Geçmişte Putin’nin kurduğu “Ukrayna’yı Türklerden biz koruduk” cümlesi bizim ortak ya da ortak olmayan hafızamızla ilgili bizleri düşündürmeli aslında.
Neden mi?...
Ortak Hafıza
Bizler Tarih okumanın, öğrenmenin bir ulusun kolektif hafızasını inşa etmede, biçimlendirmede veya hafızasını dönüştürmede önemli bir etken hatta birincil etken olduğunu biliriz.
Tabi tarihin, sadece devletlerin resmi ideolojisini yansıtan yönlerinden bahsetmiyoruz.
Özellikle 80’li yıllardan itibaren tarihi bir takım pozitivist kuramlar üzerinden okumanın veya okutmanın olumsuzluklarını zaman içinde görmekteyiz aslında.
Söz gelimi milli şuurun önemsizleşmeye doğru everilmesi, vatan dışında dünyanın her hangi bir yerini vatan değil menfaat toprağı olarak görüp o topraklarda gerekirse vatanı aleyhine birtakım çalışmalarda bulunulması şeklinde aidiyetsizlik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Pozitivist bir bakış açısıyla ele alınan tarih tüm uluslarda ulusların milli ve manevi kimliklerinin tarihi olaylara etkisini ikinci plana atmış, birincil etken olarak devletlerin sahip oldukları maddi güçler görülmüştür.
Bir devletin siyaseti şekillendiren güç unsurları sırlanmak istendiğinde: Askeri güç, ekonomik zenginlik gibi maddi faktörlerin uluslararası siyaseti şekillendiren en önemli faktörler olduğu önümüze çıkar.
Milli ve Manevi güçten söz edilmesine bakmayın; sadece tamamlayıcı olgular olarak görülmesinden öte bir anlam taşımaz.
Yahut pozitivist/materyalist çıkarları meşrulaştırmak için bir araç olarak kullanılır;asıl etkenlerin maddi faktörler olduğu ve manevi faktörlerin materyalist çıkarlara hizmet etmekten öte bir anlam taşımadığı izlenimi uyandırılır.
Aslında 80’li yıllara kadar olan tarih anlayışı Avrupa ve ABD ülkelerinde biraz daha farklı, milli ve manevi unsurlara ağırlık veren bir anlayış vardı.
Örneğin İngiliz ulusal kimliğinin ve dış politikasının oluşumundaki ana etkenlerden biri Protestan kültür tarafından oluşturulan ortak Katolik düşmanlığı olmuş ve bu anlayış odağında kolektif bir hafıza oluşturulmuştur; zaten bir kimliğin oluşumunda “ötekileştirme” oldukça etkilidir.
Bir başka örnek de ABD için verilebilir. Soğuk Savaş döneminde var olma/yok olma söylemleri ve ortak bir düşman olarak Sovyetlerin hedef gösterilmesi tamamıyla milyonlarca benzemezin bir araya gelerek oluşturduğu bu devlete milli bir kimlik kazandırma amacından öte bir şey değildir.
Tabi ki Sovyetler ve devamı olan Rusya da aynı amaçla “tehdit” bazlı milli kimlik kazandırma yahut var olan milli kimliği daha işler hale getirme yoluna gitmiştir.
Her devlet/lider/iktidar, kendi tarihini bu günün çıkarlarına uygun biçimde şekillendirmekten geri kalmaz.
Putin’nin “Ukrayna’yı Türklerden biz koruduk” cümlesi (Bölüm )
Yayınlanma :
25.06.2026 09:30
Güncelleme
: 25.06.2026 09:30
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: