İnsanlığın en temel ölçüsü; kendini savunamayacak durumda olanlara nasıl davrandığıdır. Bir toplum yaşlısına, çocuğuna, hastasına, engellisine sahip çıktığı kadar vicdan sahibidir. Bugün sosyal medyaya düşen ve İstanbul’daki bir yaşlı bakım evinde çekildiği iddia edilen görüntüler ise ne vicdana sığar ne insanlığa…
Kameralara yansıyan görüntülerde bakıma muhtaç yaşlı insanların itilip kakıldığı, aşağılandığı, hatta bir yaşlı bireyin yüzüne tükürüldüğü iddiaları toplumun vicdanını derinden yaraladı. Daha da korkuncu, bunu yapanların olayları sıradan bir iş yapıyormuş gibi rahat tavırlarla gerçekleştirmesi oldu. Çünkü bu görüntüler bize bir anlık öfkeyi değil, alışılmış bir düzeni gösteriyor.
Soruyorum şimdi… Bir insan, anne ya da baba yaşındaki savunmasız birine bunu nasıl yapabilir? Nasıl olur da ekmeğini bakımını üstlendiği insanların üzerinden kazanan biri, o insanlara şiddeti reva görür? Ve en önemlisi… Bu kadar olay yaşanmasına rağmen neden hâlâ caydırıcı cezalar uygulanmaz?
Biz yıllardır aynı şeyleri konuşuyoruz… Kadına şiddet… Çocuğa şiddet… Sokak hayvanlarına eziyet… Yaşlılara kötü muamele…
Her olaydan sonra birkaç gün tepki gösteriliyor, birkaç açıklama yapılıyor, sonra her şey unutuluyor. Unutulan her olay ise yeni bir vahşetin önünü açıyor.
Çünkü cezasızlık, kötülüğü cesaretlendirir.
Eğer bugün bir bakım evinde çalışan kişi yaşlı bir insanı itebiliyorsa, aşağılayabiliyorsa, ona insan değilmiş gibi davranabiliyorsa bunun en büyük sebebi “nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesidir. İşte asıl tehlike tam da burada başlıyor.
Bakım evleri ticarethane değil, emanet yeridir. Orada kalan her yaşlı; bir annenin duası, bir babanın alın teri, bir ömrün hikâyesidir. Hayatının son döneminde huzur bulması gereken insanların korkuyla yaşaması kabul edilemez. İnsanlar çocuk gibi yeniden bakıma muhtaç hale gelirken karşılarında şefkat değil zulüm görüyorsa, burada sadece birkaç personelin değil, denetim mekanizmasının da sorgulanması gerekir.
Bugün birçok aile endişeli… “Acaba bizim annemize, babamıza da böyle davranılıyor mu?” sorusu artık herkesin zihninde dolaşıyor. Çünkü bu görüntüler buzdağının görünen yüzü olabilir.
Biz söyleye söyleye dilimizde tüy bitti… Yaza yaza tükendik… Ama yine söylüyoruz: Bu ne ilk olacak ne de son…
Şayet bu insanlık dışı davranışların gerçek anlamda ağır cezaları, ciddi yaptırımları ve sürekli denetimleri olsaydı ne bu görüntüler ortaya çıkardı ne de kimse böyle bir vahşeti yapmaya cesaret ederdi.
Bir toplum yaşlısını koruyamıyorsa, aslında kendi geleceğini de koruyamıyor demektir. Çünkü bugün hor görülen o insanlar, dün bu ülkenin yükünü omuzlayanlardı.
Şimdi onlara düşen sadece biraz merhamet… Biraz saygı… Biraz insanlık…
Ama ne yazık ki gün geçtikçe en çok kaybettiğimiz şey de tam olarak bu oluyor:
İnsanlığımız…
İnsanlık mı..?
Yayınlanma :
08.05.2026 15:47
Güncelleme
: 08.05.2026 15:47
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: