Son günlerde haber bültenlerini açmaya, sosyal medyada birkaç dakika dolaşmaya ya da günlük hayatta yaşanan olaylara şöyle bir göz atmaya yeterli. İnsan ister istemez aynı soruyu soruyor: Ne oldu bize?
Bir kapı gıcırtısından, bir bakıştan, trafikte yaşanan en küçük anlaşmazlıktan dolayı insanların birbirine saldırdığı, hatta can aldığı bir döneme geldik. Bir zamanlar komşulukla, dayanışmayla, hoşgörüyle anılan toplumumuzda bugün öfke, tahammülsüzlük ve gerginlik hâkim olmaya başladı. Bu durumun üzerinde ciddi şekilde düşünmemiz gerekiyor.
Elbette hiçbir olay tek bir nedene bağlanamaz. Ancak görünen o ki ekonomik sıkıntılar, geçim derdi, işsizlik, borç yükü ve geleceğe dair belirsizlikler insanları her geçen gün daha fazla yıpratıyor. Maddi sorunlar zamanla manevi çöküntüyü de beraberinde getiriyor. İnsanlar sabah evinden stresle çıkıyor, akşam yine aynı stresle evine dönüyor.
Trafikte yaşanan kavgaların, sokakta çıkan tartışmaların ya da aile içindeki anlaşmazlıkların çoğu zaman görünen nedeni çok basit olabilir. Ancak buzdağının görünmeyen kısmında yılların biriktirdiği öfke, çaresizlik, kaygı ve tükenmişlik yatıyor. Bir korna sesi, bir söz ya da küçük bir tartışma aslında o birikmiş yükün patlamasına neden oluyor.
Ne yazık ki sabır kavramı hayatımızdan yavaş yavaş çekiliyor. İnsanlar birbirini dinlemiyor, anlamaya çalışmıyor. Herkes konuşuyor ama kimse karşısındakini duymuyor. Tahammül sınırları daraldıkça toplumsal huzur da zarar görüyor.
Oysa toplumları ayakta tutan sadece ekonomik güç değildir. Saygı, anlayış, hoşgörü ve empati de en az ekonomi kadar önemlidir. Birbirimizin derdini anlamaya çalışmadan, öfkemizi kontrol etmeyi öğrenmeden, çocuklarımıza sevgi ve saygıyı öğretmeden bu gidişatı tersine çevirmek mümkün görünmüyor.
Bugün belki de hepimizin aynaya bakıp kendimize şu soruyu sorması gerekiyor: Son zamanlarda kaç kişiye anlayış gösterdik? Kaç kişinin derdini dinledik? Kaç kez öfkemizi kontrol edip sağduyuyu tercih ettik?
Çünkü sorun sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve vicdani bir meseledir. Eğer bir kapı gıcırtısı bile insan hayatına mal olabilecek noktaya geldiyse, ortada hepimizin üzerine düşünmesi gereken ciddi bir problem var demektir.
Kaybettiğimiz sabrı, hoşgörüyü ve birbirimize olan saygımızı yeniden kazanmak zorundayız. Aksi halde her geçen gün biraz daha yalnızlaşan, biraz daha öfkelenen ve biraz daha birbirinden uzaklaşan bir toplum haline gelmemiz kaçınılmaz olacaktır.
Ne Oldu Bize?
Yayınlanma :
25.06.2026 10:29
Güncelleme
: 25.06.2026 10:29
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: