Bir ülkenin ekonomisinin bel kemiği kimdir diye soracak olursanız, hiç düşünmeden "esnaf" derim. Çünkü sabahın ilk ışıklarıyla kepengini açan, akşam geç saatlere kadar alın teri döken, yanında çalışan personelin maaşını, devletin vergisini ve sigorta primini ödemek için mücadele eden kesim esnaftır.
Ancak bugün gelinen noktada esnafın sesi artık bir serzeniş olmaktan çıkmış, adeta bir isyana dönüşmüştür.
Gün içerisinde görüştüğüm çok sayıda esnafın ortak cümlesi şu oldu:
"Eski işler yok. Kazandığımız para masraflarımızı karşılamıyor. Personel giderlerini ödemekte zorlanıyoruz. Bir yandan SGK, bir yandan vergi dairesi sürekli kapımızda. Artık yeter, yakamızdan düşün."
Bu sözler, sadece birkaç kişinin değil, binlerce küçük işletmenin ortak feryadıdır.
Bugün bir kebapçıya, lokantaya, kafeye ya da mahalle esnafına gidin. Müşterilerin büyük bölümü alışverişini kredi kartıyla yapıyor. Devlet zaten yapılan satışın tamamını elektronik sistem üzerinden görüyor. Vergi kaçırmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Aynı şekilde sigortasız işçi çalıştırmanın da ağır yaptırımları var.
Hal böyleyken, dürüst çalışan, vergisini zamanında ödeyen, devletine karşı yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan esnafın sürekli cezalarla, denetimlerle ve borç yüküyle karşı karşıya bırakılması büyük bir adaletsizlik hissi oluşturuyor.
Elbette devlet denetim yapmalıdır. Vergi kaçıran da, kayıt dışı çalışan da hukuk önünde hesabını vermelidir. Buna kimsenin itirazı yok.
Ancak denetim ile baskı arasındaki ince çizgi iyi korunmalıdır.
Bugün birçok esnaf, iş yapamamaktan değil; kazandığını SGK primlerine, vergi ödemelerine, kira giderlerine, elektrik, doğalgaz ve personel maliyetlerine yetiştirememekten yakınıyor.
Asıl ihtiyaç duyulan şey yeni cezalar değil, yeni teşviklerdir.
Esnafın nefes almasını sağlayacak vergi düzenlemeleri, SGK primlerinde kolaylıklar, uygun faizli finansman destekleri ve üretimi artıracak ekonomik politikalar hayata geçirilmelidir.
Çünkü ayakta kalan her esnaf, istihdam demektir. Ayakta kalan her dükkân, bir ailenin geçimi demektir. Kapanan her iş yeri ise sadece bir kepengin inmesi değil; umutların, emeklerin ve yılların birikiminin de yok olmasıdır.
Ne yazık ki bugün toplumun her kesimi ekonomik sıkıntı yaşıyor. Vatandaş mağdur, emekli mağdur, işçi mağdur... Ama bu zincirin en ağır yükünü taşıyan kesimlerden biri de esnaftır.
Devletin görevi sadece vergi toplamak değildir. Aynı zamanda üreticisini, yatırımcısını ve esnafını yaşatmaktır.
Çünkü yaşatılan esnaf, ülke ekonomisini de yaşatır.
Artık esnafın sesine kulak verilmelidir.
Çözüm bekleyen insanlar, sürekli yeni yüklerle karşı karşıya bırakılmamalıdır.
Çünkü yok olan sadece dükkânlar değil; alın teriyle ayakta kalmaya çalışan binlerce insanın umudu oluyor.
Esnafın istediği ayrıcalık değil; adalet, anlayış ve nefes alabileceği bir ekonomik ortamdır.
Esnafın Yakasından Düşün Artık!
Yayınlanma :
12.06.2026 15:06
Güncelleme
: 12.06.2026 15:06
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: