Kullandığım başlık, esasında bir kitabın adıydı: Amerikan Savaş Bakanı Pete Hegseth'in 2020 tarihli kitabının adı..
Şu ana kadar bu savaşın röntgenini defalarca çıkardık ve de çıkarmaya devam ediyoruz. Röntgenin yetmediği noktada tomografisine baktık ve her ikisi de aslında savaşın bir tarafı olan Amerika organizmasında, kendisini insani değerlerden uzaklaştıran kanser hücresinin hızla yayıldığını bize gösterdi; bu kanser hücresinin çıkış noktasının savaş bakanı Hegseth olduğunu da ..
Kontrolsüz büyümeyi siyaset olarak gören Hegseth’in, aslında Amerikan organizmasının temel taşlarını da yerinden oynattığını rahatlıkla görebiliyoruz. Bu nedenle Hesgeth’in bu organizmanın yapısıyla bu kadar fazla oynamasına izin veren Amerikan yönetiminin diğer üyeleri, bu aralar Hegseth’e açtıkları geniş alanı daraltma derdine düştüler. Onlar İran’la yapılacak mücadelenin sadece jeopolitik ve ekonomik çerçeveyle sınırlı kalacağını düşündüler belki de.
Ama öyle olmadı. Mücadele savaşa dönüştüğünde Hegseth’in “Deus Vult” yani “Tanrı böyle istiyor dövmesi ona göre bir anlam kazanmalıydı. 1. Haçlı seferinde insanları galeyana getirmek için kullanılan “Deus Vult”, bu dönemde de aynı amaca hizmet etmek için kullanılmaya çalışıldı.
Trump bu savaşa her ne kadar “narsistik ve de parasal bir düzlemde baksa da, savaşı yönetenin bu bakış açılarıyla çok da işi yok.
Geçtiğimiz yıllarda Hegseth’in Amerika’nın Ortadoğu politikasını değerlendirirken, ABD’nin geri çekilmesini, yalnızca stratejik bir hata değil, aynı zamanda “medeniyetin geri adımı” olarak gördüğünü biliyoruz. Yani onun için önemli olan tek şey, petrol gelirleri, kapitalist beklentiler ya da jeopolitik kazançlar değil, inanç temelli tatminkârlık.
Onun 2020’de yazdığı “American Crusade”, yani “Amerikalı haçlı seferi” kitabı da, Amerika’daki kültürel ve siyasi mücadeleyi haçlı seferi” metaforuyla ele alan bir anlatıydı. Kitabında, Amerika’nın verdiği mücadelenin siyasi rekabetten ziyade medeniyet olarak var oluşsal bir mücadele olduğunu defalarca dile getirmişti.
Kitabında kendi ülkesinden on binlerce uzaklıktaki Ortadoğu’da var olan İslami oluşumların dünya Amerikan halkı ve halkaları için bir tehdit olduğunu da sık sık vurgulamıştı. Yine kitapta Hegseth’in kullandığı en sık ifadelerden biri “Medeniyetler arası mücadele” ifadesiydi.
Bu ifadenin ayrıntısı bize elbette Hristiyanlık ’la İslam’ın mücadelesini anlatıyordu. Tabi bunun yanında kendi ülkesinde de iliklerine kadar hissettiği skolastik zihniyetini aşılamayı veya bu bağnaz düşünceyi hortlatmayı hedeflemişti.
Mesela kitabında “Kilise ve devletin ayrılması solcu folklorudur” ifadesi liberallere ve laiklere açılmış bir savaş olarak görülebilir.
Bu ifadeyle Hegseth “devlet din dayatmasın” diyenlerin niyetlerinin bozuk olduğunu ve bunların amacının dinin hem kamusal alanda hem de zihinlerden tamamen çıkarma amacını güttüğünü, ve zaman içinde dinini folklor gibi kültürel bir alışkanlık haline indirgeneceğini ve de bunun asla kabul edilemez olduğunu uzun uzun anlatıyor..
Tabi Hegseth’in arzuladığı “Haçlı seferi” onu arzu ettiği biçimiyle ilerlemiyor.
Haçlı seferinin başında olması gereken Papa bu defa savaşlardan çok memnun görünmüyor;dahası, “bir avuç tiranın dünyayı felakete sürüklediğini” düşünüyor.
Ayrıca Papa’nın, Amerikan askerlerinin Hegseth öncülüğünde Ortaçağ’ın Hristiyan ordusu gibi “Mass” düzenlemesine ilişkin “Hristiyan misyonunun çarpıtıldığını” söylemi, Hegseth’in “patronu” olduğu Pentagon tarafından “Halkı askerlerimiz için dua etmeye teşvik etmek tartışmalı bir konu değil” tepkisiyle karşılaşınca, bu “Haçlı Seferi” birkaç şarlatanın zihninde, hedefi bulmayan psikolojik manipülasyondan öteye geçmeyen bir düşünce olarak kalmaya mahkum gibi görünüyor.
Yine de Ortçağdn kalma aklıyla hareket eden Hstegh Amerikan halkından her gün diz çökmelerini ve "İsa Mesih adına" askeri zafer için dua etmelerini istemekten vaz geçmiyor.
Tabi Hegseth kendisine II. Urbanus gibi bir Papa araya dursun mevcut Papa her fırsatta Hesgseth’i isim vermeden de olsa eleştirmeye devam ediyor. Geçenlerde Hegseth’in ismini vermeden onun arzusunu “İsa’nın yoluna tamamen yabancı olan bir kontrol arzusu” olarak tanımlayıp, Hristiyan misyonunun çoğu zaman bu arzular tarafından çarpıtıldığını söyledi.
Sanırım; "Yönettiğimizde kendimizi güçlü görme eğilimindeyiz. Tanrı bize bir örnek verdi. Nasıl yönetileceğine dair değil, nasıl özgürleştirileceğine dair; nasıl hayatı yok edeceğimize dair değil, nasıl hayat vereceğimize dair.” diyerek iyi bir Hümanist imajı veren Amerikalı XIV. Leo’nun en büyük şansızlığı kendi ideolojisine ters düşen bir Amerikan yönetimiyle karşılaşmasıdır.
Göğsünde Kudüs haçı dövmesi, kolunda ise "Deus Vult" (Tanrı istiyor) yazılı bir Haçlı savaş sloganı dövmesi bulunan Ortaçağdan kalma karanlık yüz II. Hegseth’in Papa’yla olan atışmalarından galip çıkıp çıkmayacağını zaman gösterecektir. Ama bu noktada Papa’nın galibiyeti için ona en büük yardımı yapacak olan da İran füzeleri ve düğümlediği Hürmüz olacaktır..Ve yine bir gayri Müslüm (tıpkı Yahudiler gibi) zümre bir kez daha Müslümanlardan tarafından kurtuluşa erdirilecektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: