Bir şehrin kaderi çukurlara teslim edilir mi?
Edilir mi edilmez mi bilmem ama Adana'da bunun canlı örneğini yaşıyoruz.
Caddeye çıkıyorsunuz çukur.
Sokağa giriyorsunuz çukur.
Bulvara dönüyorsunuz çukur.
Mahalle arasına sapıyorsunuz çukur.
Sanki yol değil, mayın tarlasında araç kullanıyoruz.
Artık Adanalılar adres tarif ederken bile yol ismi vermiyor.
"Şu büyük çukurdan sağa dön, iki derin çukuru geç, üçüncü kasisten sonra sola sap" diye tarif ediyor.
Araç sahipleri sanayi ile ev arasında mekik dokuyor. Amortisörler, rotlar, balanslar, lastikler isyan ediyor. Tamirciler bayram ederken vatandaşın cebi her gün biraz daha boşalıyor.
Soruyorum,
Belediyeler hayatı kolaylaştırmak için seçilmedi mi..?
Vatandaşın konforu için oy istemediniz mi..?
Peki bu yollar neden köstebek yuvasına döndü..?
Yama yapılıyor,
Bir yağmur yağıyor, yama gidiyor.
Bir hafta geçiyor, çukur geri geliyor.
Bir ay geçiyor, aynı yere bir kez daha yama yapılıyor.
Adanalı artık geçici pansuman değil, kalıcı tedavi istiyor.
Bu şehir yama belediyeciliğinden yoruldu.
Her seçim döneminde asfalt sözleri havada uçuşuyor ama direksiyon başına geçen vatandaş asfaltı değil, çukuru hissediyor.
Merak ediyorum,
Bu yolları yönetenler hiç mi bu caddelerden geçmiyor..?
Hiç mi araçlarının tekeri bu çukurlara düşmüyor..?
Hiç mi direksiyon başında yaşanan eziyeti görmüyor..?
Çünkü görenin sessiz kalması mümkün değil.
Adana Türkiye'nin dördüncü büyük şehri.
Bu kadim kente çukurlar değil, modern yollar yakışır.
Yama değil bilimsel altyapı gerekir.
Günü kurtaran çözümler değil, yıllarca dayanacak asfalt gerekir.
Vatandaş artık sabrının son çukuruna gelmiştir.
Çünkü yollar sadece asfalt değildir.
Yollar medeniyettir.
Yollar hizmettir.
Yollar şehre duyulan saygıdır.
Bugün Adana'nın yolları, bu saygıyı göremediğini haykırmaktadır.
Duyun bu çığlığı efendiler, duyun artık. Asfaltla başlayın yolları yeniden yapın.
Yorumlar
Kalan Karakter: