Okul yolu evimizin sokağından geçer, öğrencilerin ellerinde belgeler yüzlerinde tebessüm. Bu gerçekten muazzam durum. Fakat bir soru varki kafamızı çok karıştırıyor. Başlık bunu anlatıyor.
Okulun bahçesi bayraklarla süslenmişti. Karne günüydü. Çocuklar heyecanlı, veliler gururlu, öğretmenler yorgun ama mutluydu. Masaların üzerinde rengârenk başarı belgeleri üst üste dizilmişti. Her biri parlak kâğıtlara basılmış, altın sarısı süslerle donatılmıştı.
Tören başladı.
Mikrofondan isimler okundukça öğrenciler sahneye çıkıyor, belgelerini alıyor, fotoğraflar çekiliyor, alkışlar yükseliyordu.
En arka sırada ise yaşlı bir hademe oturuyordu. Kırk yıldır okulun koridorlarını süpüren, nesiller büyüten bu adam sessizce olanları izliyordu.
Yanına gelen küçük bir öğrenci sordu:
— Amca, bu kadar çok belge dağıtılıyor. Demek ki herkes çok başarılı, öyle mi?
Yaşlı adam gülümsedi.
— Keşke başarı sadece kâğıtlarla ölçülebilse evlat.
Çocuk şaşkınlıkla baktı.
— Nasıl yani?
Yaşlı adam okulun bahçesindeki çınarı gösterdi.
— Şu ağacı görüyor musun?
— Evet.
— Ona her gün "sen büyüdün" diye yüz tane belge versek büyür mü?
— Hayır.
— Peki ne lazım?
— Su, güneş, emek.
— İşte başarı da böyledir.
Çocuk düşünmeye başladı.
Yaşlı adam sözlerine devam etti:
— Başarı; kopya çekmediğin halde düşük not aldığında dürüst kalabilmektir.
Başarı; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir.
Başarı; kitap okumak, araştırmak, merak etmek ve insan olmayı öğrenmektir.
Bunların belgesi olmaz evlat.
Tam o sırada kürsüden bir isim daha okundu. Alkışlar yükseldi.
Fakat yaşlı adamın gözleri başka bir öğrenciyi arıyordu.
Her sabah okuldan önce simit satan, sonra derse giren bir çocuk.
Annesine bakmak için çalışıp yine de derslerini bırakmayan bir kız.
Görme engelli arkadaşına teneffüslerde kitap okuyan sessiz bir öğrenci.
Onların elinde bazen hiç belge olmuyordu.
Ama hayatın görünmeyen defterinde en yüksek notlar onların hanesine yazılıyordu.
Tören bitti.
Belgeler dosyalara kaldırıldı. Fotoğraflar sosyal medyada paylaşıldı. Alkış sesleri yavaş yavaş dağıldı.
Fakat yaşlı hademenin aklında tek bir soru kaldı:
"Acaba öğrenciler mi başarılıydı, yoksa dağıtılan belgeler mi?"
Çünkü bazı zamanlar belgeler çoğalırken bilgi azalıyor, takdirler artarken emek görünmez hâle geliyor, herkes kazanmış görünürken gerçek başarı sessizce bir köşede bekliyordu.
O gün okulun bahçesindeki yaşlı çınar, rüzgârın diliyle sanki şunu fısıldıyordu:
"Başarı, duvara asılan bir kâğıt değildir; insanın karakterine işlenen bir izdir. Belgeler zamanla sararır, ama emek ve ahlak ömür boyu parlar."
Yorumlar
Kalan Karakter: