Son günlerde bölgemizde yaşanan gelişmeler, vatandaşın zaten hassas olan ruh halini bir kez daha ortaya koydu. İddialara göre İran’dan atılan bir balistik füze, NATO savunma sistemleri tarafından havada etkisiz hale getirildi ve parçalarının bir kısmı Dörtyol çevresine düştü. O anlarda bölgede bulunan İncirlik Hava Üssü çevresinde sirenlerin çalması ise başta Adana olmak üzere tüm bölgede kısa süreli bir panik ve endişeye neden oldu.
Vatandaşlar doğal olarak tedirgin oldu. Telefonlar peş peşe çaldı, insanlar birbirini aradı, “Ne oluyor?” sorusu dilden dile yayıldı. Bölgemizin stratejik önemi düşünüldüğünde böyle anlarda oluşan hassasiyetin anlaşılması zor değil. İnsanlar ailesini, çocuklarını, sevdiklerini düşünerek endişe yaşadı.
Tam da böylesine hassas bir atmosferin yaşandığı sırada ise akıllara durgunluk veren başka bir olay yaşandı. Adana’nın en işlek noktalarından biri olan Atatürk Caddesi üzerindeki bir okulda yapılan sözde “tatbikat”, zaten gergin olan ortamı daha da gerdi.
İddialara göre okul yönetimi tarafından gerçekleştirilen bu tatbikat sırasında yaşanan hareketlilik, çevrede bulunan vatandaşlar ve esnaf tarafından gerçek bir olay zannedildi. Doğal olarak insanlar telefonlarına sarıldı. Emniyet birimleri, yetkili kurumlar ve tanıdıklar aranarak durumun ne olduğu öğrenilmeye çalışıldı.
Kısa süre sonra bunun sadece bir tatbikat olduğu anlaşılınca çevrede derin bir nefes alındı. Ancak geriye şu soru kaldı: Böylesine hassas bir zamanda yapılan bu tatbikatın amacı neydi?
Elbette eğitim kurumlarında tatbikat yapılması son derece önemlidir. Deprem, yangın ya da acil durumlara hazırlıklı olmak her kurumun sorumluluğudur. Ancak tatbikatların da bir zamanı, yöntemi ve iletişim şekli vardır. Özellikle toplumun zaten gergin olduğu bir gün ve saatte, çevreye bilgi verilmeden yapılan bir uygulama, hazırlık olmaktan çok panik üretir.
Bu noktada insan ister istemez şunu soruyor:
Bu bir planlama hatası mıydı, yoksa gereksiz bir işgüzarlık mı?
Çünkü kamu düzeni ve toplumsal psikoloji hassas bir konudur. Özellikle sirenlerin çaldığı, bölgede füze söylentilerinin dolaştığı bir günün hemen ardından yapılan böyle bir tatbikat, vatandaşın korku ve endişesini artırmaktan başka bir işe yaramaz.
Çevre esnafının yaşadığı panik de bunun en açık göstergesidir. İnsanlar gerçek bir tehlike olduğunu düşünerek telefonlara sarılmış, yakınlarını aramış ve bilgi almaya çalışmıştır. Sonrasında gerçeğin ortaya çıkmasıyla rahatlama yaşansa da yaşanan o kısa süreli panik hafife alınacak bir durum değildir.
Kamu görevinde bulunan herkesin attığı adımın toplum üzerindeki etkisini düşünmesi gerekir. Hele ki eğitim kurumlarının yöneticileri, çocukların ve çevrenin güvenliği konusunda çok daha dikkatli olmak zorundadır.
Bazen insanın diline ağır sözler geliyor. Ama yine de nezaket sınırını korumaya çalışıyoruz. Fakat böylesi bir tablo karşısında vatandaşın söylediği bir söz her şeyi özetliyor:
“Yuh artık!”
Gerçekten de insanın söyleyecek çok sözü oluyor. Ama bazen tek bir cümle bile yaşananları anlatmaya yetiyor.
Sirenlerin Gölgesinde Bir Tatbikat
Yayınlanma :
05.03.2026 13:00
Güncelleme
: 05.03.2026 13:00
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: