Türk futbolunun en büyük sorunlarından biri, henüz yolun başındaki genç oyuncuları bir anda göklere çıkarmamızdır. Bir futbolcu birkaç başarılı maç oynuyor, hemen "dünya yıldızı", "geleceğin Messi'si", "yeni Ronaldo" ilan ediliyor. Ardından omuzlarına kaldıramayacağı kadar büyük bir yük yükleniyor.
Bugün yaşanan hayal kırıklığında bunun izlerini açıkça gördük.
Sahada ne doğru dürüst pas yapabildik ne de oyun kurabildik. Milyonlarca insanın umut bağladığı karşılaşmada varlık gösteremedik. Sonuç ise hepimizi derinden üzdü.
Burada özellikle Arda Güler'i suçlamak doğru olmaz. Arda son derece yetenekli bir futbolcu. Ancak henüz kariyerinin başında olan bir genci, sanki futbol tarihinin en büyük yıldızlarından biriymiş gibi göstermek ona iyilik değil, kötülüktür.
Sahadaki görüntüye baktığınızda, sanki Messi, Ronaldo ya da Maradona gibi takım arkadaşlarına yön veren, oyunu tek başına değiştirecek bir oyuncu beklentisi oluşturuldu. Oysa böyle bir sorumluluğu tek bir futbolcunun omuzlarına yüklemek doğru değildir.
Öte yandan 40 yaşındaki Lionel Messi hâlâ sahada harikalar yaratıyor. Bunun nedeni yalnızca yeteneği değil; yılların birikimi, tecrübesi ve istikrarlı gelişimidir. Büyük futbolcular bir günde yetişmez. Sabır ister, emek ister, doğru yönlendirme ister.
Ne yazık ki biz ise gelecek vaat eden her futbolcuyu erken yaşta şımartıyor, abartılı övgülerle adeta ulaşılmaz bir noktaya koyuyoruz. Sonra işler beklendiği gibi gitmeyince aynı oyuncuları en sert şekilde eleştiriyoruz. Bu anlayış, nice yeteneğin futbol hayatını olumsuz etkiledi.
Futbolda başarı sadece bir oyuncuyla gelmez. Başarı; takım olabilmek, mücadele etmek, doğru plan yapmak ve sabır göstermekle gelir.
Bugün yaşanan mağlubiyet elbette hepimizi üzdü. 85 milyon insanın umutları kırıldı. Ancak bundan çıkarılması gereken en önemli ders, genç futbolcularımızı gereğinden fazla büyütmek yerine onların gelişimine katkı sağlamak olmalıdır.
Unutmayalım; yıldızlar manşetlerle değil, yıllar süren performanslarıyla doğar.
Yorumlar
Kalan Karakter: