Son yıllarda toplumun en hassas yarası haline gelen bir gerçek var: Akran zorbalığı. Okul koridorlarında başlayan bu karanlık tablo, artık sokaklara taşmış durumda. Üstelik mesele sadece çocukların birbirine uyguladığı baskı ve şiddetle sınırlı değil; bugün geldiğimiz noktada, kimsesiz ve sokakta yaşam mücadelesi veren insanlara yönelen saldırılarla daha da ürkütücü bir hal almış bulunuyor.
Bu tabloyu görmezden gelmek, sadece bugünü değil, yarını da kaybetmek anlamına gelir. Çünkü şiddet, görmezden gelindikçe büyür; cezasız kaldıkça cesaret bulur. Bugün bir arkadaşını dışlayan, aşağılayan ya da darp eden çocuk; yarın toplumun daha zayıf kesimlerine yönelen bir tehdit haline gelebilir. Nitekim bunun ilk sinyallerini sokakta yaşayan savunmasız insanlara yönelik saldırılarda açıkça görüyoruz.
Peki, bu noktaya nasıl geldik?
Aile içi iletişimin zayıflaması, eğitim sisteminde değerler eğitiminin geri planda kalması, sosyal medyada şiddetin sıradanlaştırılması ve en önemlisi de hukuki yaptırımların caydırıcılığını yitirmesi… Tüm bu unsurlar, çocukları ve gençleri şiddete daha yatkın hale getiriyor.
Buradan açıkça ifade etmek gerekiyor: Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. Hele ki kendini savunamayacak durumda olan insanlara yöneltilen saldırılar, sadece bireysel bir suç değil, toplumsal bir çöküşün habercisidir.
Yetkililere, özellikle de yargı mensuplarına büyük sorumluluk düşüyor. Bu tür suçların cezasız kalması, “yaparsam yanımda kalır” düşüncesini besliyor. Oysa adaletin hızlı ve caydırıcı bir şekilde işlemesi, bu gidişatı durdurmanın en önemli adımıdır.
Ancak çözüm sadece cezayla sınırlı değildir. Ailelere, öğretmenlere, yerel yönetimlere ve sivil toplum kuruluşlarına da önemli görevler düşüyor. Çocuklara empatiyi, saygıyı ve birlikte yaşam kültürünü öğretmek zorundayız. Onları sadece akademik başarıya değil, insan olmanın değerlerine de hazırlamalıyız.
Unutmayalım: Bugünün sessizliği, yarının felaketine dönüşebilir.
Eğer bu suçu görmezden gelmeye devam edersek, daha ağır bedeller ödemek kaçınılmaz olacaktır.
Artık susma değil, harekete geçme zamanı.
Daha fazla can yanmadan, daha fazla vicdan yaralanmadan bu gidişe “dur” demek zorundayız.
ŞİDDETİN GÖLGESİNDE BÜYÜYEN NESİL
Yayınlanma :
06.05.2026 11:43
Güncelleme
: 06.05.2026 11:43
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: