleyemeyen gerçekliği gizlemeye devam ediyoruz.
Madem son parağraflarda Rusya odaklı gidiyor anlatımımız bir başka örnek verelim: Rusya’nın erken dönem (Osmanlı dönemi ilşkilerinde)tarih ders kitaplarında Türkler ve Türk Devletleri için “Savaşçı devlet” (voinstvennoe gosudartsvo) ve “tehlikeli düşman” (opasnıy vrag) kavramlarını kullandığını biliyor muyuz?
Anlaşılan o ki bu anlayış yakın dönem ders kitaplarında da kendini gösteriyor.
Putin’in “..Türklere karşı koruduk” sözünün altında yatan bir başka anlayış da Ortodoksluk ve Müslümanlık karşıtlığında “Hilal Haça Karşı” (Polumesjats protiv Kresta) anlayışıdır.
Bu anlayış konjonktürel veya stratejik ittifaklığın olduğu dönemlerde kendini göstermese de çıkar çatışmalarının yaşandığı dönemde uyanan bir canavar olarak karşımıza çıkar.
Ama ilginç olan şu ki: Ruslar Osmanlı’yı veya Türkleri “doğulu barbarlar” olarak nitelendirip Batılı, Avrupalı olmamakla itham edip Batıyla kıyaslarken diğer yandan bu gün olduğu gibi Batılıları kendisine düşman gören bir anlayışla hareket etmektedirler.
Bu tezatlık Kurtuluş Savaşımızın ilk dönemlerinde de kendini göstermişti. “Kızlı ordu” ve “Beyaz ordu” çekişmesinde Batılıları, kendilerine saldıran barbarlar olarak nitelemişlerdi. Bu dönemde “doğulu” olarak gördükleri Milli Mücadele Hareketini yönetenlere de destek vermişlerdi.
2000’li yıllarda her ne kadar ABD ve Batı’ya karşı bir çok alanda birbirlerini dengeleyici ittifaklara imza atsalar da Ruslar açısından “Osmanlı/Türkiye, Batı’nın gücünü dengelemek için zaman zaman Rusya’nın stratejik ittifaklar yapabileceği geçici ve güvenilmez bir partner olarak resmedilmektedir.”
Putin’in “Ukrayna’yı Türklerden biz koruduk” cümlesi (Bölüm 2)
Yayınlanma :
25.06.2026 09:31
Güncelleme
: 25.06.2026 09:31
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: